MEZHEPLER VE DiNiMiZ

kadir kaf kafirun kalem kamer
esariler
mutezile
havaric
maturidiyye
sufiler
si`a (el isna asariye)
bahaiyye
ibadiyye
durziler
hristiyanlar
tansir cemaati
istisrak
baticilik
laiklik
masonluk
siyonistlik
yahudilik
islam tarihi
tevhidin manasi ve kisimlari
islam-iman ve rukunleri
kuran meali
bakara,beled,beyyine,buruc meali
casiye,cin,cuma meali
duha,duhan meali
enfal,en`am,enbiya meali
fatir,fatiha.fecr,felak
fetih,fil,furkan,fussilet
gasiye meali
hac,hadid,hakka,hasr,hicr
hucurat,hud,humeze meali
brahim ihlas ikra infitar insan
insikak insirah isra
kadir kaf kafirun kalem kamer
karia kasas kehf kevser
kiyamet kureys
leyl lokman
maide
maun mearic
muhammed
mutaffifin
mucadele muddesir
mulk mumin
muminin mumtehine
murselat muzzemmil
nahl nas nasr
naziat nebe necm
nisa nuh nur
rad rahman rum
sad saff saffat
sebe secde
sems suara sura
taha tahrim talak
tebbet tegabun tekasur
tekvir tevbe tin
tur
vakia
ameli mezheplerimiz

Kadir Suresi
 Tefsir için ayet numaralarını tıklayınız
Mekke'de nazil olmuştur. 5 ayettir. Kadir gecesinden bahsettiği için bu adı almıştır. 
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
l. Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. 
2. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? 
3. Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. 
4. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. 
5. O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar. 
 
Kaf Suresi
Tefsir İçin Ayet Numaralarını Tıklayınız
Mekke'de nazil olmuştur. 45 âyettir. "Kaf" harfi ile başladığı için bu adı almıştır.
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1.Kaf. Şerefli Kur'an'a andolsun. 2.Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da, kâfirler şöyle dediler: "Bu şaşılacak bir şeydir." 3."Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirileceğiz)? Bu, akla uzak bir dönüştür."  4. Biz, toprağın onlardan neleri eksilttiğini kesinlikle bilmekteyiz. Yanımızda o  bilgileri koruyan bir kitap vardır. 5.Bilakis onlar, hak kendilerine gelince yalanladılar. Şimdi onlar şaşırmış bir  haldedirler. 6.Üstlerindeki göğe bakmazlar mı ki, onu nasıl bina etmiş ve nasıl donatmışız! Onda hiçbir çatlak da yok. 
7.Yeryüzünü de döşedik ve ona sabit dağlar koyduk. Orada gönül açan her türden yetiştirdik. 8.Allah'a yönelen her kula gönül gözünü açmak ve ibret vermek için  9.Gökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek daneler bitirdik. 10-11.Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik. Ve o su ile ölü toprağa can verdik. İşte hayata yeniden çıkış da böyledir. 12.Onlardan önce Nuh kavmi, Res halkı ve Semûd da yalanlamıştı. 13.Ad ve Firavun ile Lût'un kardeşleri de (yalanladılar). 
14.Eyke halkı ve Tübba' kavmi de. Bütün bunlar peygamberleri yalanladılar da  tehdidim gerçekleşti!  15.İlk yaratmada âcizlik mi gösterdik? Hayır, onlar yeni bir yaratma hususunda şüphe içindedirler. 16.Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız. 17.İki melek (insanın) sağında ve solunda  oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar. 18.İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın. 19.Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir de: İşte bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir, denir.  20.Sûr'a üfürülür; işte bu, geleceği vâdedilen gündür. 
21.Herkes, yanında bir sürücü ve bir de şahitle beraber gelir.  22.Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir (denir).  23.Yanındaki arkadaşı: "İşte yanımdaki hazır" dedi.  24.(İki meleğe şu emir verilir:) "Haydi ikiniz her inatçı kâfiri, cehenneme atın!"  25."Hayra bütün gücüyle engel olanı, azgın şüpheciyi" 26."O ki Allah ile beraber başka ilâh edindi, bundan dolayı onu şiddetli azaba birlikte atın!" 27.Müşrikin arkadaşı (şeytan) der ki: Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi. 28.O esnada (Allah) buyurur: Huzurumda  çekişmeyin! Ben size daha önce uyarı göndermiştim! 
29. Benim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara asla zulmedici değilim. 30.O gün cehenneme "Doldun mu?" deriz. O da "Daha var mı?" der.  31.Cennet de takvâ sahiplerine yaklaştırılır; uzakta olmayacaktır. 32.İşte size vâdedilen cennet! Ki o, daima Allah'a yönelen,(O'nun buyruklarını) koruyan,  33.Görmeden Rahmân'a saygı gösteren ve (Allah'a) dönük bir kalp getiren herkesin (mükâfatı budur).  34.Oraya selâmetle girin. İşte bu, ebedî yaşamanın başladığı gündür  35.Orada kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda dahası da vardır.  36.Biz, onlardan önce kendilerinden daha güçlü olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri helâk etmişizdir. Kurtuluş var mı! 
37.Şüphesiz ki bunda aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.  38.Andolsun biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık. Bize  hiçbir yorgunluk çökmedi.  39.(Resûlüm!) Onların dediklerine sabret. Güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ile tesbih et. 40.Gecenin bir bölümünde ve secdelerin ardından da O'nu tesbih et. 41.Seslenenin yakın bir yerden sesleneceği güne kulak ver. 42.O gün insanlar bu sesi gerçekten işiteceklerdir. İşte bu, çıkış günüdür.

