MEZHEPLER VE DiNiMiZ

sad saff saffat
esariler
mutezile
havaric
maturidiyye
sufiler
si`a (el isna asariye)
bahaiyye
ibadiyye
durziler
hristiyanlar
tansir cemaati
istisrak
baticilik
laiklik
masonluk
siyonistlik
yahudilik
islam tarihi
tevhidin manasi ve kisimlari
islam-iman ve rukunleri
kuran meali
bakara,beled,beyyine,buruc meali
casiye,cin,cuma meali
duha,duhan meali
enfal,en`am,enbiya meali
fatir,fatiha.fecr,felak
fetih,fil,furkan,fussilet
gasiye meali
hac,hadid,hakka,hasr,hicr
hucurat,hud,humeze meali
brahim ihlas ikra infitar insan
insikak insirah isra
kadir kaf kafirun kalem kamer
karia kasas kehf kevser
kiyamet kureys
leyl lokman
maide
maun mearic
muhammed
mutaffifin
mucadele muddesir
mulk mumin
muminin mumtehine
murselat muzzemmil
nahl nas nasr
naziat nebe necm
nisa nuh nur
rad rahman rum
sad saff saffat
sebe secde
sems suara sura
taha tahrim talak
tebbet tegabun tekasur
tekvir tevbe tin
tur
vakia
ameli mezheplerimiz

Sad Suresi
   Tefsir İçin Ayet Numaralarını Tıklayınız
Mekke'de inmiştir. 88 âyettir. İsmini birinci âyette yer alan Sâd harfinden alır.

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm 
 Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Sâd. Öğüt veren Kur'an'a yemin ederim ki,
2. Küfredenler, (iddia ettiklerinin) aksine, birgurur ve tefrika içindedirler. 
3. Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik.  O zaman feryat ettiler. Halbuki artık kurtulma zamanı değildi. 
4. Aralarından kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve kâfirler: Bu pek yalancı bir sihirbazdır! 
5. Tanrıları, tek tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir! dediler.
6. Onlardan ileri gelenler: Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. 
7. Son dinde de bunu işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır. 
8.Kur'an aramızdan Muhammed'e mi indirildi? diyerek kalkıp yürüdüler. Belki, bunlar Kur'an'ım hakkında şüphe içine düştüler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar. 
9. Yoksa azîz ve lütufkâr olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır! 
10. Yahut göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyleyse (göklerin) yollarında yükselsinler (görelim)! 
11. Onlar, çeşitli guruplardan oluşmuş bir ordudur; işte şurada bozguna uğratılacaklardır.
12. Onlardan önce Nuh kavmi, Âd kavmi, kazıklar sahibi Firavun da, yalanladılar. 

