MEZHEPLER VE DiNiMiZ

hac,hadid,hakka,hasr,hicr
esariler
mutezile
havaric
maturidiyye
sufiler
si`a (el isna asariye)
bahaiyye
ibadiyye
durziler
hristiyanlar
tansir cemaati
istisrak
baticilik
laiklik
masonluk
siyonistlik
yahudilik
islam tarihi
tevhidin manasi ve kisimlari
islam-iman ve rukunleri
kuran meali
bakara,beled,beyyine,buruc meali
casiye,cin,cuma meali
duha,duhan meali
enfal,en`am,enbiya meali
fatir,fatiha.fecr,felak
fetih,fil,furkan,fussilet
gasiye meali
hac,hadid,hakka,hasr,hicr
hucurat,hud,humeze meali
brahim ihlas ikra infitar insan
insikak insirah isra
kadir kaf kafirun kalem kamer
karia kasas kehf kevser
kiyamet kureys
leyl lokman
maide
maun mearic
muhammed
mutaffifin
mucadele muddesir
mulk mumin
muminin mumtehine
murselat muzzemmil
nahl nas nasr
naziat nebe necm
nisa nuh nur
rad rahman rum
sad saff saffat
sebe secde
sems suara sura
taha tahrim talak
tebbet tegabun tekasur
tekvir tevbe tin
tur
vakia
ameli mezheplerimiz

Hacc Sûresi

Sûre 78 âyettir. Müfessirlerin çoğunluğuna göre 19. âyetten itibaren 6 âyet Medine'de, diğerleri Mekke'de nazil olmuştur. Bu sûreye hac farizasının daha önce Hz. İbrahim tarafından başlatıldığından ve Hz. Muhammed (s.a.) tarafından da  devam ettirildiğinden bahsedildiği için sûreye "Hac sûresi" denilmiştir.
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Ey insanlar! Rabbinizden korkun! Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir  şeydir!
2. Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğu unutur, her gebe kadın çocuğunu düşürür. İnsanları da sarhoş bir halde görürsün. Oysa onlar sarhoş değillerdir; fakat Allah'ın azabı çok dehşetlidir! 

3. İnsanlardan, bilgisi olmaksızın Allah hakkında tartışmaya giren ve her inatçı şeytana uyan birtakım kimseler vardır. 
4. Onun (şeytan) hakkında şöyle yazılmıştır: Kim onu yoldaş edinirse bilsin ki (şeytan) kendisini saptıracak ve alevli ateşin azabına sürükleyecektir.
5. Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu  bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan),  sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür; ta ki   bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de  kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o,  kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.
6. Çünkü Allah hakkın ta kendisidir; O, ölüleri diriltir; yine O, her şeye hakkıyla kadirdir.
7. Kıyamet  vakti de gelecektir; bunda şüphe yoktur. Ve Allah kabirlerdeki kimseleri diriltip kaldıracaktır.

