MEZHEPLER VE DiNiMiZ

insikak insirah isra
esariler
mutezile
havaric
maturidiyye
sufiler
si`a (el isna asariye)
bahaiyye
ibadiyye
durziler
hristiyanlar
tansir cemaati
istisrak
baticilik
laiklik
masonluk
siyonistlik
yahudilik
islam tarihi
tevhidin manasi ve kisimlari
islam-iman ve rukunleri
kuran meali
bakara,beled,beyyine,buruc meali
casiye,cin,cuma meali
duha,duhan meali
enfal,en`am,enbiya meali
fatir,fatiha.fecr,felak
fetih,fil,furkan,fussilet
gasiye meali
hac,hadid,hakka,hasr,hicr
hucurat,hud,humeze meali
brahim ihlas ikra infitar insan
insikak insirah isra
kadir kaf kafirun kalem kamer
karia kasas kehf kevser
kiyamet kureys
leyl lokman
maide
maun mearic
muhammed
mutaffifin
mucadele muddesir
mulk mumin
muminin mumtehine
murselat muzzemmil
nahl nas nasr
naziat nebe necm
nisa nuh nur
rad rahman rum
sad saff saffat
sebe secde
sems suara sura
taha tahrim talak
tebbet tegabun tekasur
tekvir tevbe tin
tur
vakia
ameli mezheplerimiz

İnşikak Sûresi

Mekke'de nazil olmuştur. 25 âyettir. Göğün yarılmasından bahsettiği için bu adı almıştır.
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
l. Gök yarıldığı, 
2. Rabbine kulak verip boyun eğecek hale getirildiği zaman, 
3. Yer dümdüz edildiği, 
4. İçinde bulunanları atıp boşaldığı , 
5. Ve Rabb'ini dinleyip O'na hakkıyla itaata mecbur kılındığı vakit (insanoğlu yaptıkları ile karşılaşır). 
6. Ey insan! Şüphe yok ki sen Rabbine karşı çaba üstüne çaba göstermektesin; sonunda O'na varacaksın. 
7. Kimin kitabı sağından verilirse, 
8. Kolay bir hesapla hesaba çekilecek; 
9. Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir. 
10. Kimin de kitabı arkasından verilirse, 
11.Derhal yok olmayı isteyecek, 
12.Ve alevli ateşe girecektir. 
13.Zira o, (dünyada) ailesi içinde (mal-mülk sebebiyle) şımarmıştı. 
14. O hiçbir zaman Rabbine dönmeyeceğini sandı. 
15. Oysa gerçekten Rabbi onu görüyordu. 
16. Hayır! Şafağa, yemin ederim ki , 
17. Geceye ve onda basan karanlığa, 
18. Dolunay olmuş aya , 
19. Ki,siz elbette halden hale geçeceksiniz. 
20. Böyleyken onlar acaba neden iman etmezler? 
21. Onlar kendilerine Kur'an okununca secde de etmezler. 
22. Aksine, kâfirler yalanlıyorlar. 
23. Halbuki Allah onların gizlediği şeyleri çok iyi bilir. 
24. (Resûlüm!) Onlara acı azabı müjdele!
25. İman edip sâlih amel işleyenler başkadır; onlar için arkası kesilmeyen bir mükâfat vardır.
Inşirah Suresi
Tefsir İçin Ayet Numaralarını Tıklayınız
Mekke'de nazil olmuştur. 8 âyettir. "İnşirah" açılmak, genişlemek, sevinmek manalarına gelir.

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi? 
2. Yükünü senden alıp atmadık mı? 
3. O senin belini büken yükü . 
4. Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi? 
5. Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. 
6. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır. 
7. Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul, 
8. Yalnız Rabbine yönel.

 

 

Isra Suresi
Tefsir İçin Ayet Numaralarını Tıklayınız
Mekke'de nazil olmuştur.Ancak 26, 32, 33, 57, 73 ila 80. âyetlerin Medine'de indiği rivayet edilmektedir. 111 âyettir. "İsrâ" kelimesi, geceleyin yürümek manasına gelir.
Hz. Peygamber'in Mi'rac mucizesinin Mekke'den Kudüs'e kadar olan kısmı bu sûrede anlatıldığından, sûre "isrâ" adını almıştır.

