MEZHEPLER VE DiNiMiZ

rad rahman rum
esariler
mutezile
havaric
maturidiyye
sufiler
si`a (el isna asariye)
bahaiyye
ibadiyye
durziler
hristiyanlar
tansir cemaati
istisrak
baticilik
laiklik
masonluk
siyonistlik
yahudilik
islam tarihi
tevhidin manasi ve kisimlari
islam-iman ve rukunleri
kuran meali
bakara,beled,beyyine,buruc meali
casiye,cin,cuma meali
duha,duhan meali
enfal,en`am,enbiya meali
fatir,fatiha.fecr,felak
fetih,fil,furkan,fussilet
gasiye meali
hac,hadid,hakka,hasr,hicr
hucurat,hud,humeze meali
brahim ihlas ikra infitar insan
insikak insirah isra
kadir kaf kafirun kalem kamer
karia kasas kehf kevser
kiyamet kureys
leyl lokman
maide
maun mearic
muhammed
mutaffifin
mucadele muddesir
mulk mumin
muminin mumtehine
murselat muzzemmil
nahl nas nasr
naziat nebe necm
nisa nuh nur
rad rahman rum
sad saff saffat
sebe secde
sems suara sura
taha tahrim talak
tebbet tegabun tekasur
tekvir tevbe tin
tur
vakia
ameli mezheplerimiz

Rad Suresi
Tefsir İçin Ayet Numaralarını Tıklayınız
Mekke'de nazil olmuştur.43 âyettir. Sûrenin 13. âyetinde gök gürültüsü manasına gelen "Ra'd" kelimesi zikredildiği için sûreye bu ad verilmiştir.
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Elif. Lâm. Mîm. Râ. Bunlar, Kitab'ın âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktır, fakat insanların çoğu inanmazlar. 
2. Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra Arş'a istivâ eden, güneşi ve ayı emrine boyun eğdiren Allah'tır. (Bunların) her biri muayyen bir vakte kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize  kavuşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip âyetleri açıklamaktadır. 
3. Yeri döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan ve orada  bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O'dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için ibretler vardır. 
4. Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar, üzüm bağları, ekinler, bir kökten ve çeşitli
köklerden dallanmış hurma ağaçları vardır. Bunların hepsi bir su ile sulanır. (Böyle  iken) yemişlerinde onların bir kısmını bir kısmına üstün kılarız. İşte bunlarda akıllarını kullanan bir toplum için ibretler vardır. 
5. (Resûlüm! Kâfirlerin seni yalanlamalarına) şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların: "Biz toprak olduğumuz zaman yeniden mi yaratılacağız?" demeleridir. İşte onlar, Rablerini inkâr edenlerdir; işte onlar  (kıyamet gününde) boyunlarında tasmalar bulunanlardır. Ve onlar ateş ehlidir. Onlar, orada ebedî kalacaklardır! 
6. (Müşrikler) senden iyilikten önce kötülüğü çabucak istiyorlar. Halbuki onlardan önce ibret alınacak nice azap örnekleri gelipgeçmiştir. Doğrusu insanlar kötülük ettikleri halde Rabbin onlar için mağfiret sahibidir. (Bununla beraber) Rabbinin azabı da çok şiddetlidir. 
7. Kâfirler diyorlar  ki: Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! (Halbuki) sen ancak bir uyarıcısın ve  her toplumun bir rehberi vardır. 
8. Her dişinin neye gebe kalacağını, rahimlerin neyi eksik, neyi ziyade edeceğini Allah bilir. Onun katında her şey ölçü iledir.
9. O,  görüleni de görülmeyeni de bilir; çok büyüktür, yücedir. 
10. Sizden, sözü gizleyenle onu açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüzün yürüyen (onun ilminde) eşittir. 
11. Onun önünde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruyan takipçiler (melekler) vardır.Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez. Allah bir topluma kötülük diledi mi, artık onun için geri çevrilme diye bir şey yoktur. Onların Allah'tan başka yardımcıları da yoktur. 
12. O, size korku ve ümit içinde şimşeği gösteren ve (yağmur dolu) ağır bulutları meydana getirendir.
13. Gök gürültüsü Allah'ı hamd ile tesbih eder. Melekler de O'nun heybetinden dolayı tesbih ederler. Onlar, Allah hakkında mücâdele edip dururken O, yıldırımlar gönderip onlarla dilediğini çarpar. Ve O, azabı pek şiddetli olandır. 