8. İnsanlardan bazısı, bir bilgisi, bir rehberi ve (vahye dayanan) aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın, Allah hakkında tartışır. 
9. Allah yolundan saptırmak için yanını eğip bükerek (kibir ve azamet içinde) Allah hakkında  tartışmaya kalkar. Onun için dünyada bir rezillik vardır; kıyamet gününde ise ona yakıcı azabı tattıracağız. 
10. İşte bu, önceden yapıp ettiklerin yüzündendir (denilir). Elbette Allah kullarına haksızlık edici değildir. 
11. İnsanlardan kimi Allah'a yalnız bir yönden kulluk eder. Şöyle ki: Kendisine bir iyilik dokunursa buna pek memnun olur, bir de musibete uğrarsa çehresi değişir. O, dünyasını da,ahiretini de kaybetmiştir. İşte bu, apaçık ziyanın ta kendisidir. 
12. O, Allah'ı bırakıp, kendisine ne faydası, ne de zararı dokunacak olan şeylere yalvarır. Bu, (haktan) büsbütün uzak olan sapıklığın ta kendisidir. 
13. O, zararı faydasından daha (akla) yakın olan bir varlığa yalvarır. O (yalvardığı), ne kötü bir yardımcı, ne kötü bir dosttur! 
14. Muhakkak ki Allah, iman edip iyi davranışlarda bulunan kimseleri, zemininden ırmaklar akan cennetlere kabul eder. Şüphesiz Allah dilediği şeyi  yapar. 
15. Her kim, Allah'ın, dünya ve ahirette ona (Resûlüne) asla yardım etmeyeceğini zannetmekte ise, (Allah ona yardım ettiğine göre) artık o kimse tavana bir ip atsın; (boğazına geçirsin); sonra da (ayağını yerden) kessin! Şimdi bu kimse baksın! Acaba, hilesi (bu yaptığı), öfke duyduğu şeyi (Allah'ın Peygamber'e  yardımını) gerçekten engelleyecek mi? 
16. İşte böylece biz o Kur'an'ı açık seçik  âyetler halinde indirdik. Gerçek şu ki Allah dilediği kimseyi doğru yola sevkeder.
17. Mümin olanlar, yahudi olanlar, sâbiîler, hıristiyanlar, mecûsîler ve müşrik olanlara gelince, muhakkak ki Allah, bunlar arasında kıyamet gününde (ayrı ayrı) hükmünü verir. Çünkü Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 
18. Görmez misin ki, göklerde olanlar ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve  insanların birçoğu Allah'a secde ediyor; birçoğunun üzerine de azap hak olmuştur. Allah kimi hor ve hakir kılarsa, artık onu değerli kılacak bir kimse yoktur. Şüphesiz Allah dilediğini yapar. 
19. Şu iki gurup, Rableri hakkında çekişen iki hasımdır:  İmdi, inkâr edenler için ateşten bir elbise biçilmiştir. Onların başlarının üstünden kaynar su dökülecektir! 
20. Bununla, karınlarının içindeki  ve derileri eritilecektir! 
21. Bir de onlar için demir kamçılar vardır! 
22. Izdıraptan dolayı oradan her çıkmak istediklerinde, oraya geri döndürülürler ve: "Tadın bu yakıcı  azabı!" (denilir).
23. Muhakkak ki Allah, iman edip iyi davranışlarda bulunanları, zemininden ırmaklar akan cennetlere kabul eder. Bunlar orada altın bileziklerle ve  incilerle bezenirler. Orada giyecekleri ise ipektir. 
24. Ve onlar, sözün en güzeline yöneltilmişler, övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir. 
25. İnkâr edenler, Allah'ın yolundan ve -yerli, taşralı- bütün insanlara eşit  kıldığımız  Mescid-i Harâm'dan  alıkoymaya kalkanlar kim orada  zulüm ile haktan sapmak isterse ona acı azaptan tattırırız. 
26. Bir zamanlar İbrahim'e Beytullah'ın yerini hazırlamış ve (ona şöyle demiştik): Bana hiçbir şeyi eş tutma; tavaf edenler, ayakta ibadet edenler, rükû ve secdeye varanlar için evimi  temiz tut. 
27. İnsanlar arasında haccı ilân et ki,gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen argın develer üzerinde sana gelsinler. 
28. Ta ki kendilerine ait bir takım yararları yakînen görmeleri, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günler de Allah'ın ismini ansanlar . Artık ondan hem kendiniz yeyin,hem de yoksula, fakire yedirin. 
29. Sonra kirlerini gidersinler;  adaklarını yerine getirsinler ve o Eski Ev'i (Kâbe'yi) tavaf etsinler. 
30. Durum böyle. Her kim, Allah'ın emir ve yasaklarına saygı gösterirse, bu, Rabbinin katında  kendisi için daha hayırlıdır. (Haram olduğu) size okunanların dışında kalan hayvanlar size helâl kılındı. O halde, pislikten, putlardan sakının; yalan sözden sakının. 
31. Kendisine ortak koşmaksızın Allah'ın hanifleri (O'nun birliğini tanıyan müminler olun). Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış, yahut rüzgâr onu uzak bir yere sürüklemiş (bir nesne) gibidir. 
32. Durum öyledir. Her kim Allah'ın hükümlerine saygı gösterirse, şüphesiz bu, kalplerin takvâsındandır. 
33. Onlarda (kurbanlık hayvanlarda veya hac   fiillerinde) sizin için belli bir süreye kadar birtakım yararlar vardır. Sonra bunların varacakları (biteceği) yer, Eski Ev'e (Kâbe'ye) kadardır. 
34. Biz, her ümmete -(Kurban kesmeye uygun) hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine Allah'ın adını ansınlar diye- kurban kesmeyi gerekli kıldık. İmdi, İlâhınız, bir   tek İlah'tır. Öyle ise, O'na teslim olun. (Ey Muhammed!) O ihlâslı ve mütevazi  insanları müjdele! 
35. Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz  şeylerden (Allah için) harcarlar. 
36. Biz, büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın  (dininin) işaretlerinden (kurban) kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerine dururken üzerlerine Allah'ın ismini anınız (ve kurban ediniz). Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık (canı çıktığında) onlardan hem kendiniz yeyin, hem de ihtiyacını gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik. 
37. Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat O'na sadece sizin takvânız ulaşır. Sizi hidayete erdirdiğinden  dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız diye O, bu hayvanları böylece sizin istifadenize  verdi. (Ey Muhammed!) Güzel davrananları müjdele! 
38. Allah, iman edenleri  korur. Şu da muhakkak ki Allah, hain ve nankör olan herkesi sevgisinden mahrum eder. 
39. Kendileriyle savaşılanlara (müminlere), zulme uğramış olmaları sebebiyle, (savaş konusunda) izin verildi. Şüphe yok ki Allah, onlara yardıma mutlak surette kadirdir. 
40. Onlar, başka değil, sırf "Rabbimiz Allah'tır" dedikleri  için haksız yere yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah, bir kısım insanları  (kötülüklerini) diğer bir kısmı ile defedip önlemeseydi, mutlak surette, içlerinde Allah'ın ismi bol bol anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılır giderdi. Allah, kendisine (kendi dinine) yardım edenlere muhakkak surette yardım eder. Hiç şüphesiz Allah, güçlüdür, galiptir. 
41. Onlar (o müminler) ki, eğer  kendilerine yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekâtı verirler, iyiliği emreder  ve kötülükten nehyederler. İşlerin sonu Allah'a varır. 
