MEZHEPLER VE DiNiMiZ

fetih,fil,furkan,fussilet
esariler
mutezile
havaric
maturidiyye
sufiler
si`a (el isna asariye)
bahaiyye
ibadiyye
durziler
hristiyanlar
tansir cemaati
istisrak
baticilik
laiklik
masonluk
siyonistlik
yahudilik
islam tarihi
tevhidin manasi ve kisimlari
islam-iman ve rukunleri
kuran meali
bakara,beled,beyyine,buruc meali
casiye,cin,cuma meali
duha,duhan meali
enfal,en`am,enbiya meali
fatir,fatiha.fecr,felak
fetih,fil,furkan,fussilet
gasiye meali
hac,hadid,hakka,hasr,hicr
hucurat,hud,humeze meali
brahim ihlas ikra infitar insan
insikak insirah isra
kadir kaf kafirun kalem kamer
karia kasas kehf kevser
kiyamet kureys
leyl lokman
maide
maun mearic
muhammed
mutaffifin
mucadele muddesir
mulk mumin
muminin mumtehine
murselat muzzemmil
nahl nas nasr
naziat nebe necm
nisa nuh nur
rad rahman rum
sad saff saffat
sebe secde
sems suara sura
taha tahrim talak
tebbet tegabun tekasur
tekvir tevbe tin
tur
vakia
ameli mezheplerimiz

Fetih Suresi
فçinde فslâm'‎n elde edeceًi fetih,ba‏ar‎ ve zaferden bahsedildiًi için Fetih ad‎n‎ alan bu sûre, hicretin alt‎nc‎ y‎l‎nda Hudeybiye antla‏mas‎ dِnü‏ünde Mekke  ile Medine aras‎nda inmi‏ ve Medine'de inen sûrelerden say‎lm‎‏t‎r. 29 ayettir.
Eûzübillâhimine‏‏eytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Biz sana doًrusu apaç‎k bir fetih ihsan ettik. 
2. Bِylece Allah, senin geçmi‏ ve gelecek günah‎n‎ baً‎‏lar. Sana olan nimetin tamamlar ve seni doًru bir yola iletir. 
3. Ve sana ‏anl‎ bir zaferle yard‎m eder. 
4. فmanlar‎n‎ bir kat daha artt‎rs‎nlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. Gِklerin ve yerin ordular‎ Allah'‎nd‎r. Allah bilendir, her ‏eyi hikmetle yapand‎r. 
5. (Bütün bu lütuflar) mümin erkeklerle mümin kad‎nlar‎, içinde ebedî kalacaklar‎  zemininden ‎rmaklar akan cennetlere koymas‎, onlar‎n günahlar‎n‎ ِrtmesi içindir. ف‏te bu, Allah kat‎nda büyük bir kurtulu‏tur. 
6. (Bir de bunlar) Allah hakk‎nda kِtü zanda bulunan münaf‎k erkeklere ve münaf‎k kad‎nlara, Allah'a ortak ko‏an erkeklere ve ortak ko‏an kad‎nlara azap etmesi  içindir. Müslümanlar için bekledikleri kِtülük çemberi ba‏lar‎na gelsin! Allah  onlara gazap etmi‏, lânetlemi‏ ve cehennemi kendilerine haz‎rlam‎‏t‎r. Oras‎ ne kِtü bir yerdir! 
7. Gِklerin ve yerin ordular‎ Allah'‎nd‎r. Allah azîzdir, hakîmdir. 
8. قüphesiz biz seni, ‏ahit, müjdeleyici ve uyar‎c‎ olarak gِnderdik. 
9. Ta ki (ey müminler!) Allah'a ve Resûlüne iman edesiniz, Resûlüne yard‎m edesiniz, O'na sayg‎ gِsteresiniz ve sabah ak‏am Allah'‎ tesbih edesiniz. 
10. Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah'a biat etmektedirler. Allah'‎n eli onlar‎n ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmu‏ olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gِsterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir. 
11. Bedevîlerden geri kalm‎‏ olanlar, sana diyecekler ki: "Mallar‎m‎z ve ailelerimiz bizi al‎koydu. Allah'tan bizim baً‎‏lanmam‎z‎ dile." Onlar kalplerinde olmayan‎ dilleriyle sِylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde  etmenizi isterse O'na kar‏‎ kimin bir ‏eye gücü yetebilir? Kald‎ ki, Allah  yapt‎klar‎n‎zdan haberdard‎r. 