13. Semûd, Lût kavmi ve Eyke halkı da (peygamberleri) yalanladılar. İşte bunlar da (peygamberlere karşı) birleşen topluluklardır. 
14. Onların her biri gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden (kendilerine) azabım hak oldu. 
15. Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler. 
16. Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver, dediler. 
17. (Resûlüm!) Onların söylediklerine sabret, kulumuz  Davud'u, o kuvvet sahibi zatı hatırla. O, hep Allah'a yönelirdi. 
18. Biz, dağları onun emrine vermiştik.Akşam sabah onunla beraber tesbih ederlerdi. 
19. Kuşları da toplu halde onun emri altına vermiştik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih   ederlerdi. 
20. Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş; ona hikmet ve güzel konuşma vermiştik. 
21. (Ey Muhammed!), Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mâbedin duvarına tırmanmışlardı. 
22.Davud'un yanına girmişlerdi de Dâvud onlardan korkmuştu. "Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız, aramızda adaletle hükmet,  haksızlık etme; bize doğru yolu göster" dediler. 
23. (Onlardan biri:) Bu,  kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken "Onu da bana ver" dedi ve tartışmada beni yendi. 
24. Davud: Andolsun ki,  senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu, birbirlerinin haklarına tecâvüz ederler. Yalnız iman edipde iyi işler yapanlar müstesna. Bunlar da ne kadar az! dedi. Davud, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah'a yöneldi. 
25. Sonra bu tutumundan dolayı onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır. 
26. Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. Hevâ ve hevese uyma, sonra bu seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin bir azap vardır. 
27. Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri biz boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Vay o inkâr edenlerin ateşteki haline! 
28. Yoksa biz, iman edipde iyi işler yapanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Veya  (Allah'tan) korkanları yoldan çıkanlar gibi mi sayacağız? 
29. (Resûlüm!) Sana bu mübarek Kitab'ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.
30. Biz Davud'a Süleyman'ı verdik. Süleyman ne güzel bir kuldu! Doğrusu o, daima Allah'a yönelirdi. 
31. Akşama doğru kendisine, üç ayağının üzerine durup  bir ayağını tırnağının üzerine diken çalımlı ve safkan koşu atları sunulmuştu.
32. Süleyman: Gerçekten ben mal sevgisini, Rabbimi anmak için istedim, dedi. Nihayet güneş battı. (O zaman:)
33. Onları (atları) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı. 
34.Andolsun biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bırakıverdik, sonra o, yine eski haline döndü. 
35. Süleyman: Rabbim! Beni bağışla; bana, benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver. Şüphesiz sen, daima bağışta bulunansın, dedi. 
36. Bunun üzerine biz rüzgarı onun emrine verdik.Onun emriyle  istediği yere yumuşacık akardı. 
37.Dalgıç ve yapı ustası şeytanları da. 
38.Ve daha diğerlerini de zincirlerde bağlı olarak (Onun emrine verdik.) 
39. "İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister (elinde) tut; hesapsızdır" dedik. 
40. Doğrusu onun, bizim katımızda büyük bir değeri ve güzel bir yeri vardır. 
41. (Resûlüm!) Kulumuz Eyyub'u da an. O, Rabbine: Doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi, diye seslenmişti. 
42. Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su(dedik). 
43. Bizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bağışladık. 
44. Eline bir demet  sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyub'u sabırlı bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah'a yönelirdi. 
45. (Ey Muhammed!), Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim, İshak ve Ya'kub'u da an.
46. Biz onları özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlâslı kimseler kıldık. 
47. Doğrusu onlar bizim katımızda seçkin iyi kimselerdendir. 
48. İsmail'i, Elyesa'yı, Zülkifl'i de an. Hepsi de  iyilerdendir. 
49. İşte bu, bir hatırlatmadır. Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır. 
50. Kapıları yalnızca kendilerine açılmış Adn cennetleri vardır. 
51. Onlar koltuklara yaslanıp kurularak orada bir çok meyveler ve  içecekler isterler. 
52. Yanlarında, eşlerinden başkasına bakmayan, kendilerine yaşıt güzeller vardır. 
53. İşte, hesap günü için size vâdolunan şeyler bunlardır. 
54. Şüphesiz bu, bizim verdiğimiz rızıktır. Ona bitmek ve tükenmek yoktur. 
55. Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır.
56. Onlar cehenneme girecekler.  Orası ne kötü bir kalma yeridir. 
57.İşte bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar 
58. Buna benzer daha türlü türlü başkaları da vardır. 
59.İşte bu sizinle beraber cehenneme girecek topluluktur (denildiğin de, liderler:) Onlar rahat  yüzü görmesin (derler) Onlar mutlaka ateşe gireceklerdir. 
60 . (Liderlere uyanlar ise:) Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yerdir!derler. 
61. Yine onlar: Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azabını iki kat artır! derler. 
62. (İnkârcılar) derler ki: Kendilerini dünyada  iken kötülerden saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz? 
63. Alaya aldığımız onlar değil miydi? Yoksa (buradalar da) onları gözden mi kaçırdık? 
64. İşte bu, cehennem ehlinin tartışması, şüphesiz bir gerçektir. 
65. (Resûlüm!) De ki: Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve kahhâr olan Allah'tan başka bir tanrı yoktur. 
66. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi (olan Allah) üstündür, çok bağışlayıcıdır. 
67. De ki: "Bu büyük bir haberdir." 
68. "Ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz." 
69. Onlar orada tartışırken benim mele-i a'lâ hakkında hiçbir bilgim yoktu. 
70. Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor. 
71. Rabbin meleklere demişti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. 
72. Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın!
73. Bütün melekler toptan secde ettiler. 
74. Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu. 
75. Allah! Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni meneden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin? dedi.
76. İblis: Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.
77. Allah: Çık oradan (cennetten)! Sen artık kovulmuş birisin. 
78. Ve ceza gününe  kadar lânetim senin üzerindedir! buyurdu. 
79. İblis: Ey Rabbim! O halde tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver, dedi. 
80. Allah: "Haydi, sen mühlet verilenlerdensin.'' 
81. "O bilinen güne kadar" buyurdu.

