MEZHEPLER VE DiNiMiZ

ibrahim ihlas ikra infitar insan

esariler
mutezile
havaric
maturidiyye
sufiler
si`a (el isna asariye)
bahaiyye
ibadiyye
durziler
hristiyanlar
tansir cemaati
istisrak
baticilik
laiklik
masonluk
siyonistlik
yahudilik
islam tarihi
tevhidin manasi ve kisimlari
islam-iman ve rukunleri
kuran meali
bakara,beled,beyyine,buruc meali
casiye,cin,cuma meali
duha,duhan meali
enfal,en`am,enbiya meali
fatir,fatiha.fecr,felak
fetih,fil,furkan,fussilet
gasiye meali
hac,hadid,hakka,hasr,hicr
hucurat,hud,humeze meali
brahim ihlas ikra infitar insan
insikak insirah isra
kadir kaf kafirun kalem kamer
karia kasas kehf kevser
kiyamet kureys
leyl lokman
maide
maun mearic
muhammed
mutaffifin
mucadele muddesir
mulk mumin
muminin mumtehine
murselat muzzemmil
nahl nas nasr
naziat nebe necm
nisa nuh nur
rad rahman rum
sad saff saffat
sebe secde
sems suara sura
taha tahrim talak
tebbet tegabun tekasur
tekvir tevbe tin
tur
vakia
ameli mezheplerimiz

İbrahim   Suresi

Mekke'de nazil olmuştur. 52 âyettir. 28 ve 29. âyetler Medine'de inmiştir. 35-41. âyetler Hz. İbrahim'in duasını ihtiva ettiği için sûreye bu ad verilmiştir.