12. Asl‎nda siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dِnmeyeceklerini sanm‎‏t‎n‎z. Bu sizin gِnüllerinize güzel gِründü de kِtü zanda bulundunuz ve helâki hak etmi‏ bir topluluk oldunuz. 
13. Kim Allah'a ve Resûlüne iman etmezse bilsin ki biz, kâfirler için ç‎lg‎n bir ate‏ haz‎rlam‎‏‎zd‎r. 
14. Gِklerin ve yerin mülkü Allah'‎nd‎r. O, dilediًini baً‎‏lar, dilediًine ceza verir.
Allah çok baً‎‏layan, çok merhamet edendir.
15. Siz ganimetleri almak için gittiًinizde seferden geri kalanlar: B‎rak‎n, biz de arkan‎za dü‏elim, diyeceklerdir. Onlar, Allah'‎n sِzünü deًi‏tirmek isterler. De ki:  "Siz asla bizim pe‏imize dü‏meyeceksiniz! Allah daha ِnce sizin için bِyle buyurmu‏tur." Onlar size: Hay‎r, bizi k‎skan‎yorsunuz, diyeceklerdir. Bilâkis onlar,  pek az anlayan kimselerdir. 
16. Bedevîlerden (seferden) geri kalm‎‏ olanlara de ki: Siz yak‎nda çok kuvvetli bir kavme kar‏‎ sava‏maya çaً‎r‎lacaks‎n‎z. Onlarla, teslim oluncaya kadar sava‏acaks‎n‎z. Eًer emre itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama  ِnceden dِndüًünüz gibi yine dِnecek olursan‎z sizi ac‎kl‎ bir azaba uًrat‎r. 
17. Kِre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. (Bunlar sava‏a kat‎lmak zorunda deًildirler.) Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse,  Allah onu alt‎ndan ‎rmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kal‎rsa, onu ac‎ bir azaba uًrat‎r. 
18. Andolsun ki o aًac‎n alt‎nda sana biat ederlerken Allah, o müminlerden raz‎ olmu‏tur. Kalplerinde olan‎ bilmi‏, onlara güven duygusu vermi‏ ve onlar‎ pek yak‎n bir fetihle ِdüllendirmi‏tir. 
19. Yine onlar‎ elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfaland‎rd‎. Allah üstündür, hikmet sahibidir. 
20. Allah size, elde edeceًiniz birçok ganimet vâdetmi‏tir. (Bu ganimetlerden) i‏te ‏unlar‎ hemen vermi‏ ve insanlar‎n ellerini sizden çekmi‏tir ki bu, müminlere bir i‏aret olsun ve sizi dosdoًru yola iletsin. 
21. Henüz elde edemediًiniz ba‏ka ganimetler de vard‎r ki, onlar Allah'‎n bilgi ve kudreti dahilindedir. Allah, her ‏eye kadirdir. 
22. Eًer kâfirler sizinle sava‏salard‎, arkalar‎na dِnüp kaçarlard‎. Sonra bir dost ve yard‎mc‎ da bulamazlard‎. 
23. Allah'‎n, ِtedenberi süregelen kanunu budur. Allah'‎n kanununda asla bir deًi‏iklik bulamazs‎n. 
24. O sizi onlara kar‏‎ muzaffer k‎ld‎ktan sonra, Mekke'nin içinde onlar‎n ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, yapt‎klar‎n‎z‎ gِrendir. 
25. Onlar, inkâr eden ve sizin Mescid-i Haram'‎ ziyaretinizi ve bekletilen   kurbanlar‎n yerlerine ula‏mas‎n‎ menedenlerdir. Eًer (Mekke'de) kendilerini henüz tan‎mad‎ً‎n‎z mümin erkeklerle mümin kad‎nlar‎ bilmeyerek çiًnemeniz sebebiyle   üzüntüye kap‎lman‎z ihtimali olmasayd‎ (Allah sava‏‎ ِnlemezdi). Dilediklerine rahmet etmek için Allah bِyle yapm‎‏t‎r. Eًer onlar birbirinden ayr‎lm‎‏ olsalard‎ elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarpt‎r‎rd‎k. 
26. O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerle‏tirmi‏lerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onlar‎n takvâ sِzünü tutmalar‎n‎ saًlad‎. Zaten onlar buna lây‎k ve ehil kimselerdi. Allah her ‏eyi bilendir. 