82. İblis: Senin mutlak kudretine andolsun ki, onların hepsini mutlaka azdıracağım."
83."Ancak onlardan  ihlâslı kulların hariç" dedi. 

84. Allah buyurdu ki, "O doğru ben hep doğruyu söylerim." 
85. "Mutlaka sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım!."
86. (Resûlüm!) De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim.
87. Bu Kur'an, ancak âlemler için bir öğüttür. 
88. Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra çok iyi öğreneceksiniz.

 

 

Saff Suresi
Tefsir İçin Ayet Numaralarını Tıklayınız
Medine'de nazil olmuştur. 14 âyettir. Adını, müminlerin saf tutarak Allah yolunda savaştıklarını bildiren 4. âyetinden almıştır.
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'ı tesbih eder. O, üstündür, hikmet sahibidir.
2. Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? 
3. Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır. 
4. Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir yapı gibi saf bağlayarak savaşanları sever. 
5. Bir zaman Musa kavmine: Ey kavmim! Benim, Allah'ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde niçin beni incitiyorsunuz? demişti. Onlar yoldan sapınca,  Allah da kalplerini saptırmıştı. Allah, fâsıklar topluluğunu doğru yola iletmez. 
6. Hatırla ki, Meryem oğlu İsa: Ey İsrailoğulları! Ben size Allah'ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim, demişti. Fakat o, kendilerine açık deliller getirince: Bu apaçık bir büyüdür, dediler. 
7. İslâm'a çağırıldığı halde Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir! Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez. 
8. Onlar ağızlarıyla Allah'ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler  istemeseler de Allah nûrunu tamamlayacaktır. 
 9. Müşrikler istemeseler de dinini bütün dinlere üstün kılmak için Peygamberini hidayet ve hak ile gönderen O'dur. 
10. Ey iman edenler! Sizi acı bir azaptan  kurtaracak ticareti size göstereyim mi? 
11. Allah'a ve Resûlüne inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. 
12. İşte bu takdirde O, sizin günahlarınızı bağışlar, sizi zemininden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur. 
13. Seveceğiniz başka bir şey daha var: Allah'tan yardım ve yakın bir fetih. Müminleri (bunlarla) müjdele. 
14. Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olun. Nitekim Meryem oğlu İsa havârîlere: Allah'a (giden yolda) benim yardımcılarım kimdir? demişti. Havârîler de: Allah (yolunun) yardımcıları biziz, demişlerdi. İsrailoğullarından bir zümre inanmış, bir  zümre de inkâr etmişti. Nihayet biz inananları, düşmanlarına karşı destekledik. Böylece üstün geldiler.

Enter supporting content here

Saffat Suresi
Tefsir İçin Ayet Numaralarını Tıklayınız
Adını, saf tutmuş meleklere işarat eden ilk âyetten alan ve kâinattaki güçlerden söz eden bu sûre, Mekke'de inmiştir, 182 âyettir.



Eûzübillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm

1. Saf saf dizilenlere, 2.O haykırıp sürenlere, 3.Ve o zikir okuyanlara, 4.Yemin ederim ki, ilâhınız birdir. 5.O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, hem de  doğuların Rabbidir.  6.Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik. 7.Ve (gökyüzünü)  itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk.  8.Onlar, artık mele-i a'lâ'ya (yüce topluluğa)  kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar. 9.Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır. 
10.Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip  geçen bir parlak ışık takip eder. 11.Şimdi sor onlara! Yaratma bakımından onlar mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (insanlar) mı? Şüphesiz biz kendilerini yapışkan bir  çamurdan yarattık. 12.Hayır, sen şaşıyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar. 13.Kendilerine öğüt verildiği vakit öğüt almazlar. 14.Bir mucize görseler alay ederler. 15.Bu ancak açık bir büyüdür, derler. 16."Gerçekten biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, diriltileceğiz?"  17."İlk atalarımızda mı (diriltilecek)?" 18.De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak (diriltileceksiniz). 19. O (diriltme) korkunç. bir sesten  ibaret olacak, o anda hemen onların gözleri açılıp etrafa bakacaklar. 
20.(Durumu gören kâfirler:) Eyvah bize! Bu ceza günüdür, derler. 21.İşte bu; yalanlamış olduğunuz hüküm  günüdür. 22.(Allah, meleklerine emreder:) ''Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve tapmış olduklarını toplayın''. 23.''Allah'tan başka . Onlara cehennemin yolunu gösterin''.  24.''Onları tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekilecekler! 25. Size ne oldu ki  birbirinize yardım etmiyorsunuz? 26.Evet, onlar o gün zilletle boyun eğeceklerdir. 27.(İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini  sorumlu tutmaya çalışırlar. 28.(Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize sağdan gelirdiniz (sûreti haktan görünürdünüz) derler. 29.(Ötekiler de:) "Bilâkis, derler, siz inanan  kimseler değildiniz". 
30."Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Fakat siz kendiniz azgın bir toplum idiniz." 31."Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı) mutlaka tadacağız."  32. "Biz sizi azdırdık. Çünkü kendimiz de azmıştık."  33. Şüphesiz o gün onlar azapta ortaktırlar. 34.İşte biz, suçlulara böyle yaparız. 35.Çünkü onlara: Allah'tan başka tanrı yoktur, denildiği zaman kibirle direnirlerdi. 36."Mecnun bir şair için biz tanrılarımızı bırakacak mıyız?" derlerdi. 37.Hayır! O, gerçeği getirdi ve peygamberleri de doğruladı. 38.Kuşkusuz siz acı azabı  tadacaksınız. 
39.Çekeceğiniz ceza yapmakta olduğunuzdan başka bir şeyin cezası değildir. 40.(Bu azaptan) Ancak Allah'ın hâlis kulları istisnâ edilecek. 41.Bunlar için bilinen bir rızık vardır. 42. (Türlü türlü) meyveler vardır. Ve onlar ağırlanırlar. 43. Naîm cennetlerinde. 44.Tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar. 45.Onlara pınardan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır. 46.Berraktır, içenlere lezzet verir. 47.O içkide ne sersemletme vardır ne de onunla sarhoş olurlar. 48.Yanlarında güzel bakışlarını yalnız onlara tahsis etmiş, iri gözlü eşler vardır. 49.Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyazdır.  50.İşte o zaman, birbirlerine dönerek soracaklar. 
51.İçlerinden biri: "Benim, bir arkadaşım vardı" der. 52.Derdi ki: Sen de inananlardan mısın? 53.Biz ölüp kemik, sonra da toprak haline geldiğimiz zaman (diriltilip) cezalanacak mıyız? 54.(O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf mısınız? dedi. 55.İşte o zaman konuşan baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü. 56."Yemin ederim ki, sen az daha beni de helâk edecektin. 57.Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum" dedi. 58.Birinci ölümümüz hariç, bir daha biz ölmeyecek miyiz? 59.Yalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azâba da uğratılmayacağız ha?!" 60.Şüphesiz bu, büyük kurtuluştur. 61.Çalışanlar, böylesi bir kurtuluş için çalışsınlar. 