43.Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş de ancak bizedir.  44.O gün yer yarılır, onların üzerinden süratle yarılıp açılır. Bu, bize göre kolay olan bir haşirdir.  45.Biz onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorlayıcı değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur'an'la öğüt ver.

Kafirun Suresi
Tefsir İçin Ayet Numaralarını Tıklayınız
Mekke'de nazil olmuştur. 6 ayettir. Kafirlerden söz ettiği için bu adı almıştır.
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
l. (Resûlüm!) De ki: Ey kâfirler! 
2. Ben sizin tapmakta olduklarınıza tapmam. 
3. Siz de benim taptığıma tapmıyorsunuz. 
4. Ben de sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim. 
5. Evet, siz de benim taptığıma tapıyor değilsiniz. 
6. Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.

Kalem Suresi
Tefsir İçin Ayet Numaralarını Tıklayınız
Mekke'de nâzil olmuştur. 52 âyettir."Nûn" sûresi diye de anılır. Adını ilk âyetindeki "kalem" kelimesinden alır.

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm 
 Bismillâhirrahmânirrahîm
1.Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına andolsun ki,  2.Sen -Rabbinin nimeti sayesinde- mecnun değilsin.  3.Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen bir  mükâfat vardır. 4.Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin. 5.Göreceksin, onlar da görecekler, 6.Hanginizde delilik olduğunu yakında. 7.Doğrusu Rabbin,  kendi yolundan sapan kişiyi en iyi bilendir, hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur. 8.O halde, (hakikati) yalan sayanlara boyun eğme!  9.Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar. 10.Şunların hiçbirine itâat etme: yemin edip duran,aşağılık, 
11.(Herkesi) kötüleyen,söz götürüp getiren, 12.Hayra engel olan, mütecâviz ve saldırgan günahkar,  13.Kaba ve kötülükledamgalı, 14.Mal ve oğullar sahibi olmuş diye (böyle yolunu şaşırmış)  15.Ona âyetlerimiz okunduğu zaman o, "Öncekilerin masalları!" der.  16.Biz yakında onun burnuna damga vuracağız (kibirini kırıp rezil edeceğiz).  17.Biz, vaktiyle "bahçe sahipleri" ne belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar, sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi.  18.Onlar istisna da etmiyorlardı. 19.Fakat onlar daha uykudayken Rabbinin katından (gönderilen) kuşatıcı bir âfet (ateş) bahçeyisarıverdi de,  20.Bahçe kapkara kesildi.  21.Sabah olurken birbirlerine seslendiler.
22."Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsülünüzün başına gidin!" diye.  23.Derken yürüyorlardı; fısıldaşıyorlardı.  24 "Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın"diye. 25.(Evet yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düştüler. 26.Fakat bahçeyi gördüklerinde: Mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız! dediler. 27.Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!  28.İçlerinden en makul olanı şöyle dedi: Ben size "Rabbinizi tesbih etsenize" dememiş miydim?  29.Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler. 30.Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar. 31.Şöyle dediler: Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz. 
32.Belki Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz (artık) Rabbimizi(O'nun hoşnutluğunu) arzuluyoruz. 33.İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür. Keşke bilselerdi!  34.Şu da muhakkak ki, takvâ sahipleri için Rableri katında nimetleri bol cennetler vardır. 35.Öyle ya, (Allah'a) teslimiyet gösterenleri, (o) günahkârlar gibi tutar mıyız hiç? 36.Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?  37.Yoksa size ait bir kitap var da, (bu bâtıl inanışları) onda mı okuyorsunuz? 38.Onda, beğendiğiniz her şey sizin  için mutlaka vardır (diye mi yazılı)?  39.Yoksa, "Ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?  40.Sor onlara: Bu iddiayı onların hangisi savunacak?
41.Yoksa ortakları mı var onların? Sözlerinde doğru iseler, hadi getirsinler ortaklarını! 42.O gün incikten açılır ve secdeye davet edilirler; fakat güç  getiremezler. 43.Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı (fakat yine secde etmiyorlardı).  44.Sen bu sözü yalan sayanı bana bırak. Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştırıyoruz.  45.Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim fendim çok sağlamdır!  46.Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir  borç altında mı kalıyorlar?  47.Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlar mı yazıyorlar? 
48.Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, dertli dertli Rabbine niyaz etmişti. 49.Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı o, mutlaka, kınanacak bir halde ıssız bir diyara atılacaktı. 50.Fakat ardından, Rabbi onu seçti ve onu sâlihlerden kıldı.  51.O inkâr edenler Zikr'i (Kur'an'ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâla da (kin ve hasetlerinden:) "Hiç şüphe yok o bir delidir"  derler. 52.Oysa o (Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür.