14. El açıp yalvarmaya lâyık olan ancak O'dur. O'nun dışında el açıp dua ettikleri onların isteklerini hiçbir şeyle karşılamazlar. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir. Halbuki (suyu ağzına götürmedikçe) su onun ağzına girecek değildir. Kâfirlerin duası kuşkusuz hedefini şaşırmıştır. 
15. Göklerde veyerde bulunanlar da onların gölgeleri de sabah akşam ister istemez sadece Allah'a secde ederler. 
16. (Resûlüm!) De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De ki: "Allah'tır." O halde de ki: "O'nu bırakıp da kendilerine fayda ya da zarar verme gücüne sahip olmayan dostlar mı edindiniz?" De ki: "Körle gören bir olur mu hiç? Ya da karanlıklarla aydınlık eşit olur mu?" Yoksa O'nun yarattığı gibi yaratan  ortaklar buldular da bu yaratma onlarca birbirine benzer mi göründü? De ki: Allah her şeyi yaratandır. Ve O, birdir, karşı durulamaz güç sahibidir. 
17. O, gökten su indirdi de vâdiler kendi hacimlerince sel olup aktı. Bu sel, üste çıkan bir köpüğü yüklenip götürdü. Süs veya (diğer) eşya yapmak isteyerek ateşte erittikleri şeylerden de buna benzer köpük olur. İşte Allah hak ile bâtıla böyle misal verir. Köpük atılıp gider. İnsanlara fayda veren şeye gelince, o yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle misaller getirir. 
18. İşte Rablerinin emrine uyanlar için en güzel (mükâfat) vardır. Ona uymayanlara gelince, eğer yeryüzünde olanların tümü ile bunun yanında bir misli daha kendilerinin olsa, (kurtulmak için) onu mutlaka feda ederler. İşte onlar var ya, hesabın en kötüsü onlaradır. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır! 
19. Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kimse, (inkâr eden) kör kimse gibi olur mu? (Fakat bunu) ancak akıl sahipleri anlar. 
20. Onlar, Allah'ın ahdini yerine getirenler ve verdikleri sözü bozmayanlardır.
21. Onlar Allah'ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten, Rablerinden sakınan ve  kötü hesaptan korkan kimselerdir. 
22. Yine onlar, Rablerinin rızasını isteyerek  sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte onlar var  ya, dünya yurdunun (güzel) sonu sadece onlarındır. 
23. (O yurt) Adn cennetleridir;  oraya babalarından, eşlerinden ve çocuklarından sâlih olanlarla beraber girecekler, melekler de her kapıdan onların yanına varacaklardır. 
24. (Melekler:) Sabrettiğinize karşılık size selam olsun! Dünya yurdunun sonu (cennet) ne güzeldir! (derler).
25. Allah'a verdikleri sözü kuvvetle pekiştirdikten sonra bozanlar, Allah'ın riayet edilmesini emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) terk edenler ve  yeryüzünde fesat çıkaranlar; işte lânet onlar içindir. Ve kötü yurt (cehennem) onlarındır. 
26. Allah dilediğine rızkını bollaştırır da daraltır da. Onlar dünya hayatıyla şımardılar. Oysa ahiretin yanında dünya hayatı, geçici bir faydadan başka bir şey değildir. 
27. Kâfir olanlar diyorlar ki: Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi? De ki: Kuşkusuz Allah dilediğini saptırır, kendisine yöneleni de hidayete erdirir. 
28. Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir.Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur. 
29. İman edip iyi işler  yapanlara ne mutlu! Varılacak güzel yurt da onlar içindir. 
30. (Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik ki, sana vahyettiğimizi onlara okuyasın. Onlar Rahman'ı inkâr ediyorlar. De ki: O benim Rabbimdir. O'ndan başka tanrı yoktur. Sadece O'na tevekkül ettim ve dönüş sadece O'nadır. 
31. Eğer okunan bir Kitapla dağlar yürütülseydi veya onunla yer parçalansaydı, yahut onunla ölüler konuşturulsaydı (o Kitap yine bu  Kur'an olacaktı). Fakat bütün işler Allah'a aittir. İman edenler hâla bilmediler mi ki,Allah dileseydi bütün insanları hidayete erdirirdi? Allah'ın vâdi gelinceye kadar  inkâr edenlere, yaptıklarından dolayı ya ansızın büyük bir belâ gelmeye devam edecek veya o belâ evlerinin yakınına inecek. Allah, vâdinden asla dönmez. 
32. Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi de ben inkâr edenlere mühlet verdim, sonra da onları yakaladım. (Görseydin ki) azabım nasılmış! 
33.Herkesin kazandığını gözetleyip muhafaza eden, (hiç böyle yapamayan gibi olur mu?). Onlar Allah'a ortaklar koştular. De ki: "Onlara ad verin (onlar necidir?). Yoksa siz Allah'a yeryüzünde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yahut boş laf mı ediyorsunuz?" Doğrusu inkâr edenlere hileleri süslü gösterildi ve onlardoğru yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur. 
34. Dünya hayatında onlara sadece bir azap vardır. Ahiret azabı ise dahaşiddetlidir. Onları Allah'tan (onun azabından) koruyacak kimse de yoktur. 
35. Takvâ sahiplerine vâdolunan cennetin özelliği (şudur): Onun zemininden ırmaklarakar. Yemişleri ve gölgesi süreklidir. İşte bu, (kötülüklerden) sakınanların sonudur. Kâfirlerin sonu ise ateştir. 
36. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, sana indirilene (Kur'an'a) sevinirler. Fakat (senin aleyhinde birleşen) guruplardan onun bir kısmını inkâr eden de vardır. De ki: "Bana, sadece Allah'a kulluk etmem  ve O'na ortak koşmamam emrolundu. Ben yalnız O'na çağırıyorum ve dönüş de yalnız O'nadır. 
37. Ve böylece biz onu Arapça bir hüküm (hikmetli bir söz) olarak indirdik. Eğer sana gelen bu ilimden sonra, onların arzularına uyarsan, (işte o zaman) Allah tarafından senin ne bir dostun ne de koruyucun vardır. 
38. Andolsun senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamber için mucize getirme imkânı yoktur. Her müddetin (yazıldığı) bir kitap vardır. 
39. Allah dilediğini siler, (dilediğini de) sabit  bırakır. Bütün kitapların aslı onun yanındadır. 
40. Biz, onlara vâdettiğimizin (azabın) bir kısmını sana göstersek de veya (ondan önce) seni öldürürsek de sana ancak (Allah'ın emirlerini) tebliğ etmek düşer. Hesap yalnız bize aittir. 
41. Bizim, yeryüzüne gelip, onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah (dilediği gibi) hükmeder, O'nun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O hesabı çabuk görendir.
42. Onlardan öncekiler de tuzak kurmuşlardı; halbuki bütün tuzaklar Allah'a aittir. Çünkü O, herkesin ne kazanacağını bilir. Bu yurdun  sonunun kimin olduğunu yakında kâfirler bileceklerdir!
43. Kâfir olanlar:  Sen resûl olarak gönderilmiş bir kimse değilsin, derler. De ki: Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve yanında Kitab'ın bilgisi olan (Peygamber) yeter.

Rahman Suresi
Tefsir İçin Ayet Numaralarını Tıklayınız
Medine'de inmiştir. 78. âyettir.İlk kelime olan "er rahman" Sûreye ad olmuştur. Bu sûrede Allah'ın nimetleri sayılır.
Bunlar sayılırken bütün şuurlu varlıklara hitaben "o halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlıyorsunuz?" anlamına gelen âyet sık sık tekrar edilir.

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm 
 Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Çok merhametli 2.Kur'an'ı öğretti.  3.İnsanı yarattı.  4.Ona açıklamayı öğretti.  5.Güneş ve ay bir hesaba göredir. 6.Bitkiler ve ağaçlar secde ederler.  7.Göğü Allah yükseltti ve dengeyi O koydu.  8.Sakın dengeyi bozmayın.  9.Ölçüyü adaletle tutun ve eksik tartmayın.  10.Allah, yeri canlılar için yaratmıştır.  11.Orada meyveler ve salkımlı hurma ağaçları vardır.  12.Yapraklı daneler ve hoş kokulu bitkiler vardır.