42. (Resûlüm!) Eğer onlar  (inkârcılar) seni yalanlıyorlarsa, (şunu bil ki) onlardan önce Nuh'un kavmi, Ad, Semûd(kavimleri de kendi peygamberlerini) yalanladılar 
43. İbrahim'in kavmi de,  Lût'un kavmi de (peygamberlerini) yalanladılar.
44.(Şuayb'ın kavmi olan) Medyen  halkı da(Şûayb'ı) yalanladılar. Musa da yalanlanmıştı. İşte ben o kâfirlere süre tanıdım, sonra onları yakaladım. Nasıl oldu benim onları reddim (cezalandırmam)!
45. Nitekim, birçok memleket vardı ki, o memleket (halkı) zulmetmekte iken, biz onları helâk ettik. Şimdi o ülkelerde duvarlar, (çökmüş) tavanların üzerine yıkılmıştır. Nice kullanılmaz hale gelmiş kuyular ve (ıssız kalmış) ulu saraylar vardır. 
46. (Sana karşı çıkanlar) hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Zira dolaşsalardı elbette düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olurdu. Ama gerçek şu ki, gözler kör olmaz; lâkin göğüsler içindeki kalpler kör olur. 
47. (Resûlüm!) Onlar senden azabın  çabuk gelmesini istiyorlar. Allah vâdinden asla dönmez. Muhakkak ki, Rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir. 
48. Nice ülkeler var  ki, zulmedip dururlarken onlara mühlet verdim. Sonunda onları yakaladım. Dönüş yalnız banadır. 
49. De ki: Ey insanlar! Ben ancak sizin için apaçık bir uyarıcıyım.
50. İman edip sâlih ameller işleyen kimseler için mağfiret ve bol rızık vardır. 
51. Ayetlerimiz hakkında (onları tesirsiz kılmak için) birbirlerini geri bırakırcasına  yarışanlara gelince, işte bunlar, cehennemliklerdir. 
52. (Ey Muhammed!) Biz, senden önce hiçbir resûl ve nebî göndermedik ki, o, bir temennide bulunduğunda, şeytan onun dileğine ille de (beşerî arzular) katmaya kalkışmasın. Ne var ki Allah,  şeytanın katacağı şeyi iptal eder. Sonra Allah, kendi âyetlerini (lafız ve mana bakımından) sağlam olarak yerleştirir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 
53. (Allah, şeytanın böyle yapmasına müsaade eder ki) kalplerinde hastalık olanlar ve kalpleri katılaşanlar için, şeytanın kattığı şeyi bir deneme  (vesilesi) yapsın. Zalimler, gerçekten (haktan) oldukça uzak bir ayrılık içindedirler.
54. Bir de, kendilerine ilim verilenler., onun (Kur'an'ın) hakikaten Rabbin tarafından gelmiş bir gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar, bu sayede kalpleri huzur ve  tatmine kavuşsun. Şüphesiz ki Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir. 
55. İnkâr edenler, kendilerine o saat ansızın gelinceye, yahut da (kendileri için hayır yönünden) kısır bir günün azabı gelinceye kadar onun (Kur'an) hakkında hep şüphe içindedirler. 
56. O gün, mülk Allah'ındır. İnsanlar arasında hüküm verir. (Bu hüküm gereği) iman edip iyi davranışlarda bulunanlar Naîm cennetlerinin  içindedirler. 
57. İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar için alçaltıcı bir azap vardır. 58. Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen yahut ölenleri hiç şüphesiz Allah güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah, evet O, rızıkverenlerin en hayırlısıdır. 
59. Allah onları, herhalde memnun kalacakları bir girilecek yere sokacaktır. Allah, kesinlikle tam bir bilgi sahibidir, halîmdir. 
60. İşte böyle. Her  kim, kendisine verilen eziyetin dengi ile karşılık verir de, bundan sonra kendisine yine bir tecavüz ve zulüm vaki olursa, emin olmalıdır ki, Allah ona mutlaka yardım edecektir. Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir. 
61. Böylece (Allah, haksızlığa uğrayana yardım edecektir ve buna kadirdir). Çünkü Allah, geceyi  gündüze katar, gündüzü geceye katar. Şu da muhakkak ki Allah, hakkıyla işiten ve görendir. 
62. Böyledir. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O'nun dışındaki taptıkları    ise bâtılın ta kendisidir. Gerçek şu ki Allah, evet O, uludur, büyüktür. 
63. Görmedin  mi, Allah, gökten yağnmur indirdi de bu sayede yeryüzü yeşeriyor. Gerçekten Allah çok lütufkârdır, haberdardır. 
64. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hakikaten Allah, yalnız O zengindir, övgüye değerdir. 
65. Görmedin mi, Allah, yerdeki eşyayı ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri sizin hizmetinize verdi. Göğü de, kendi izni olmadıkça yer üzerine düşmekten korur. Çünkü Allah, insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir. 
66. O, (önce) size hayat veren, sonra sizi öldürecek, sonra yine diriltecek olandır. Gerçekten insan, çok nankördür. 
67.Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar (ehl-i kitap) bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın. 
68. Eğer seninle münakaşa ve mücâdeleyegirişirlerse: "Allah yaptığınızı çok iyi bilmektedir" de.
69. Allah kıyamet gününde,  ihtilâf etmekte olduğunuz konulara dair aranızda hüküm verecektir. 
70. Bilmez misin ki, Allah, yerde ve gökte ne varsa bilir? Bu, bir kitapta (levh-i mahfuzda)  mevcuttur. Bu, Allah için çok kolaydır. 
71. Onlar, Allah'ı bırakıp, Allah'ın kendisine hiçbir delil indirmediği, kendilerinin dahi hakkında bilgi sahibi olmadıkları şeylere tapıyorlar. Zalimlerin hiç yardımcısı yoktur.
72. Âyetlerimiz açık açık kendilerine okunduğunda, kâfirlerin suratlarında  hoşnutsuzluk sezersin. Onlar, kendilerine âyetlerimizi okuyanların neredeyse  üzerlerine saldırırlar. De ki: Size bundan (bu öfke ve huzursuzluğunuzdan) daha  kötüsünü bildireyim mi? Cehennem! Allah, onu kâfirlere (ceza olarak) bildirdi. O, ne kötü sondur! 
73. Ey insanlar! (Size) bir misal verildi; şimdi onu dinleyin: Allah'ı bırakıp da yalvardıklarınız (taptıklarınız) bunun için bir araya gelseler bile bir sineği dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan geri de alamazlar.  İsteyen de âciz, kendinden istenen de! 
74. Onlar, (Bu âciz putları Allah'a ortak  koşmak suretiyle) Allah'ın kadrini hakkıyla bilemediler. Hiç şüphesiz Allah, çok  kuvvetlidir, çok üstündür. 
75. Allah meleklerden de elçiler seçer, insanlardan da. Şüphesiz Allah işitendir, görendir.
76. Onların önlerindekini de, arkalarındakini de  (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Bütün işler Allah'a döndürülür.
77. Ey iman edenler! Rükû edin; secdeye kapanın; Rabbinize ibadet edin; hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz. 
78. Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi seçti; din  hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim'in dininde (de böyleydi). Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur'an'da) size  "müslümanlar" adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekâtı verin ve Allah'a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlânızdır. Ne güzel mevlâdır, ne güzel yardımcıdır!