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir. 2. Biz, Musa'ya Kitab'ı verdik ve İsrailoğullarına: "Benden başkasını dayanılıp  güvenilen bir rab edinmeyin" diyerek bu Kitab'ı bir hidayet rehberi kıldık. 3. Nuh ile birlikte taşıdığımız kimselerin nesli! Şunu bilin ki Nuh, çok şükreden bir kul idi. 
4. Biz, Kitap'ta İsrailoğullarına: Sizler, yeryüzünde iki defa  fesat çıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre kapılacaksınız, diye bildirdik. 5. Bunlardan ilkinin zamanı gelince, üzerinize güçlü kuvvetli kullarımızı gönderdik. Bunlar, evlerin arasında dolaşarak (sizi) aradılar. Bu, yerine getirilmiş bir vaad idi. 6. Sonra onlara karşı size tekrar (galibiyet ve zafer) verdik; servet ve oğullarla gücünüzü arttırdık; sayınızı daha da çoğalttık. 
7.Eğer iyilik ederseniz kendinize  etmiş, kötülük ederseniz yine kendinize etmiş olursunuz. Artık diğer cezalandırma  zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine Mescid'e (Süleyman Mâbedi'ne) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi büsbütün tahrip etsinler (diye, başınıza yine düşmanlarınızı musallat kıldık)  8.Belki Rabbiniz size merhamet eder; fakat siz eğer yine (fesatçılığa) dönerseniz, biz de sizi yine cezalandırırız. Biz cehennemi kâfirler için bir hapishane yaptık. 9.Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru yola iletir; iyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için  büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler. 10.Ahirete inanmayanlara gelince, onlar için de elemli bir azap hazırlamışızdır. 
11. İnsan hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan pek acelecidir!  12.Biz, geceyi ve gündüzü birer âyet (delil) olarak yarattık. Nitekim, Rabbinizin nimetlerini araştırmanız, ayrıca, yılların sayı ve hesabını bilmeniz için gecenin karanlığını silip (yerine, eşyayı) aydınlatan gündüzün aydınlığını getirdik. İşte biz, her şeyi açık açık anlattık.  13 Her insanın amelini (veya kaderini) boynuna bağladık. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız. 14.Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter. 
l5. Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendi iyiliği için  seçmiş olur; kim de doğruluktan saparsa, kendi zararına sapmış olur. Hiçbir  günahkâr, başkasının günah yükünü üslenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe (kimseye) azap edecek değiliz.  16.Bir ülkeyi helâk etmek istediğimizde, o ülkenin zenginlik sebebiyle şımarmış elebaşılarına (iyilikleri) emrederiz; buna rağmen onlar orada kötülük işlerler. Böylece o ülke, helâke müstahak olur; biz de orayı darmadağın ederiz.  17.Nuh'tan sonraki nesillerden nicelerini helâk ettik. Kullarının  günahlarını bilen ve gören olarak Rabbin yeterlidir.  18.Her kim bu çarçabuk geçen dünyayı dilerse ona, yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen verir, sonra da onu, kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız. 
19.Kim de ahireti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları makbuldür.  20.Hepsine, onlara da bunlara da (dünyayı isteyenlere de ahireti isteyenlere de) Rabbinin ihsanından (istediklerini) veririz.  Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.  21.Baksana, biz insanların kimini kiminden  nasıl üstün kılmışızdır! Elbette ki ahiret, derece ve üstünlük farkları bakımından daha büyüktür.  22.Allah ile birlikte bir ilâh daha tanıma! Sonra kınanmış ve kendi başına terkedilmiş olarak kalırsın. 
23. Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "of!" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.  24. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!" diyerek dua et.  25. Rabbiniz sizin kalplerinizdekini çok iyi bilir.  Eğer siz iyi olursanız, şunu bilin ki Allah, kötülükten yüz çevirerek tevbeye  yönelenleri son derece bağışlayıcıdır.  26. Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını  ver. Gereksiz yere de saçıp savurma.  27. Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdırlar. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür. 