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa,  yani her şeye galip (ve) övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. 
2. O Allah ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Şiddetli azaptan dolayı kâfirlerin vay haline! 
3. Dünya hayatını ahirete tercih  edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve onun eğriliğini isteyenler var ya, işte onlar (haktan) uzak bir sapıklık içindedirler.
4. (Allah'ın emirlerini) onlara iyice açıklasın diye her peygamberi yalnız kendi kavminin diliyle gönderdik. Artık Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Çünkü O, güç ve hikmet sahibidir. 
5. Andolsun ki Musa'yı da: Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın (geçmiş kavimlerin başına getirdiği felâket) günlerini hatırlat, diye ucizelerimizlegönderdik. Şüphesiz ki bunda çok sabırlı, çok şükreden herkes için ibretler vardır.
6. Hani Musa kavmine demişti ki: "Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Çünkü O, sizi işkencenin en kötüsüne sürmekte ve oğullarınızı kesip, kadınlarınızı (kızlarınızı) bırakmakta olan Firavun ailesinden kurtardı. İşte bu size anlatılanlarda, Rabbinizden büyük bir imtihan vardır." 
7. "Hatırlayın ki Rabbiniz size: Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir! diye bildirmişti."
8. Musa dedi ki: "Eğer siz ve yeryüzünde olanların hepsi nankörlük etseniz, bilin ki Allah gerçekten zengindir, hamdedilmeye lâyıktır." 
9. Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini peygamberlerinin ağızlarına bastılar ve dediler ki: Biz, size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine  çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz. 
10. Peygamberleri dedi ki: Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? Halbuki O, sizin günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak ve sizi muayyen bir vakte kadar yaşatmak  için sizi (hak dine) çağırıyor. Onlar dediler ki: Siz de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz. Siz bizi atalarımızın tapmış olduğu şeylerden döndürmek istiyorsunuz. Öyleyse bize, apaçık bir delil getirin! 
ll. Peygamberleri onlara dediler ki: "(Evet) biz sizin gibi bir insandan başkası değiliz. Fakat Allah nimetini  kullarından dilediğine lütfeder. Allah'ın izni olmadan bizim size bir delil getirmemize imkân yoktur. Müminler ancak Allah'a dayansınlar." 
12. "Hem, bize yollarımızı göstermiş olduğu halde ne diye biz, Allah'a dayanıp güvenmeyelim?  Sizin bize verdiğiniz eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler yalnız Allah'a  tevekkülde sebat etsinler." 
13. Kâfir olanlar peygamberlerine dediler ki: "Elbette sizi ya yurdumuzdan çıkaracağız, ya da mutlaka dinimize döneceksiniz!" Rableri  de onlara: "Zalimleri mutlaka helâk edeceğiz!" diye vahyetti. 
14. Ve (ey inananlar!) Onlardan sonra sizi mutlaka o yerde yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkan ve tehdidimden sakınan kimselere mahsustur. 
15. (Peygamberler) fetih istediler  (Allah da verdi). Her inatçı zorba da hüsrana uğradı. 
16. Ardından da (o inatçı zorbaya) cehennem vardır; kendisine irinli su içirilecektir! 
17. Onu yudumlamaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve ona her yandan ölüm gelecek,  oysa o ölecek değildir (ki azaptan kurtulsun). Bundan ötede şiddetli bir azap da vardır. 
18. Rablerini inkâr edenlerin durumu (şudur): Onların amelleri fırtınalı bir günde rüzgârın, şiddetle savurduğu küle benzer. Kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. İyiden iyiye sapıtma işte budur. 
19. Allah'ın gökleri ve yeri hak ile yarattığını görmedin mi? O dilerse sizi ortadan kaldırıp yepyeni bir halk getirir. 
20.  Bu, Allah'a güç değildir.
21. (Kıyamet gününde) hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve zayıflar o büyüklük taslayanlara diyecekler ki: "Biz sizin tâbilerinizdik. Şimdi siz, Allah'ın azabından herhangi bir şeyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "(Ne yapalım) Allah bizi hidayete erdirseydi biz de sizi doğru yola iletirdik. Şimdi sızlansak da sabretsek de birdir. Çünkü bizim için sığınacak bir yer yoktur."
22. (Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: "Şüphesiz Allah size gerçek olanı vâdetti, ben de size vâdettim ama, size yalancı çıktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi (inkâra) çağırdım, siz de benim  davetime hemen koştunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuşkusuz daha önce ben, beni  (Allah'a) ortak koşmanızı reddettim." Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır. 
23. İman edip de iyi işler yapanlar, Rablerinin izniyle içinde ebedî kalacakları ve zemininden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Orada (birbirleriyle) karşılaştıkça söyledikleri "selam" dır. 
24. Görmedin mi Allah nasıl bir misal getirdi: Güzel bir sözü, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca (benzetti). 
25. (O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir. 
26. Kötü bir sözün misali, gövdesi yerden  koparılmış, o yüzden ayakta durma imkânı olmayan (kötü) bir ağaca benzer. 
27. Allah Teâlâ sağlam sözle iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sapasağlam tutar. Zalimleri ise Allah saptırır. Allah dilediğini yapar. 
28. Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helâk yurduna sürükleyenleri görmedin mi?
29. Onlar cehenneme girecekler. O ne kötü karargâhtır! 
30. (İnsanları) Allah yolundan saptırmak için O'na ortaklar koştular. De ki: (İstediğiniz gibi) yaşayın! Çünkü dönüşünüz ateşedir. 
31. İman eden kullarıma söyle: Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde ne alışveriş, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıklardan (Allah için) gizli-açık harcasınlar. 
32. (O öyle lütufkâr) Allah'tır ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten suyu indirip onunla rızık olarak size türlü meyveler çıkardı; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi; nehirleri de sizin (yararlanmanız) için akıttı.
33. Düzenli seyreden güneşi ve ayı size faydalı kıldı; geceyi ve gündüzü de istifadenize verdi. 
34. O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah'ın nimetini sayacakolsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür! 
35. Hatırla ki İbrahim şöyle demişti: "Rabbim! Bu şehri (Mekke'yi) emniyetli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut!" 
36. "Çünkü, onlar (putlar), insanlardan birçoğunun sapmasına sebep oldular, Rabbim. Şimdi kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, artık sen gerçekten çok bağışlayan, pek  esirgeyensin." 
37. "Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için ben, neslimden bir kısmını senin Beyt-i Harem'inin (Kâbe'nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vâdiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyledici kıl ve meyvelerden bunlara rızık ver! Umulur ki bu nimetlere şükrederler." 
38. "Ey Rabbimiz! Şüphesiz ki sen bizim gizleyeceğimizi de  açıklayacağımızı da bilirsin. Çünkü ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli  kalmaz." 
39. "İhtiyar halimde bana İsmail'i ve İshak'ı lütfeden Allah'a hamdolsun! Şüphesiz Rabbim duayı işitendir." 
40. "Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle; ey Rabbimiz! Duamı kabul et!" 
4l. "Ey Rabbimiz! (Amellerin) hesap olunacağı gün beni, ana-babamı ve müminleri bağışla!" 
42. (Resûlüm!) Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allahonları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor. 
43.  Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe  dikilmiş bir vaziyette koşarlar. 
44. Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: "Ey Rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım" diyecekleri gün hakkında insanları uyar.  (Onlara denilir ki:) "Daha önce, sizin için bir zevâl olmadığına, yemin etmemişmiydiniz? "
45. "(Sizden önce) kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz.Onlara nasıl muamele ettiğimiz size apaçık belli oldu. Ve size misaller de verdik." 
46. Hilelerinin cezası Allah katında (malum) iken, onlar, tuzaklarını kurmuşlardı.Halbuki onların hileleriyle dağlar yerinden gidecek değildi! 
47. O halde, sakın Allah'ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Çünkü Allah mutlak üstündür, kimsenin yaptığını yanına bırakmaz. 
48. Yer başka bir yer, gökler de (başka gökler) haline getirildiği, (insanlar) bir ve gücüne karşı durulamaz olan Allah'ın huzuruna çıktıkları gün (Allah bütün zalimlerin cezasını verecektir). 
49. O gün, günahkârların zincire vurulmuş olduğunu görürsün. 
50. Onların gömlekleri katrandandır, yüzlerini de ateş bürümektedir. 
51. Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için (onları diriltecektir.) Kuşkusuz Allah, hesabı çabuk görendir. 
52. İşte bu (Kur'an), kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek Tanrı olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir.