Hadid Suresi
Medine'de nazil olmuştur. 29 âyettir.Arapça'da demir anlamına gelen "hadid" kelimesiyle isimlenen ve demirin önemine işaret ettiği için bu adı almıştır.




Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm

1. Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah'ı tesbih etmektedir. O, azîzdir, hakîmdir. 
2. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. O, diriltir, öldürür. O, her şeye gücü  yetendir. 
3. O ilktir, sondur, zahirdir, batındır. O, her şeyi bilendir. 
4. O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'ın üzerine istivâ edendir. Yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür. 
5. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Bütün işler ancak O'na döndürülür. 
6. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katar. O, kalplerde olanı bilir. 
7. Allah'a ve Resûlü'ne iman edin. Sizi, üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden    harcayın. Sizden iman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük  mükâfat vardır.   


8. Peygamber sizi, Rabbinize iman etmeye çağırdığı halde niçin Allah'a inanmıyorsunuz? Halbuki O, sizden kesin söz de almıştı. Eğer inanırsanız. 
9. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O'dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir. 
10. Ne oluyor size ki, Allah yolunda harcamıyorsunuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Elbette içinizden, fetihten önce harcayan ve savaşanlar, daha sonra harcayıp savaşanlara eşit değildir. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı  vâdetmiştir. Allah'ın yaptıklarınızdan haberi vardır.