28. Eğer  Rabbinden umduğun (beklemek durumunda olduğun) bir rahmet için onların yüzlerine bakamıyorsan, hiç olmazsa kendilerine gönül alıcı bir söz söyle.  29.Eli  sıkı olma; büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır, (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun.  30.Rabbin rızkı dilediğine bol verir, dilediğine daraltır. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır, (onları) çok iyi görür. 31.Geçim endişesi ile çocuklarınızın canına kıymayın. Biz, onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları  öldürmek gerçekten büyük bir suçtur.  32.Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir  hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur. 
33.Haklı bir sebep olmadıkça Allah'ın muhterem kıldığı cana kıymayın. Bir kimse zulmen öldürülürse, onun velîsine  (hakkını alması için) yetki verdik. Ancak bu velî de kısasta ileri gitmesin. Zaten (kendisine bu yetki verilmekle) o, alacağını almıştır.  34.Yetimin malına, rüşdüne erinceye kadar, ancak en güzel bir niyetle yaklaşın. Verdiğiniz sözü de yerine  getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir. 35.Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu, hem daha iyidir hem de neticesi bakımındandaha güzeldir.  36.Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur. 
37 Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.  38.Bütün bu sayılanların kötü olanları, Rabbinin nezdinde sevimsizdir.  39 İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilâh edinme; sonra kınanmış ve (Allah'ın rahmetinden) uzaklaştırılmış olarakcehenneme atılırsın.  40.(Ey müşrikler!) Rabbiniz, erkek çocukları sizin için ayırdı  da, kendisi meleklerden kız çocuklar mı edindi! Gerçekten siz, (vebali) çok büyük bir söz söylüyorsunuz. 41.Biz, onların akıllarını başlarına toplamaları için bu Kur'an'da (çeşitli ikaz ve ihtarları) türlü şekillerde tekrar ettik. Fakat bu, onlara, daha da kaçıp uzaklaşmaktan başka bir şey sağlamıyor. 
42. De ki: Eğer söyledikleri gibi Allah ile birlikte başka ilâhlar da bulunsaydı, o takdirde bu ilâhlar,  Arş'ın sahibi olan Allah'a ulaşmak için çareler arayacaklardı.  43.Allah, onların  söyledikleri şeylerden münezzehtir; son derece yücedir ve uludur. 44.Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini anlamazsınız. O, halîmdir, bağışlayıcıdır.  45.Biz, Kur'an okuduğun zaman, seninle ahirete inanmayanların arasına gizleyici bir örtü çekeriz. 
46. Ayrıca, onu anlamamaları için kalplerine bir  kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Sen, Kur'an'da Rabbinin birliğini  yâdettiğinde onlar, canları sıkılmış bir vaziyette, gerisin geri dönüp giderler.  47.Biz, onların seni dinlerken ne maksatla dinlediklerini, kendi aralarında  fısıldaşırlarken de o zalimlerin: "Siz, büyülenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz!" dediklerini çok iyi biliriz.  48.Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yaptılar! Bu yüzden, (öyle bir) saptılar ki, artık (doğru) yolu bulamayacaklardır.  49. ir de onlar dediler ki: Sahi biz, bir kemik yığını ve  kokuşmuş bir toprak olmuş iken, yepyeni bir hilkatte diriltileceğiz, öyle mi!  50.Deki: "İster taş olun, ister demir", 
51.İsterse aklınıza imkânsız gibi görünen herhangi bir yaratık! Diyecekler ki: "Bizi tekrar kim döndürecek?" De ki: Sizi ilk  kez yaratan. Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayacak ve "Ne zamanmış o?" diyecekler. De ki: Yakın olsa gerek!  52.Allah sizi çağıracağı gün, kendisine hamdederek çağrısına uyarsınız ve çok az  kaldığınızı sanırsınız.  53.Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır. 54.Rabbiniz, sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse sizi cezalandırır. Biz, seni onların üstüne bir vekil olarak göndermedik. 
55. Rabbin, göklerde ve yerde olan  herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık; Davud'a da Zebur'u verdik.  56.De ki: "Allah'ı bırakıp da ileri sürdüklerinize yalvarın. Ne var ki onlar, sizin sıkıntınızı ne uzaklaştırabilir, ne de değiştirebilirler."  57.Onların yalvardıkları bu varlıklar Rablerine -hangisi daha yakın olacak diye- vesile ararlar; O'nun rahmetini umarlar ve azabından korkarlar. Çünkü  Rabbinin azabı, sakınılacak bir azaptır. 