13.O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?  14.Allah insanı, pişmiş çamura benzeyen bir balçıktan yarattı.  15.Cinleri öz ateşten yarattı. 16.O halde, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? 17. İki doğunun ve iki batının Rabbidir.  18.Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? 19.İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.  20.Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmazlar.  21.O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?  22.İkisinden de inci ve mercan çıkar.  23.Şimdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
24.Denizde yüce dağlar gibi yükselen gemiler de O'nundur.  25.Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?  26.Yer yüzünde bulunan her canlı yok olacak.  27.Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacak.  28.Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  29.Göklerde ve yerde bulunan herkes, O'ndan ister. O, her an yaratma halindedir.  30.O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  31.Ey insan ve cin! Sizin de hesabınızı ele alacağız.  32.Hal bu iken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz? 
33.Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Ancak büyük bir güçle çıkıp gidebilirsiniz.  34.Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  35.Üzerinize ateşten alev ve duman gönderilir de birbirinizi kurtaramaz ve yardımlaşamazsınız. 36.Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  37.Gök yarılıp da kızarmış yağ renginde gül gibi olduğu zaman,  38.Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  39. İşte o gün insana da cine de günahı sorulmaz.  40.O halde Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?
41.Suçlular, simalarından tanınır, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar. 42.Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? 43.İşte bu, suçluların yalanladıkları cehennemdir. 44.Onlar, cehennemle kaynar su arasında dolaşır dururlar.  45.Şimdi Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?  46.Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimselere iki cennet vardır.  47.Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlayabilirsiniz?  48.İki cennet de çeşit çeşit ağaçlarla doludur. 49.Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? 50.İkisinde de akıp giden iki kaynak vardır. 51.Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  52.İkisinde de her türlü meyveden çift çift vardır. 
53.Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  54.Hepsi de örtüleri atlastan minderlere yaslanırlar. İki cennetin de meyvesinin  devşirilmesi  yakındır. 55.Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  56.Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş güzeller var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.  57.Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  58.Sanki onlar yakut ve mercandırlar.  59.Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  60.İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?  61.Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  62.Bu ikisinden başka iki cennet daha vardır.  63.Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?
64.Bu cennetler koyu yeşildirler.  65. Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  66.İkisinde de durmadan fışkıran iki kaynak vardır.  67.Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  68.İkisinde de her türlü meyveler, hurma ve nar vardır.  69.Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? 70.İçlerinde huyu güzel yüzü güzel kadınlar vardır.  71.Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  72.Otağlar içinde sahiplerine tahsis edilmiş hûriler vardır.  73.Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  74.Bunlara onlardan önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur. 75.Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  76.Yeşil yastıklara ve hârikulâde güzel döşemelere yaslanırlar. 
77.Öyleyken Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?  78.Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı yücelerden yücedir.

Enter supporting content here

Rum Suresi
   Tefsir İçin Ayet Numaralarını Tıklayınız
17. âyeti hariç, sûrenin tamamı Mekke'de nazil omuştur. 60 âyettir.
 İranlılarla yapılan savaşta yenilmiş olan Rumların (Bizanslıların) tekrar galip gelecekleri anlatıldığından, sûreye bu isim verilmiştir.

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Elif. Lâm. Mîm. 
2. Rumlar, yenildi. 
3. Arapların bulunduğu bölgeye en yakın bir yerde onlar, Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. 
4. Onların bu yenilgilerinden önce de sonra da emir Allah'ındır. O gün müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. 
5. Allah, dilediğine yardım  eder,galip kılar. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.
6. (Bu) Allah'ın vâdettiğidir. Allah vâdinden caymaz; fakat insanların çoğu bilmezler. 
7. Onlar, dünya hayatının görünen yüzünü bilirler. Ahiretten ise, onlar tamamen gafildirler.
8. Kendi kendilerine, Allah'ın, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları ancak hak olarak ve muayyen bir süre için yarattığını hiç düşünmediler mi? İnsanların birçoğu,  Rablerine kavuşmayı gerçekten inkâr, etmektedirler. 
9. Onlar, yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin âkıbetlerinin nice olduğuna bakmadılar mı? Ki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler; yeryüzünü kazıp altüst etmişler, onu bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri, onlara da nice açık deliller getirmişlerdi. Zaten Allah onlara zulmedecek değildi; fakat onlar kendi kendilerine  zulmetmekteydiler. 