11. Kim Allah'a güzel bir ödünç verecek olursa, Allah da onun karşılığını kat kat verir ve ayrıca onun çok değerli bir mükâfatı da vardır. 
l2. Mümin erkeklerle mümin kadınları, önlerinden ve sağlarından, (amellerinin)  nurları aydınlatıp giderken gördüğün günde, (onlara): Bugün müjdeniz, zemininden   ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacağınız cennetlerdir, denilir. İşte büyük  kurtuluş budur. 
13. Münafık erkeklerle münafık kadınların, müminlere: Bizi bekleyin, nurunuzdan bir parça ışık alalım, diyeceği günde kendilerine: Arkanıza dönün de bir ışık arayın!denilir. Nihayet onların arasına, içinde rahmet, dışında azap bulunan kapılı bir sur çekilir.

14. Münafıklar onlara: Biz sizinle beraber değil miydik? diye seslenirler. (Müminler de) derler ki: Evet ama, siz kendi başınızı belaya soktunuz; fırsat beklediniz;  şüpheye düştünüz ve kuruntular sizi aldattı. O çok aldatan (şeytan) sizi, Allah hakkında bile aldattı. Nihayet Allah'ın emri gelip çattı! 
15. Bugün artık ne sizden ne de inkâr edenlerden bedel kabul edilir, varacağınız yer ateştir. Size yaraşan odur. Ne kötü bir dönüş yeridir!

16. İman edenlerin Allah'ı anma ve O'ndan inen Kur'an sebebiyle kalplerinin ürpermesi zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler  gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onlardan bir çoğu yoldan çıkmış kimselerdir. 
17. Bilin ki Allah, ölümünden sonra yeryüzünü canlandırıyor. Düşünesiniz diye gerçekten, size âyetleri açıkladık. 
18. Sadaka veren erkeklere ve sadaka veren  kadınlara ve Allah'a güzel bir ödünç verenlere, verdiklerinin karşılığı kat kat ödenir ve onlara değerli bir mükâfat vardır.

l9. Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, (evet) işte onlar, Rableri yanında sözü özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mükâfatları ve nûrları vardır. İnkâr edip de âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da  cehennemin adamlarıdır. 
20. Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki,  bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah'ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.

21. Rabbinizden bir mağfirete; Allah'a ve peygamberlerine inananlar için  hazırlanmış olup genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennete koşuşun. İşte bu, Allah'ın lütfudur ki onu dilediğine verir. Allah büyük lütuf sahibidir.
22. Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır. 
23. (Allah bunu) elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye açıklamaktadır. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen  kimseleri sevmez.

24. Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse  şüphesiz ki Allah zengindir, hamde lâyıktır. 
25. Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın, dinine  ve peygamberlerine gayba inanarak yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz  Allah kuvvetlidir, daima üstündür. 
26. Andolsun ki biz, Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik, peygamberliği de kitabı da onların soyuna verdik. Onlardan (insanlardan) kimi doğru yoldadır; içlerinden birçoğu da yoldan çıkmışlardır.

27. Sonra bunların izinden ardarda peygamberlerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa'yı da arkalarından gönderdik, ona İncil'i verdik; ona uyanların kalplerine şefkat  ve merhamet vermiştik. Uydurdukları ruhbanlığa gelince, onu biz yazmadık. Fakat  kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yoldan  çıkmışlardır. 
28. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve Peygamberine inanın ki O, size rahmetinden iki kat versin ve size ışığında yürüyeceğiniz bir nûr lütfetsin; sizi bağışlasın. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.   

29. Böylece kitap ehli, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemeyeceklerini bilsinler. Lütuf bütünüyle Allah'ın elindedir, onu dilediğine bahşeder. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Hakka Suresi
                                                                  