27. Andolsun ki Allah, elçisinin rüyas‎n‎ doًru ç‎kard‎. Allah dilerse siz güven içinde  ba‏lar‎n‎z‎ t‎ra‏ etmi‏ ve k‎saltm‎‏ olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a  gireceksiniz. Allah sizin bilmediًinizi bilir. ف‏te bundan ِnce size yak‎n bir fetih  verdi. 
28. Bütün dinlerden üstün k‎lmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gِnderen O'dur. قahit olarak Allah yeter. 
29. Muhammed Allah'‎n elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere kar‏‎ çetin, kendi aralar‎nda merhametlidirler. Onlar‎ rükûya var‎rken, secde ederken gِrürsün. Allah'tan lütuf ve r‎za isterler. Onlar‎n ni‏anlar‎ yüzlerindeki secde izidir. Bu, onlar‎n Tevrat'taki vas‎flar‎d‎r. فncil'deki vas‎flar‎ da ‏ِyledir: Onlar filizini yar‎p ç‎karm‎‏, gittikçe onu kuvvetlendirerek kal‎nla‏m‎‏, gِvdesi üzerine dikilmi‏ bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de ho‏una gider. Allah bِylece onlar‎ çoًalt‎p  kuvvetlendirmekle kâfirleri ِfkelendirir. Allah onlardan inan‎p iyi i‏ler yapanlara maًfiret ve büyük mükâfat vâdetmi‏tir

Fil Suresi

Mekke'de nazil olmu‏tur. 5 ayettir. Kâbe'yi y‎kmak isteyen Ebrehe'nin fillerle hücumunu konu edindiًi için bu ad‎ alm‎‏t‎r.
Eûzübillâhimine‏‏eytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
l.  Rabbin fil sahiplerine neler etti, gِrmedin mi? 
2. Onlar‎n kِtü planlar‎n‎ bo‏a ç‎karmad‎ m‎? 
3. Onlar‎n üstüne ebâbil ku‏lar‎n‎ gِnderdi. 
4. O ku‏lar, onlar‎n üzerlerine pi‏kin tuًladan yap‎lm‎‏ ta‏lar at‎yordu. 
5. Bِylece Allah onlar‎ yenilip çiًnenmi‏ ekine çevirdi.

Furkan Suresi
Mekke'de nazil olmu‏tur. 77 âyettir. 68-70. âyetlerin Medine'de nazil olduًu hakk‎nda bir rivayet vard‎r.
 Ad‎n‎, ilk âyetinde geçen "el-furkan" kelimesinden al‎r. "Furkan", hakk‎ bât‎ldan ay‎rdeden demektir ve Kur'an-‎ Kerim'in isimlerindendir.

Eûzübillâhimine‏‏eytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1. آlemlere uyar‎c‎ olsun diye kulu Muhammed'e Furkan'‎ indiren, Allah, yüceler yücesidir. 
2. Gِklerin ve yerin mülkü O'nundur.O bir çocuk edinmemi‏tir,mülkünde ortaً‎ yoktur. Her ‏eyi yaratm‎‏, ona ِlçü , biçim ve düzen vermi‏tir.
3. (Kâfirler) O'nu (Allah'‎) b‎rak‎p, hiçbir ‏ey yaratamayan, bilakis kendileri yarat‎lm‎‏ olan, kendilerine bile ne zarar ne de fayda verebilen, ِldürmeye, hayat  vermeye ve ِlüleri yeniden diriltip kabirden ç‎karmaya güçleri yetmeyen tanr‎lar edindiler.
4. فnkâr edenler: Bu (Kur'an), olsa olsa onun (Muhammed'in) uydurduًu biryaland‎r. Ba‏ka bir zümre de bu hususta kendisine yard‎m etmi‏tir, dediler. Bِylece onlar hiç ‏üphesiz haks‎zl‎ًa ve iftiraya ba‏vurmu‏lard‎r. 
5. Yine onlar dediler ki: (Bu âyetler), onun, ba‏kas‎na yazd‎r‎p da kendisine  sabah-ak‏am okunmakta olan, ِncekilere ait masallard‎r. 
6. (Resûlüm!) De ki: Onu gِklerde ve yerdeki gizlilikleri bilen Allah indirdi. قüphesiz O, çok baً‎‏lay‎c‎d‎r, engin merhamet sahibidir. 
7. Onlar (bir de) ‏ِyle dediler: Bu ne biçim peygamber; (bizler gibi) yemek yiyor, çar‏‎larda dola‏‎yor! Ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyar‎c‎ olmal‎yd‎!