62.Şimdi ziyafet olarak, cennet ehli için anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?. 63.Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) kıldık. 64.Zira o, cehennemin dibinde bitip yetişen bir ağaçtır. 65.Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir. 66.(Cehennemdekiler) ondan yerler ve karınlarını ondan doldururlar. 67.Sonra zakkum yemeğinin üzerine onlar için, kaynar su karıştırılmış bir içki vardır. 68.Sonra kesinlikle onların dönüşü, çılgın ateşe olacaktır. 69.Kuşkusuz onlar atalarını dalâlette buldular. 70.Şimdi de kendileri onların peşlerinden koşturuyorlar. 71.Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalâlete düştü. 72.Kuşkusuz, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.
73.Uyarılanların âkıbetinin ne olduğuna bir bak!  74.Allah'ın ihlâslı kulları müstesna. 75.Andolsun, Nuh bize yalvarıp yakardı. Biz de duayı ne güzel kabul ederiz! 76.Kendisini ve ailesini büyük felâketten kurtardık. 77.Biz  yalnız Nuh'un soyunu kalıcı kıldık. 78.Sonradan gelenler içinde ona iyi bir nam bıraktık 79.Bütün âlemlerden Nuh'a selam olsun! 80.İşte biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. 81.Zira o, bizim inanmış kullarımızdan idi. 82.Nihayet ötekileri (inanmayanları) suda boğduk. 83.Şüphesiz İbrahim de onun (Nuh'un) milletinden idi. 84.Çünkü Rabbine kalb-i selîm ile geldi. 
85.Hani o, babasına ve kavmine: Siz kime kulluk ediyorsunuz? demişti. 86."Allah'tan başka bir takım uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz?" 87."O halde âlemlerin Rabbi hakkındaki görüşünüz nedir?"  88. Bunun üzerine İbrahim yıldızlara şöyle bir baktı. 89.Ben hastayım, dedi. 90.Ona arkalarını dönüp gittiler. 91.Yavaşça putlarının yanına vardı.(Oraya konmuş yemekleri görünce:)Yemiyormusunuz? 92.Neden konuşmuyorsunuz? dedi. 93.Bunun üzerine, yanlarına gelip sağ eliyle vurdu (kırıp geçirdi.)  94.(Putperestler) koşarak İbrahim'e geldiler. 95.İbrahim: Yonttuğunuz  şeylere mi ibadet edersiniz! 96.Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı, dedi.
97.Onun için bir bina yapın ve derhal onu ateşe atın! dediler. 98.Böylece ona bir tuzak kurmayı istediler. Fakat biz onları alçaklardan kıldık. 99.(Oradan kurtulan İbrahim:) "Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek". 100.O : "Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir evlat ver", dedi. 101.İşte o zaman biz onu uslu bir oğul ile müjdeledik. 102.Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi. 103.Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca:  104.Biz ona: " Ey İbrahim!" diye  seslendik. 
105.Rüyayı gerçekleştirdin.Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. 106.Bu,  gerçekten, çok açık bir imtihandır. 107.Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik. 108.Geriden gelecekler arasında ona (iyi birnam) bıraktık:  109.İbrahim'e selam! dedik.110.Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. 111.Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandır. 112.Sâlihlerden bir peygamber olarak O'na (İbrahim'e) İshak'ı müjdeledik. 113.Kendisini ve İshak'ı mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi  kimseler olacağı gibi, kendine açıktan açığa kötülük edenler de olacak. 