Mekke'de nazil olmuştur. 52 âyettir. Adını, ilk âyetindeki "el-hâkka" kelimesinden almıştır. Daha çok "kıyamet" manası verilmektedir. 
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Gerçekleşecek olan; 
2. (Evet) nedir o gerçekleşecek olan? 
3. Gerçekleşecekolanın (kıyametin) ne olduğunu sen nereden bileceksin? 
4. Semûd ve Ad kavimleri, kapılarını çalacak felâketi (kıyameti) yalan saymışlardı. 
5. Semûd'a gelince: Onlar pek zorlu (bir sarsıntı) ile helâk edildiler. 
6. Ad kavmi ise, uğultulu, kasıp kavuran bir fırtına ile mahvedildiler. 
7. Allah onu, ardarda yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.
8. Şimdi onlardan arda  kalan bir şey görüyor musun? 
9. Firavun, ondan öncekiler ve altı üstüne getirilen  beldeler halkı (Lût kavmi) hep o günahı (şirki) işlediler. 
10. Böylece Rablerinin peygamberlerine karşı geldiler, O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.
11. Şüphesiz, su bastığı vakit sizi gemide biz taşıdık; 
12. Onu sizin için bir ibret veöğüt yapalım ve belleyici kulaklar onu bellesin diye. 
13. Artık Sûr'a bir tek defa üflendiği, 
14. Yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine tek çarpışla çarpılıp darmadağın edildiği zaman,
15. işte o gün olacak olur (kıyamet kopar). 
16. Gök de yarılır ve artık o gün o, çökmeye yüz tutar. 
17. Melekler onun (göğün) etrafındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz (melek) yüklenir. 
18. (Ey insanlar! ) O gün (hesap için) huzura alınırsınız; size ait hiçbir sır gizli kalmaz. 
19. Kitabı sağ tarafından verilen:" Alın, kitabımı okuyun" der.
20." Doğrusu ben, hesabımla  karşılaşacağımı zaten biliyordum." 
21. Artık o, hoşnut kalacağı bir hayat içindedir, 
22. Yüce bir cennette, 
23. Meyveleri sarkmış halde. 
24. (Onlara denir ki:) Geçmiş günlerde işlediklerinize (iyi amellerinize) karşılık, âfiyetle yeyin, için. 
25. Kitabı sol  tarafından verilene gelince,der ki:" Keşke, bana kitabım verilmeseydi!" 26."Şu hesabımın ne olduğunu bilmeseydim!"
27. Keşke onunla (ölümümle) her iş olup bitseydi! 
28. Malım bana hiç fayda sağlamadı; 
29. Saltanatım da benden (koptu), yok olup gitti. 
30. Onu yakalayın da, (ellerini boynuna) bağlayın; 
31. Sonra alevli ateşe atın onu! 
32. Sonra da onu yetmiş arşın uzunluğunda bir zincir içinde oraya sokun! 
33. Çünkü o, ulu Allah'a iman etmezdi, 
34. Yoksulu doyurmaya teşvik etmezdi. 
35. Bu sebeple, bugün burada onun candan bir dostu yoktur.
36. İrinden başka yiyecek de yoktur. 
37. Onu (bile bile )hata işleyenlerden başkası yemez. 
38.Görebildikleriniz üzerine yemin ederim, 
39. Ve göremediklerinize ki, 
40. Hiç şüphesiz o (Kur'an), çok şerefli bir elçinin sözüdür.
41. Ve o, bir şair sözü değildir. Ne de az iman ediyorsunuz! 
42. Bir kâhin sözü de değildir (o). Ne de azdüşünüyorsunuz! 
43. (O), âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. 
44. Eğer (Peygamber) bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı, 
45. Elbette onu kıskıvrak yakalardık. 
46. Sonra onun can damarını koparırdık (onu yaşatmazdık).
47. Hiçbiriniz buna mâni de olamazdınız. 
48. Doğrusu o (Kur'an), takvâ sahipleri için bir öğüttür. 
49. İçinizde (onu) yalan sayanlar bulunduğunu şüphesiz bilmekteyiz. 
50. Muhakkak o, kâfirler için bir iç yarasıdır. 
51. Ve o, gerçekten kat'î bilginin ta kendisidir. 
52. O halde, ulu Rabbinin adını yüceltip noksanlıklardan tenzih et