10. Sonunda, Allah'ın âyetlerini yalan sayarak ve onları alaya alarak kötülük yapanların âkıbetleri pek fena oldu.
11 Allah, ilkin mahlûkunu yaratır, (ölümden) sonra da bunu (yaratmayı), tekrarlar. Sonunda hep O'na  döndürüleceksiniz. 
12. Kıyametin kopacağı gün, günahkârlar (ümitsizlik içinde)  susacaklardır. 
13. (Allah'a koştukları) ortaklarından kendilerine hiçbir şefaatçı çıkmayacaktır. Zaten onlar, ortaklarını da inkâr edeceklerdir. 
14. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün (müminlerle inkârcılar) birbirlerinden ayrılacaklardır. 
15. İman edip iyi işler yapanlara gelince, onlar, cennette nimetlere ve sevince mazhar olacaklardır. 
16. İnkâr edenler, âyetlerimizi ve ahiret buluşmasını yalan sayanlar   ise, işte onlar azapla yüzyüze bırakılacaklardır. 
17. Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbih edin (namaz kılın), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur. 
18. Haydi siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda, gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah'ı  tesbih edin (namaz kılın), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur. 
19. Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor. İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız. 
20. Sizi topraktan yaratması, O'nun (varlığının) delillerindendir. Sonra siz, (her tarafa) yayılan insanlar oluverdiniz.
21. Kaynaşmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve  merhamet peydâ etmesi de O'nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi  düşünen bir kavim için ibretler vardır.
22. O'nun delillerinden biri de, gökleri ve yeri  yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin değişik olmasıdır. Şüphesiz bunda bilenler için (alınacak) dersler vardır. 
23. Gece olsun gündüz olsun, uyumanız ve Allah'ın  lütfundan (nasibinizi) aramanız da O'nun (varlığının) delillerindendir. Gerçekten   bunda, işiten bir kavim için ibretler vardır. 
24. Yine O'nun delillerindendir ki, size korku ve ümit vermek üzere şimşeği gösteriyor, gökten su indirip ölümünün ardından arzı onunla diriltiyor. Doğrusu bunda, aklını kullanan bir kavim için (alınacak) dersler vardır. 
25. Göğün ve yerin O'nun buyruğu ile durması da O'nun  (varlığının) delillerindendir. Sonra sizi topraktan bir çağırdı mı hemen  (kabirlerinizden) çıkıverirsiniz. 
26. Göklerde ve yerde olanlar hep O'nundur. Hepsi  O'na boyun eğmiştir.
27. İlkin mahlûkunu yaratıp (ölümden) sonra bunu (yaratmayı)  tekrarlayan O'dur, ki bu, O'nun için pek kolaydır. Göklerde ve yerde (tecelli eden)  en yüce sıfat O'nundur. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir. 
28. Allah size kendinizden bir temsil getirmektedir: Mülkiyetiniz altında bulunan köleler içinde, size verdiğimiz rızıklarda -birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekineceğiniz derecede sizinle eşit (haklara sahip)- ortaklarınız var mı? İşte biz   âyetlerimizi, aklını kullanacak bir kavim için böylece açıklıyoruz. 
29. Gel gör ki haksızlık edenler, bilgisizce kötü arzularına uydular. Allah'ın saptırdığını kim doğru  yola eriştirebilir? Onlar için herhangi bir yardımcı yoktur.
30. (Resûlüm!) Sen yüzünü hanîf olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Allah'ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler. 
31. Hepiniz O'na yönelerek O'na karşı gelmekten sakının, namazı kılın; müşriklerden olmayın. 
32. Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir. 
33. İnsanların başına  bir sıkıntı gelince, Rablerine yönelerek O'na yalvarırlar. Sonra Allah, katından onlara bir rahmet (nimet ve bolluk) tattırınca, bakarsınız ki onlardan bir gurup yine Rablerine ortak koşuyorlar. 
34. Kendilerine verdiklerimize nankörlük etsinler  bakalım! Haydi sefa sürün; ama yakında bileceksiniz! 
35. Yoksa onlara bir kesin delil indirdik de, o delil, müşrik olmalarını mı söylüyor? 
36. İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda ona sevinirler. Şayet yaptıklarından ötürü başlarına bir fenalık gelse hemen ümitsizlige düşüverirler. 
37. Görmediler mi ki Allah, rızkı dilediğine bol bol vermekte, dilediğininkini de daraltmaktadır. Şüphesiz imanlı bir kavim için bunda  ibretler vardır. 