Ihlas Suresi
 
Mekke'de nazil olmuştur. 4 ayettir. İhlas, samimi olmak, dine içtenlikle bağlanamak, esaslarını sırf Allah rızası için uygulamak anlamındadır. İslam'ın tehvid akidesinin en özlü ve anlamlı ifadesidir.
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
 1. De ki: O, Allah birdir. 
 2. Allah sameddir. 
 3. O, doğurmamış ve doğmamıştır. 
 4. Onun hiçbir dengi yoktur

Ikra Suresi
Mekke'de nazil olmuştur. 19 ayettir. Bu sûreye "Alak" suresi de denir. Alak, insanın yaratılış safhalarından olan aşılanmış yumurtayı ifade eder. İlk inen ayetlerdir.
 

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1.Yaratan Rabbinin adıyla oku! 
2.İnsanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı. 
3.Oku! Rabbin en büyük cömertliğin sahibidir. 
4.O'dur kalemle öğreten. 
5.İnsana bilmediğini öğretti. 
6.İş sanıldığı gibi değil. İnsan gerçekten azar. 
7.Kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görmüştür. 
8.Oysaki, dönüş yalnız Rabbinedir. 
9.Gördün mü o yasaklayanı, 
10.Bir kulu namaz kılarken. 
11.Gördün mü! Ya o iyilik ve doğruluk üzerine ise! 
12.Ya o, takvayı emrediyorsa. 
13.Gördün mü! Ya şu yalanlamış, sırt dönmüşse. 
14.Bilmedi mi ki Allah gerçekten görür! 
15.İş sandığı gibi değil. Eğer vazgeçmezse yemin olsun, o alnı mutlaka tutup sürteceğiz. 
16.O yalancı, o günahkar alnı. 
17.Hadi çağırsın meclisini/kurultayını! 
18.Biz de çağıracağız zebanileri! 
19.Sakın, sakın! Ona boyun eğme; secde et ve yaklaş.