Haşr Sûresi

Medine'de nazil olmuştur. 24 âyettir. 2-7. âyetlerinde yahudi kabilelerinden Nadiroğullarının sürülmeleri hakkında bilgi verildiği için bu adı almıştır.
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah'ı tesbih etmektedir. O, üstündür, hikmet sahibidir. 
2. Ehl-i kitaptan inkâr edenleri, ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah (O'nun azabı), onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku düşürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin  elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri! İbret alın. 
3. Eğer Allah onlara sürgünü yazmamış olsaydı, elbette onları dünyada (başka şekilde) cezalandıracaktı. Ahirette de onlar için cehennem azabı vardır. 
4. Bu, onların Allah'a ve Peygamberine karşı gelmelerinden dolayıdır. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki Allah'ın cezalandırması çetindir. 
5. Hurma ağaçlarından, herhangi birini kesmeniz veya olduğu gibi bırakmanız hep Allah'ın izniyledir ve O'nun yoldan çıkanları rezil etmesi içindir. 
6. Allah'ın, onlardan (mallarından) Peygamberine verdiği ganimetler için siz at ve deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini dilediği kimselere karşı üstün kılar. Allah her şeye kadirdir. 
7. Allah'ın, (fethedilen) ülkeler halkından Peygamberine verdiği ganimetler, Allah, Peygamber, yakınları, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Böylece o mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir devlet olmaz. Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir. 
8. (Allah'ın verdiği bu ganimet malları,) yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılmış olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden fakir muhacirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır. 
9. Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları  kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. 
10. Bunların arkasından gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok  merhametlisin! 
11. Münafıkların, kitap ehlinden inkâr eden dostlarına: Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız. Eğer savaşa tutuşursanız, mutlaka yardım ederiz, dediklerini görmedin  mi? Allah, onların yalancı olduklarına şahitlik eder. 
12. Andolsun, eğer onlar çıkarılsalar, onlarla beraber çıkmazlar; savaşa tutuşmuşolsalar, onlara yardım etmezler; yardım etseler bile arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez. 
13. Onların içlerinde size karşı duydukları korku, Allah'a olan korkularından daha şiddetlidir. Böyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur. 
14. Onlar müstahkem şehirlerde veya siperler arkasında bulunmaksızın sizinle toplu halde savaşamazlar. Kendi aralarındaki savaşları ise çetindir. Sen onları derli toplu sanırsın, halbuki kalpleri darmadağınıktır. Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur. 
15. (Onların durumu) kendilerinden az önce geçmiş ve yaptıklarının cezasını tatmışolanların durumu gibidir. Onlara acıklı bir azap vardır. 
16. Münafıkların durumu tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana "İnkâr et" der. İnsan inkâr edince de: Ben senden uzağım, çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım, der. 
17. Nihayet ikisinin de sonu, içinde ebedî kalacakları ateş olacaktır. İşte bu, zalimlerin cezasıdır. 
18. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve herkes, yarına ne hazırladığına baksın.Allah'tan korkun, çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. 
19. Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir. 
20. Cehennem ehliyle cennet ehli bir olmaz. Cennet ehli, isteklerine erişenlerdir.             
21. Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.
22. O, öyle Allah'tır ki, O'ndan başka tanrı yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir.  O, esirgeyendir, bağışlayandır. 
23. O, öyle Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir tanrı yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır Allah.
24. O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şânını yüceltmektedirler. O, galiptir, hikmet sahibidir.

Hicr Suresi

Hicr sûresi 99 âyet olup 87'si Medine'de, diğerleri Mekke'de inmiştir. Hicr bir yer adıdıdır. 80-84. âyetlerde  Hicr'den bahsedildiği için sûreye bu ad verilmiştir.

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Elif. Lâm. Râ. Bunlar Kitab'ın ve apaçık bir Kur'an'ın âyetleridir. 
2. İnkâr edenler zaman zaman, keşke biz de müslüman olsaydık, diye arzu ederler. 
3. Onları bırak;  yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalaya dursun. (Kötü sonucu) yakında bilecekler! 
4. Helâk ettiğimiz hiçbir ülke yoktur ki hakkında (bizce) bilinen bir yazgı olmasın. 
5. Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez, ve onu geciktiremez. 
6. Dediler ki: "Ey kendisine Kur'an indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun!"
7. "Eğer doğru söyleyenlerden idiysen, bize melekleri getirmeliydin".
8. Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez. 
9. Kur an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız. 
10. Andolsun, senden önceki milletler arasında da elçiler gönderdik. 
11. Onlara bir peygamber gelmeye dursun, hemen onunla alay ederlerdi. 
12. İşte böylece biz onu, (inkârcılığı) suçluların kalplerine sokarız. 
13. Öncekilerin başına gelenlerden ders almaları gerekirken onlar hala buna (Kur'an'a) inanmıyorlar. 
14. Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar, 
15. "Gözlerimiz boyandı, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır" derler.
16.  Andolsun, biz gökte birtakım burçlar yarattık ve seyr edenler için onu süsledik. 
17. Onları, taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk. 
18. Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür.
19. Yeri uzatıp yaydık, orada sabit dağlar yerleştirdik, yine orada miktarı ve ölçüsü belirli olan  şeyler bitirdik. 