Kamer Suresi

Ayın yarılması mucizesi bu sûrede anlatılır. Onun için bu adı almıştır. Mekke'de inmiştir. 55 âyettir.

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm 
 Bismillâhirrahmânirrahîm
1.Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.  2.Onlar bir mucize görürlerse hemen yüz çevirirler ve: Eskiden beri devam edegelen bir büyüdür, derler.  3.Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. Halbuki her işin ulaşacağı yeri vardır. 4.Andolsun onlara, kötülükten önleyecek nice önemli haberler gelmiştir. 5.Bu büyük bir hikmettir. Fakat (yüz çevirene) uyarılar ne fayda verir!  6.Çağıranın görülmemiş bir şeye çağırdığı gün, sen de onlardan yüz çevir.  7.Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar)  bir halde kabirlerden çıkarlar.
8.Dâvetçiye koşarlarken o esnada kâfirler: Bu, çok çetin bir gündür! derler.  9.Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanladı, hem de kulumuzun yalancı olduğunda  ısrar ederek: O, delirdi, dediler. Ve (Nuh, davetten vazgeçmeye) zorlandı. 10.Bunun üzerine, Rabbine: Ben yenik düştüm, bana yardım et! diyerek yalvardı. 11.Biz de derhal nehir gibi devamlı akan bir su ile göğün kapılarını açtık. 12.Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık. (Her iki) su, takdir edilmiş bir işin olması için birleşmişti. 13.Nuh'u da tahtalardan yapılmış, çivilerle çakılmış gemiye bindirdik. 14.İnkâr edilmiş olana (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu. 15.Andolsun ki onu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur? 16.Benim azabım ve uyarılarım nasılmış! 
17.Andolsun biz Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?  18.Ad kavmi (Peygamberleri Hûd'u) yalanladı da azabım ve tehdidim nasılmış (gördüler). 19.Biz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde dondurucu bir rüzgâr gönderdik. 20.O rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu. 21.Nasılmış benim azabım ve uyarılarım! 22.Andolsun biz Kur'an'ı düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu? 23.Semûd kavmi de uyarıcıları yalanladı. 24."Aramızdan bir beşere mi uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık etmiş oluruz" dediler. 25."Vahiy, aramızda ona mı verildi? Hayır o, yalancı ve şımarığın biridir" (dediler.)
26.Yarın onlar, yalancı ve şımarığın kim olduğunu bileceklerdir. 27.Gerçekten onları imtihan etmek için dişi deveyi gönderen biziz. Sen onları gözetle ve sabret. 28.Onlara, suyun aralarında paylaştırıldığını haber ver. Her biri kendi içme sırasında gelsin.  29.Arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını kaptı ve deveyi kesti.  30.Azabım ve uyarılarım nasıl oldu!  31.Biz onların üzerlerine korkunç bir ses gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan  kuru ot gibi oluverdiler.  32.Andolsun biz Kur'an'ı, anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alan yok mu?  33.Lût'un kavmi de uyarıcı peygamberleri yalanladı.
34.Biz de üstlerine taş (yağdıran bir fırtına) gönderdik. Ancak Lût ailesini seher vakti kurtardık. 35.Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız. 36.Andolsun ki, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu tehditleri kuşkuyla karşıladılar. 37.Onlar Lût'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı planlamışlardı. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" (dedik). 38.Bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.  39.İşte azabımı ve uyanlarımı tadın! (denildi).  40.Andolsun biz Kur'an'ı, öğüt almak için kolaylaştırdık. O halde düşünüp ibret alan yok mu?  41.Şüphesiz Firavun'un kavmine de uyarıcılar gelmişti.
42.Lâkin onlar bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları güç ve kudretimize lâyık bir şekilde yakaladık.  43.Şimdi sizin kâfirleriniz, onlardan daha mı iyidirler? Yoksa kitaplarda sizin için bir berât mı var? 44.Yoksa "Biz, intikam almağa gücü yeten bir topluluğuz" mu diyorlar?  45.O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır.  46.Bilakis kıyamet onlara vâdedilen asıl saattir ve o saat daha belâlı ve daha acıdır. 47.Şüphesiz suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler. 48.O gün yüzüstü ateşe sürüklendiklerinde "Cehennemin elemini tadın!" denir.  49.Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.  50.Bizim buyruğumuz, bir anlık bakış gibi, bir tek sözden başka bir şey değildir.  51.Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helâk ettik. Düşünüp ibret alan yok mu?
52.Yaptıkları her şey kitaplarda (amel defterlerinde) mevcuttur. 53.Küçük büyük her şey satır satır yazılmıştır. 54.Takvâ sahipleri cennetlerde ve ırmakların kenarlarındadır.  55.Güçlü ve Yüce Allah'ın huzurunda hak meclisindedirler.

hidayet akinci
00 20 12 472 14 93 akinci70@yahoo.com