58. Ne kadar ülke varsa hepsini kıyamet  gününden önce ya helâk edecek veya en çetin bir şekilde azaplandıracağız. Bu, Kitap'ta yazılıdır.  59.Bizi, âyetler göndermekten alıkoyan tek şey, öncekilerin bu âyetleri yalanlamış olmasıdır. Nitekim Semûd kavmine, açık bir mucize olmak üzere bir dişi deve vermiştik. Onlar ise, (bu deveyi boğazladılar ve) bu yüzden zalim oldular. Oysa biz âyetleri ancak korkutmak için göndeririz.  60.Hani sana: Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır, demiştik. Sana gösterdiğimiz o görüntüleri ve Kur'an'da lânetlenen ağacı, ancak insanları sınamak  için meydana getirdik. Biz onları korkuturuz da, bu onlara, büyük bir azgınlıktan  başka bir şey sağlamaz. 61.Meleklere: Âdem'e secde edin! demiştik. İblis'in  dışında hepsi secde ettiler. İblis: "Ben, dedi, çamurdan yarattığın bir kimseye secde mi ederim!" 
62. Dedi ki: "Şu benden üstün kıldığına da bir bak! Yemin ederim ki, eğer beni kıyamete kadar yaşatırsan, pek azı dışında, onun neslini  kendime bağlayacağım!"  63.Allah buyurdu: Git! Onlardan kim sana uyarsa, iyi  bilin ki hepinizin cezası cehennemdir. Tam bir ceza!  64.Onlardan gücünün yettiği kimseleri dâvetinle şaşırt; süvarilerinle, yayalarınla onları yaygaraya boğ; mallarına,  evlâtlarına ortak ol, kendilerine vaadlerde bulun. Şeytan, insanlara, aldatmadan başka bir şey vâdetmez. 65.Şurası muhakkak ki, benim (ihlâslı) kullarım üzerinde senin hiçbir ağırlığın olmayacaktır. (Onları) koruyucu olarak Rabbin yeter.
66. (Kullarım!) Rabbiniz, lütfuna nâil olmanız için denizde gemileri sizin için yüzdürendir. Doğrusu O, sizin için çok merhametlidir.  67.Denizde başınıza bir  musibet geldiğinde, O'ndan başka bütün yalvardıklarınız kaybolup gider. O sizi  kurtarıp karaya çıkardığında, (yine eski halinize) dönersiniz. İnsanoğlu çok nankördür.  68.O'nun, sizi kara tarafında yerin dibine geçirmeyeceğinden, yahut  başınıza taş yağdırmayacağından emin misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız. 
69. Yahut O'nun, sizi bir kez daha oraya (denize) gönderip üzerinize  bir kasırga yollayarak, inkâr etmiş olmanız sebebiyle sizi boğmayacağından emin misiniz? Sonra, bundan dolayı kendinize (intikamınızı almak için) bizi arayıp soracak bir destekçi de bulamazsınız.  70.Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları, (çeşitli nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık;  kendilerine güzel güzel rızıklar verdik; yine onları, yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık. 71.Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağıracağımız o günde kimlerin amel defteri sağından verilirse, onlar, en küçük bir haksızlığa  uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar.  72.Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.
73. Müşrikler, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse,  sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul  edeceklerdi.  74.Eğer seni sebatkâr kılmasaydık, gerçekten, nerdeyse onlara  birazcık meyledecektin. 75.O zaman, hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın.  76.Yine onlar, seni yurdundan çıkarmak için nerdeyse dünyayı başına dar getirecekler. O takdirde, senin ardından kendileri de fazla kalamazlar.  77.Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki kanun (da budur). Bizim  kanunumuzda hiçbir değişiklik bulamazsın. 
78. Gündüzün güneş dönüp gecenin  karanlığı bastırıncaya kadar (belli vakitlerde) namaz kıl; bir de sabah namazını.  Çünkü sabah namazı şahitlidir.  79.Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus  bir nafile olmak üzere namaz kıl. (Böylece) Rabbinin, seni, övgüye değer bir  makama göndereceğini umabilirsin.  80.Ve şöyle niyaz et: Rabbim! Gireceğim yere dürüstlükle girmemi sağla; çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla. Bana tarafından, hakkıyla yardım edici bir kuvvet ver. 81.Yine de ki: Hak geldi;  bâtıl yıkılıp gitti. Zaten bâtıl yıkılmaya mahkumdur. 