20. Orada hem sizin için hem de rızıkları size ait olmayanlar için (gerekli) geçim vasıtaları yarattık. 
21. Her şeyin hazineleri yalnız bizim yanımızdadır. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.
22. Biz, rüzgârları aşılayıcıolarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. (Biz  bunları yapmasaydık) siz onu (yeterli) suyu depolayamazdınız.
23. Şüphesiz biz  diriltir ve biz öldürürüz! Ve her şeye biz vâris oluruz. 
24. Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, geri kalanları da biliriz. 
25. Şüphesiz Rabbin onları toplayacaktır. Çünkü O, hakîmdir, alîmdir. 
26. Andolsun biz insanı, kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık.
27. Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık. 
28. Hani Rabbin meleklere demişti ki: "Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım." 
29. "Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!" 
30. Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler. 
31. Fakat İblis hariç! O,  secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı. 
32. Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmayışının sebebi nedir? dedi. 
33. Ben kuru bir çamurdan,  şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir insana secde edecek değilim, dedi. 
34. Allah şöyle buyurdu: Öyle ise oradan çık! Artık kovuldun! 
35. Muhakkak ki kıyamet  gününe kadar lânet senin üzerine olacaktır! 
36. (İblis:) Rabbim! Öyle ise,  (varlıkların) tekrar dirileceği güne kadar bana mühlet ver, dedi. 
37. Allah buyurdu  ki: "Sen mühlet verilenlerdensin" 
38. "Allah katında bilinen vaktin gününe kadar..."
39. Dedi ki: Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara  (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım! 
40. Ancak onlardan ihlâslı kulların müstesna. 
41. (Allah) şöyle buyurdu: "İşte bana varan dosdoğru yol budur." 
42. "Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna." 
43. Muhakkak cehennem, onların  hepsine vâdolunan yerdir. 
44. Cehennemin yedi kapısı vardır. Onlardan her kapı için birer gurup ayrılmıştır. 
45. Takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar. 
46. "Oraya emniyet  ve selâmetle girin"
47. Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar. 
48. Onlara orada hiçbir yorgunluk gelmeyecek ve onlar, oradan çıkarılmayacaklardır. 
49. (Resûlüm!) Kullarıma, benim, çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber  ver.
50. Benim azabımın elem verici bir azap olduğunu da bildir. 

51. Onlara İbrahim'in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver. 
52. Onun yanına girdikleri zaman, "selam" dediler. (İbrahim:) Biz sizden çekiniyoruz, dedi.
53. Dediler ki: Korkma; biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz. 
54. Bana ihtiyarlık  çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi.
55. Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma! dediler. 
56.  Dedi ki: Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?
57."Ey elçiler! (Başka) ne işiniz var?" dedi. 
58. Dediler ki: "Biz, suçlu bir topluma (onları helâk etmeye) gönderildik." 
59. "Ancak Lût ailesi hariç. Onların hepsini kurtaracağız." 
60. "Karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik." 
61. Melek olan elçiler Lût âilesine gelince, 
62. Lût onlara: "Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz" dedi. 
63. Dediler ki: "Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik. 
64. Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz. 
65. Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından yürü. Sizden hiç kimse, sakın dönüp de  ardına bakmasın, istenen yere gidin." 
66. Ona şu hükmümüzü vahyettik: "Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır." 
67. Şehir halkı, birbirlerini kutlayarak, (meleklerin yanına) geldiIer. 
68. Onlara "Bunlar benim  misafirimdir. Sakın beni utandırmayın; 
69. Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin!"  dedi. 
70. "Biz seni, elâlemin işine karışmaktan men etmemiş miydik?" dediler. 
71. (Lût:) İşte kızlarım! (Düşündüğünüzü) yapacaksanız (onlarla evlenin), dedi. 
72.(Resûlüm!) Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı. 
73. Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı. 
74. Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık. 
75. İşte bunda ibret alanlar için işaretler vardır. 
76. Onlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedirler. 
77. Hakikaten bunda iman edenler için bir ibret vardır. 
78. Eyke halkı da gerçekten zalim idiler. 
79. Biz onlardan da intikam aldık. İkisi de açık bir yol üzerindedir. 
80. Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı. 
81. Biz onlara mucizelerimizi vermiştik; fakat onlardan yüz çevirmişlerdi. 
82. Onlar, dağlardan emniyet içinde kalacakları evler oyarlardı.
83. Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç ses yakaladı. 
84. Kazanmakta oldukları şeyler onlardan hiçbir zararı savmadı. 
85. Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri  ancak hak ile yarattık. O saat, mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel  muamele et. 
86. Şüphesiz Rabbin hakkıyla yaratan pek iyi bilendir. 
87. Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve yüce Kur'an'ı verdik. 
88. Sakın onlardan bazı  sınıflara verdiğimiz dünya malına göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol. 
89. De ki: Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım. 
90. Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara azabı indirmişizdir. 
91. Onlar, Kur'an'ı bölüp ayıranlardır. 
92. Rabbin hakkı için, mutlaka onların hepsini sorguya çekeceğiz. 
93.Yaptıklarından dolayı. 
94. Sana emrolunanı açıkça söyle ve ortak koşanlardan yüz çevir! 
95. Alay edenlere karşı biz sana yeteriz. 
96. Onlar Allah ile beraber başka bir tanrı edinenlerdir. (Kimin doğru olduğunu) yakında bilecekler! 
97. Onların söyledikleri şeyler yüzünden senin canının sıkıldığını andolsun biliyoruz. 
98. Sen  şimdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol! 
99. Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et!

hidayet akinci
00 20 12 472 14 93 akinci70@yahoo.com