MEZHEPLER VE DiNiMiZ

maun mearic
esariler
mutezile
havaric
maturidiyye
sufiler
si`a (el isna asariye)
bahaiyye
ibadiyye
durziler
hristiyanlar
tansir cemaati
istisrak
baticilik
laiklik
masonluk
siyonistlik
yahudilik
islam tarihi
tevhidin manasi ve kisimlari
islam-iman ve rukunleri
kuran meali
bakara,beled,beyyine,buruc meali
casiye,cin,cuma meali
duha,duhan meali
enfal,en`am,enbiya meali
fatir,fatiha.fecr,felak
fetih,fil,furkan,fussilet
gasiye meali
hac,hadid,hakka,hasr,hicr
hucurat,hud,humeze meali
brahim ihlas ikra infitar insan
insikak insirah isra
kadir kaf kafirun kalem kamer
karia kasas kehf kevser
kiyamet kureys
leyl lokman
maide
maun mearic
muhammed
mutaffifin
mucadele muddesir
mulk mumin
muminin mumtehine
murselat muzzemmil
nahl nas nasr
naziat nebe necm
nisa nuh nur
rad rahman rum
sad saff saffat
sebe secde
sems suara sura
taha tahrim talak
tebbet tegabun tekasur
tekvir tevbe tin
tur
vakia
ameli mezheplerimiz

Maun Suresi
Mekke'de nazil olmuştur. 7 ayettir. Mâun zekat vermek yahût bir şeyi geçici olarak kullanması için birine vermek şeklinde yardım demektir. Dini yalanlayan, iyilikten uzak duran kimseler hakkında inmiştir.
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
 1. Dini yalanlayanı gördün mü? 
 2. İşte o, yetimi itip kakar; 
 3. Yoksulu doyurmaya teşvik etmez; 
 4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, 
 5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar. 
 6. Onlar gösteriş yapanlardır, 
 7. Ve hayra da mâni olurlar.

 

Mearic Suresi
Tefsir İçin Ayet Numaralarını Tıklayınız
Mekke'de nazil olan bu sûre, 44 âyettir. Adını, üçüncü âyetindeki "el-meâric" kelimesinden almıştır. Meâric, "ma'rec"in çoğulu olup "yükselme dereceleri" demektir.

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm 
 Bismillâhirrahmânirrahîm
1.Bir soran inecek azabı sordu: 2.İnkârcılar için ki; onu savacak yoktur, 3.Yükselme derecelerinin sahibi olan Allah katından. 4.Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar. 5.(Resûlüm!) Şimdi sen güzelce sabret. 6.Doğrusu onlar, o azabı uzak görüyorlar. 7.Biz ise onu yakın görmekteyiz. 8.O gün gökyüzü, erimiş maden gibi olur. 9.Dağlar da atılmış yüne döner.  10.Dost, dostu sormaz.
11.Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, 12.Karısını ve kardeşini, 13.Kendisini koruyup barındıran  tüm ailesini  14.Ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsın.  15.Fakat ne mümkün! Bilinmeli ki, o alevlenen bir ateştir. 16.Derileri kavurup soyar.  17.Yüz çevirip geri döneni, çağırır! 18.(Servet) toplayıp yığan kimseyi!. 19.Gerçekten insan, pek hırslı (ve sabırsız)  yaratılmıştır. 20.Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. 21.Ona  imkân verildiğinde ise pinti kesilir. 22.Ancak şunlar öyle değildir: Namaz kılanlar, 23.Ki, onlar namazlarında devamlıdırlar. 24.Mallarında, belli  bir hak vardır, 
25.Aile ve mahrûma (vermek için). 26.Ceza gününün doğruluğuna inananlar; 27.Rab'lerinin azabından korkanlar, 28.Ki Rab'lerinin azabı(na karşı) emin olunamaz;  29.Irzlarını koruyanlar 30.Ancak eşlerine ve cariyelerine karşı müstesna; çünkü onlar kınanmaz; 31.Bundan öteye isteyenler ise, onlar taşkınların ta kendileridir, 32.Emanetlerine ve ahitlerine riayet  edenler; 33.Şahitliklerini (dosdoğru) yapanlar;  34.Namazlarını koruyanlar; 
35.İşte bunlar, cennetlerde ağırlanırlar. 36.(Resûlüm!) O kâfirlere ne oluyor ki, sana doğru koşuyorlar? 37.Bölük bölük sağından ve solundan 38.Onlardan her biri nimet cennetine sokulacağını mı umuyor? 39.Hayır (hiç  ummasınlar!) Şüphesiz biz onları, kendilerinin de bildikleri şeyden yarattık (fakat ibret almadılar, imana gelmediler). 40.Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, bizim gücümüz yeter: 41.Şüphesiz onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve kimse bizim önümüze geçemez.  42.Ama senonları (şimdilik) bırak da, tehdit edildikleri günlerine kavuşuncaya dek dalsınlar,  oynayadursunlar. 
43.O gün onlar, sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi, kabirlerinden fırlaya fırlaya çıkarlar. 44.Gözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri zillete bürünmüş bir halde.İşte bu, onların tehdit edile geldikleri gündür!

 

 

hidayet akinci
00 20 12 472 14 93 akinci70@yahoo.com