38. O halde sen, akrabaya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. Allah'ın rızasını isteyenler için bu, en iyisidir. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
39. İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır. 
40. Allah, (o yüce varlıktır) ki sizi yaratmış, sonra rızıklandırmıştır; sonra O, hayatınızı sona erdirecek, daha sonra da sizi (tekrar) diriltecektir. Peki sizin (Allah'a eş tuttuğunuz) ortaklarınız içinde bunlardan birini yapabilecek var mı? Allah onların ortak   koştuklarından münezzehtir ve yücedir. 
41. İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kötü yoldan) dönerler. 
42. (Resûlüm!) De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da, daha öncekilerin âkıbetleri nice oldu, görün. Onların çoğu müşrik  idi. 
43. Allah katından, dönüşü olmayan bir gün (kıyamet günü) gelmeden önce yönünü o gerçek dine çevir! O gün (insanlar) bölük bölük ayrılacaklardır. 
44. Kim inkâr ederse, inkârı kendi aleyhine olur. İyi işler yapanlara gelince, onlar da kendileri için (cennetteki yerlerini) hazırlamış olurlar. 
45. Zira Allah, iman edip iyi  işler yapanlara kendi lütfundan karşılık verecektir. Şüphesiz O, kâfirleri sevmez.
46. Size rahmetinden tattırsın, emriyle gemiler yüzsün, fazlından (nasibinizi)  arayasınız ve şükredesiniz diye (hayat ve bereket) müjdecileri olarak rüzgârları göndermesi de Allah'ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. 
47. Andolsun ki, biz senden önce kendi kavimlerine nice peygamberler gönderdik de onlara açıkdeliller getirdiler. Günaha dalanların ise cezalarını hakkıyla  vermişizdir. Müminlere yardım etmek de bize düşer
48. Allah O'dur ki, rüzgârları  gönderir, bunlar da bulutu kaldırır. Derken, Allah onu gökte dilediği gibi yayar ve  parça parça eder; nihayet arasından yağmurun çıktığını görürsün. Allah dilediği kullarına yağmuru nasip edince, onlar seviniverirler. 
49. 0ysa onlar, daha önce, üzerlerine yağmur yağdırılmasından iyice ümitlerini kesmişlerdi. 
50. Allah'ın  rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı, ölümünün ardından nasıl diriltiyor! Şüphesiz O,  ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir. 
51. Andolsun ki, bir rüzgâr göndersek de onu (ekini) sararmış görseler, ardından muhakkak nankörlüğe başlarlar. 
52. (Resûlüm!) Elbette sen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken sağırlara o daveti işittiremezsin. 
53. Körleri de sapıklıklarından (vazgeçirip) doğru yola iletemezsin. Ancak teslimiyet göstererek âyetlerimize   iman edenlere duyurabilirsin. 
54. Sizi güçsüz yaratan, sonra güçsüzlügün ardından kuvvet veren ve sonra kuvvetin ardından güçsüzlük ve ihtiyarlık veren, Allah'tır. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, üstün kudret sahibidir. 
55. Kıyamet koptuğu gün, günahkârlar, (dünyada) ancak pek kısa bir süre kaldıklarına yemin ederler.  İşte onlar, (dünyada da haktan) böyle döndürülüyorlardı. 
56. Kendilerine ilim ve  iman verilenler şöyle derler: Andolsun ki siz, Allah'ın yazısında (hükmedildiği gibi)  yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bugün yeniden dirilme günüdür; fakat siz onu tanımıyordunuz. 
57. Artık o gün, zulmedenlerin (beyan edecekleri) mazeretleri fayda vermeyeceği gibi, onlardan Allah'ı hoşnut etmeye çalışmaları da  istenmez. 
58. Andolsun ki biz, bu Kur'an'da insanlar için her çeşit misale yervermişizdir. Şayet onlara bir mucize getirsen inkârcılar kesinlikle şöyle diyeceklerdir: Siz ancak bâtıl şeyler ortaya atmaktasınız. 
59. İşte bilmeyenlerin  (hakkı tanımayanların) kalplerini Allah böylece mühürler.
60. (Resûlüm!) Sen şimdi sabret. Bil ki Allah'ın vâdi gerçektir. (Buna) iyice inanmamış olanlar, sakın seni  gevşekliğe sevketmesin!

hidayet akinci
00 20 12 472 14 93 akinci70@yahoo.com