8. Yahut kendisine bir hazine verilmeli veya içinden yeyip (me‏akkatsizce geçimini saًlayacaً‎) bir bahçesi olmal‎yd‎. (Ayr‎ca) o zalimler (müminlere): Siz, ancak büyüye tutulmu‏ bir adama uymaktas‎n‎z! dediler. 
9. (Resûlüm!) Senin hakk‎nda bak ne biçim temsiller getirdiler! Art‎k onlar sapm‎‏lard‎r ve (hidayete) hiçbir yol da bulamazlar. 
10. Dilerse sana bunlardan daha iyisini, altlar‎ndan ‎rmaklar akan cennetleri verecek ve sana saraylar ihsan edecek olan Allah'‎n ‏an‎ yücedir. 
11. Onlar üstelik k‎yameti de yalan sayd‎lar. Biz ise, k‎yameti inkâr edenler için alevli bir ate‏ haz‎rlad‎k. 
12. Cehennem ate‏i uzak bir mesafeden kendilerini gِrünce, onun ِfkeleni‏ini  (müthi‏ kaynamas‎n‎) ve uًultusunu i‏itirler. 
13. Elleri boyunlar‎na baًl‎ olarak onun (cehennemin) dar bir yerine at‎ld‎klar‎ zaman, orac‎kta yok oluvermeyi isterler. 
14. (Onlara ‏ِyle denir:) Bugün (yaln‎z) bir defa yok olmay‎ istemeyin; aksine birçok defalar yok olmay‎ isteyin! 
15. De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takvâ sahiplerine vâdedilen ebedilik cenneti mi? Oras‎, onlar için bir mükâfat ve (huzura kavu‏acaklar‎) bir var‎‏ yeridir. 
16. Onlar için orada ebedî kalmak üzere diledikleri her ‏ey vard‎r. ف‏te bu, Rabbinin üzerine (ald‎ً‎ ve yerine getirilmesi) istenen bir vaaddir. 
17. O gün Rabbin onlar‎ ve Allah'tan ba‏ka tapt‎klar‎ ‏eyleri toplar da, der  ki: قu kullar‎m‎ siz mi sapt‎rd‎n‎z, yoksa kendileri mi yoldan ç‎kt‎lar? 
18. Onlar: Seni tenzih ederiz. Seni b‎rak‎p da ba‏ka dostlar edinmek bize yara‏maz; fakat sen onlara ve atalar‎na o kadar bol nimet verdin ki, sonunda (seni) anmay‎ unuttular ve helâki hak eden bir kavim oldular, derler. 
19. (Bunun üzerine ِtekilere hitaben ‏ِyle denir:) ف‏te (tapt‎klar‎n‎z), sِylediklerinizde sizi yalanc‎ ç‎kard‎lar. Art‎k ne (azab‎n‎z‎) geri çevirebilir, ne de bir yard‎m temin edebilirsiniz. فçinizden zulmedenlere büyük bir azap tatt‎racaً‎z! 
20. (Resûlüm!) Senden ِnce gِnderdiًimiz bütün peygamberler de hiç ‏üphesiz yemek yerler, çar‏‎larda dola‏‎rlard‎. (Ey insanlar!) Sizin bir k‎sm‎n‎z‎ diًer bir k‎sm‎n‎za imtihan (vesilesi) k‎ld‎k; (bakal‎m) sabredecek misiniz? Rabbin her ‏eyi hakk‎yla gِrmektedir.
2l.  Bizimle kar‏‎la‏may‎ (bir gün huzurumuza geleceklerini) ummayanlar: Bize ya  melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi gِrmeliydik, dediler. Andolsun ki onlar  kendileri hakk‎nda kibire kap‎lm‎‏lar ve azg‎nl‎kta pek ileri gitmi‏lerdir. 
22. (Fakat) melekleri gِrecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (Size, sevinmek) yasakt‎r, yasak! diyeceklerdir. 
23. Onlar‎n yapt‎klar‎ her bir (iyi) i‏i ele al‎r‎z, onu saç‎lm‎‏ zerreler haline getiririz (deًersiz k‎lar‎z). 
24. O gün cennetliklerin kalacaklar‎ yer çok huzurlu ve dinlenecekleri yer pek güzeldir. 
25. O  gün gِkyüzü beyaz bulutlar ile yar‎lacak ve melekler bِlük bِlük indirileceklerdir.
26. ف‏te o gün, gerçek mülk (hükümranl‎k) çok merhametli olan Allah'‎nd‎r. Kâfirler için de pek çetin bir gündür o. 