82. Biz, Kur'an'dan öyle bir şey  indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır. 83.İnsana nimet verdiğimiz zaman (bizden) yüz çevirip yan çizer; ona bir de zarar   ziyan dokunacak olsa iyice karamsarlığa düşer.  84.De ki: Herkes, kendi mizaç ve  meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu Rabbiniz en iyi bilendir.  85.Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir. 86.Hakikaten, biz dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın. 
87. Ancak Rabbinin rahmeti (sayesinde Kur'an bâki kalmıştır). Çünkü O'nun sana lütufkârlığı çok büyüktür.  88.De ki: Andolsun, bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler. 89.Muhakkak ki biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.  90.Onlar: "Sen, dediler, bizim için yerden bir kaynak  fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız."  91."Veya senin bir hurma bahçen ve  üzüm bağın olmalı; öyle ki, içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın." 
92. "Yahut, iddia ettiğin gibi, üzerimize gökten parçalar yağdırmalısın veya Allah'ı ve meleklerigözümüzün önüne getirmelisin."  93."Yahut da altından bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece (göğe) çıktığına da asla inanmayız." De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer bir elçiyim. 94.Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların (buna) inanmalarını sırf, "Allah, peygamber olarak bir beşeri mi gönderdi?" demeleri engellemiştir.  95. Şunu söyle: Eğer yeryüzünde yerleşmiş gezip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten, peygamber olarak bir melek gönderirdik. 
96. De ki: Benimle sizin aranızda gerçek şahit olarak Allah kâfidir. Zira O, kullarını hakikaten bilip görmektedir.  97.Allah kime hidayet verirse, işte doğru yolu bulan odur; kimi de  hidayetten uzak tutarsa, artık onlara, Allah'tan başka dostlar bulamazsın. Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun haşrederiz. Onların varacağı  ve kalacağı yer cehennemdir ki, ateşi yavaşladıkça onun alevini artırırız. 98.Cezaları işte budur! Çünkü onlar, âyetlerimizi inkâr etmişler ve: "Sahi bizler, bir kemik yığını ve kokuşmuş toprak olduktan sonra yeni bir yaratılışla diriltilmiş mi olacağız?" demişlerdir. 
99. Düşünmediler mi ki, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah,  kendilerinin benzerini yaratmaya da kadirdir! Allah, onlar için bir vâde takdir etti. Bunda şüphe yoktur. Ama zalimler, inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.  100. De ki: Rabbimin rahmet hazinesine eğer siz sahip olsaydınız, harcanır korkusuyla  kıstıkça kısardınız. İnsanoğlu da pek eli sıkıdır!  101.Andolsun biz, Musa'ya açık açık dokuz âyet verdik. Haydi İsrailoğullarına sor. Musa onlara geldiğinde Firavunona, "Ey Musa! dedi, senin büyülenmiş olduğunu sanıyorum!" 
102. (Musa  Firavun'a:) "Pek âlâ biliyorsun ki, dedi, bunları, birer ibret olmak üzere, ancak, göklerin ve yerin Rabbi indirdi. Ey Firavun! Ben de senin hakikaten mahvolduğunu sanıyorum!"  103.Derken, Firavun onları ülkeden çıkarmak istedi. Bu yüzden biz onu ve maiyyetindekilerin hepsini (denizde) boğduk.  104.Arkasından da  İsrailoğullarına: "O topraklarda oturun! Ahiret vâdi tahakkuk edince, hepinizi  toplayıp bir araya getireceğiz" dedik.  105.Biz Kur'an'ı hak olarak indirdik; o da hakkı getirdi. Seni de ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.  106. iz onu,Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye (âyet âyet, sûre sûre) ayırdık; ve onu peyderpey indirdik.
107.De ki: Siz ona ister inanın, ister inanmayın; şu bir gerçek ki, bundan önce kendilerine ilim verilen kimselere o (Kur'an) okununca, derhal yüz üstü secdeye kapanırlar.  108.Ve derlerdi ki: Rabbimizi tesbih ederiz. Rabbimizin vâdi mutlaka yerine getirilir.  109.Ağlayarak yüz üstü yere kapanırlar.  (Kur'an okumak) onların saygısını artırır.  110.De ki: "İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler O'na hastır." Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut. 
111. "Çocuk edinmeyen, hakimiyette ortağı bulunmayan, âcizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah'a hamdederim" de ve tekbir getirerek O'nun şanını  yücelt!

 

hidayet akinci
00 20 12 472 14 93 akinci70@yahoo.com