114.Andolsun  biz Musa'ya da Harun'a da nimetler verdik. 115.Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan  kurtardık. 116.Kendilerine yardım ettik de galip gelen onlar oldu. 117.Her ikisine de apaçık anlaşılan bir kitabı (Tevrat'ı) verdik. 118.Her ikisini de doğru yola ilettik. 119.Sonra gelenler içinde, namlarına şunu bıraktık. 120.Musa ve Harun'a selam olsun. 121.Doğrusu biz, iyileri böylece mükâfatlandırırız. 122.Şüphesiz, ikisi de mümin kullarımızdandı.  123. İlyas da şüphe yok ki, peygamberlerdendi. 124.(İlyas) milletine:  (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız? 125.Yaratanların en iyisini bırakıp da Ba'l'e mi taparsınız? demişti.
126."Sizin de Rabbiniz, sizden önce gelen atalarınızın da Rabbi olan Allah'ı?" 127.Bunun üzerine İlyas'ı yalanladılar. Onun için onların hepsi (cehenneme) götürüleceklerdir. 128.Ancak Allah'ın ihlâslı kulları müstesna. 129. Sonra gelenler içinde, kendisine bir ün bıraktık, 130."İlyas'a selâm!" dedik. 131.Şüphesiz biz,  iyileri işte böyle mükâfatlandırırız. 132.Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı. 133.Lûtda elbette peygamberlerdendi. 134. Hani biz Lût'u ve ailesinin hepsini kurtardık. 135.Ancak geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, 136.Sonra diğerlerini yok ettik. 137.(Ey insanlar!) Siz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz:sabahleyin
138.Ve  geceleyin. Hâla akıllanmayacak mısınız?  139.Doğrusu Yunus da gönderilen  peygamberlerdendi. 140.Hani o, dolu bir gemiye binip kaçmıştı. 141.Gemide olanlarla  karşılıklı kur'a çektiler de kaybedenlerden oldu. 142.Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu. 143.Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, 144.Tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı. 145.Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık. 146.Ve üstüne (gölge yapması için) kabak türünden geniş yapraklı bir nebat bitirdik. 147.Onu, yüz bin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik. 148.Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık. 
149.Putperestlere sor: Kızlar Rabbinin de erkekler onların mı? 150.Yoksa biz melekleri onların gözü önünde kız olarak mı yarattık? 151.Dikkat edin, kesinlikle yalan uydurup söylüyorlar ki; 152."Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar. 153.Allah, kızları oğullara tercih mi etmiş!  154.Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz? 155.Hiç düşünmüyor  musunuz? 156.Yoksa sizin açık bir deliliniz mi var? 157.Doğru sözlülerden iseniz,  kitabınızı getirin! 
158.Allah ile cinler arasında da bir soy birliği uydurdular. Andolsun, cinler de kendilerinin hesap yerine götürüleceklerini bilirler. 159.Allah, onların isnat  edegeldiklerinden yücedir, münezzehtir. 160.Allah'ın ihlâsa erdirilmiş kulları  müstesnadır (onlar azap görmeyeceklerdir). 161.Sizler ve taptığınız şeyler! 162.Hiçbiriniz, Allah'a karşı azdırıp saptıramazsınız. 163.Cehenneme girecek kimseden başkasını. 164."(Melekler şöyle derler:) Bizim her birimiz için, bilinen bir makam vardır." 165."Şüphesiz biz,orada sıra sıra dururuz." 166."Ve şüphesiz Allah'ı tesbih ederiz." 167."Putperestler şöyle diyorlardı". 168."Eğer öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı", 169. "Mutlaka Allah'ın ihlâslı kulları olurduk!". 170.İşte şimdi onu inkâr ettiler. Ama ileride bileceklerdir! 171.Andolsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir: 
172.Onlar mutlaka zafere ulaşacaklardır. 173.Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir. 174.Onun için sen bir süreye kadar onlara aldırma. 175.Onların halini gör, onlar da görecekler. 176.Azabımızı acele mi istiyorlar? 177.Azap yurtlarına indiğinde, uyarılanların sabahı ne kötü olur! 178.Sen bir zamana kadar onlara aldırma. 179.Onların halini gör, onlar da göreceklerdir. 180.Senin izzet sahibi   Rabbin, onların isnat etmekte oldukları vasıflardan yücedir, münezzehtir. 181.Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun! 182.Alemlerin Rabbi olan Allah'a da  hamd olsun!

hidayet akinci
00 20 12 472 14 93 akinci70@yahoo.com