Infitar Suresi

Mekke'de nazil olmuştur. 19 âyettir. Manası yarılmaktır. Göğün yarılmasından söz ederek başladığı için  bu adı almıştır.
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
l.Gökyüzü yarıldığı zaman,  2.Yıldızlar döküldüğü zaman,  3.Denizler birbirine  katıldığı zaman,  4.Kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, 5.İnsanoğlu  (yapıp) gönderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar.  6.Ey insan! İhsanı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?  7.O Allah ki seni yarattı, seni düzgün ve dengeli kılıp,ölçülü bir biçim verdi.  8.Seni istediği her hangi bir şekilde parçalardan oluşturdu.  9. Hayır! Siz yine de dini yalanlıyorsunuz.  10.Şunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler var,  11.Değerli yazıcılar var, 
12.Onlar, yapmakta olduklarınızı bilirler.  13.İyiler muhakkak cennettedirler,  14.Kötüler de cehennemdedirler.  15.Ceza gününde oraya girerler.  16.Onlar (kâfirler) oradan bir daha da ayrılmazlar.  17.Ceza günü nedir bilir misin?  18.Evet, bilir misin? Nedir acaba o ceza günü?  19.O gün hiçbir kimse başkası için bir şey yapamaz. O gün iş Allah' a kalmıştır.

Insan Suresi

Mekke'de veya Medine'de nazil olduğuna dair rivayetler vardır. 31 âyettir. Adını ilk âyetinde geçen "el-insan" kelimesinden almıştır.
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1 İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?  2.Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfeden yarattık;  onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık.  3.Şüphesiz biz ona yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.  4.Doğrusu biz, kâfirler için zincirler; demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.  5.İyiler ise, kâfûr katılmış bir kadehten içerler.  6.Allah'ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır. 
7.O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler.  8.Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler. 9."Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz."  10."Biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden korkarız" (derler). 11.İşte bu yüzden Allah onları o günün fenalığından esirger; parlaklık,  sevinç verir. 12.Sabretmelerine karşılık onlara cenneti ve ipekleri lütfeder. 13.Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür orada, ne de dondurucu soğuk. 
14.Gölgeleri, üzerlerine sarkar; kolayca koparılabilen meyveleri istifadelerine sunulur. 15.Yanlarında gümüşten kaplar ve billûr kupalar dolaştırılır.  16.Gümüşten öyle kadehler ki onları istedikleri ölçüde tayin ve takdir etmişlerdir.  17.Onlara orada bir kâseden içirilir ki karışımında zencefil vardır.  18.Orada bir pınardandır ki adına Selsebîl denir. 19.O insanların etrafında öyle ölümsüz genç nedîmler dolaşır ki, onları  gördüğünde, etrafa saçılıp dağılmış inciler sanırsın.  20.Ne yana bakarsan bak, nimet ve ulu bir saltanat görürsün. 
21.Üzerlerinde yeşil ipekten ince ve kalın elbiseler vardır; gümüş bilezikler  takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirir. 22.Bu, sizin için bir mükâfattır. Sizin gayretiniz karşılığını bulmuştur. 23.Kur'an'ı sana biz, evet biz indirdik. 24.Artık Rabbinin hükmüne sabret; onlardan hiçbir günahkâra, yahut hiçbir nanköre boyun eğme. 25.Sabah akşam Rabbinin ismini yâdet.  26.Gecenin bir kısmında O'na secde et; gecenin uzun bir bölümünde de O'nu tesbih et.. 27.Şu insanlar, çarçabuk geçen dünyayı seviyorlar da önlerindeki çetin bir günü ihmal ediyorlar.  28.Onları biz yarattık; onların yaratılışını sapasağlam yaptık. Dilediğimizde yerlerine benzerlerıni getiririz. 
29.Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.  30.Sizler ancak Rabbinizin dilemesi (izin vermesi) sayesinde (bir şeyi)   dileyebilirsiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.  31.O, dilediğini rahmetine dahil eder. Zalimlere gelince, onlar için elem verici bir  azap hazırlamıştır.

hidayet akinci
00 20 12 472 14 93 akinci70@yahoo.com