27. O gün, zalim kimse (pi‏manl‎ktan) ellerini ‎s‎r‎p ‏ِyle der: Ke‏ke o peygamberle birlikte bir yol tutsayd‎m! 
28. Yaz‎k bana! Ke‏ke  falancay‎ (bât‎l yolcusunu) dost edinmeseydim! 
29. اünkü zikir (Kur'an) bana  gelmi‏ken o, hakikaten beni ondan sapt‎rd‎. قeytan insan‎ (uçuruma sürükleyip sonra) yüzüstü b‎rak‎p rezil rüsvay eder. 
30. Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'‎ büsbütün terkettiler.
31. (Resûlüm!) ف‏te biz bِylece her peygamber için suçlulardan dü‏manlar peydâ ettik. Hidayet verici ve yard‎mc‎  olarak Rabbin yeter

32. فnkâr edenler: Kur'an ona bir defada topluca indirilmeli deًil miydi? dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerle‏tirmek için bِyle yapt‎k ve onu tane tane  okuduk. 
33. Onlar‎n sana getirdikleri hiçbir temsil yoktur ki, (onun kar‏‎l‎ً‎nda) sana doًrusunu ve daha aç‎ً‎n‎ getirmeyelim. 
34. Yüzükoyun cehenneme (sürülüp) toplanacak olanlar; i‏te  onlar, yerleri en kِtü, yollar‎ en sap‎k olanlard‎r. 
35. Andolsun biz Musa'ya Kitab'‎  verdik, karde‏i Harun'u da ona yard‎mc‎ yapt‎k. 
36. "Ayetlerimizi yalan sayan kavme gidin" dedik. Sonunda, (yola gelmediklerinden) onlar‎ yerle bir ediverdik.
37. Nuh kavmine gelince, peygamberleri yalanc‎l‎kla itham ettiklerinde onlar‎, suda boًduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yapt‎k. Zalimler için ac‎kl‎ bir azap   haz‎rlad‎k. 
38. Ad'‎, Semûd'u, Ress halk‎n‎ ve bunlar aras‎nda daha birçok nesilleri de (inkârc‎l‎klar‎ndan ِtürü helâk ettik). 
39. Onlar‎n her birine (uymalar‎ için) misaller getirdik; (ama ًِüt almad‎klar‎ için) hepsini k‎rd‎k geçirdik. 
40. (Resûlüm!) Andolsun (bu Mekkeli putperestler), belâ ve felâket yaًmuruna tutulmu‏ olan o  beldeye uًram‎‏lard‎r. Peki onu gِrmmüyorlar m‎yd‎? Hay‎r, onlar ِldükten sonra dirilmeyi ummamaktad‎rlar. 
41. Seni gِrdükleri zaman: "Bu mu Allah'‎n  peygamber olarak gِnderdiًi!" diyerek hep seni alaya al‎yorlar. 
42. "قayet  tanr‎lar‎m‎za inanmakta sebat gِstermeseydik, gerçekten bizi neredeyse tanr‎lar‎m‎zdan sapt‎racakt‎" diyorlar. Azab‎ gِrdükleri zaman, as‎l kimin yolunun sap‎k olduًunu bilecekler! 
43. Kِtü duygular‎n‎ kendisine tanr‎ edinen kimseyi  gِrdün mü? Sen (Resûlüm!) ona koruyucu olabilir misin? 
44. Yoksa sen, onlar‎n çoًunun gerçekten (sِz) dinleyeceًini yahut dü‏üneceًini mi san‎yorsun? Hay‎r, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sap‎kt‎rlar.
45. Rabbinin gِlgeyi nas‎l uzatt‎ً‎n‎ gِrmedin mi? Eًer dileseydi, onu elbet hareketsiz k‎lard‎. Sonra biz güne‏i, ona delil k‎ld‎k. 
46. Sonra onu (uzayan gِlgeyi) yava‏ yava‏ kendimize çektik (k‎saltt‎k). 
47. Sizin için geceyi ِrtü, uykuyu istirahat k‎lan, gündüzü de daً‎l‎p çal‎‏ma (zaman‎) yapan, O'dur. 
48. Rüzgârlar‎ rahmetinin ِnünde müjdeci olarak gِnderen O'dur. Biz, ِlü topraًa can vermek, yaratt‎ً‎m‎z nice hayvanlara  ve nice insanlara su vermek için gِkten tertemiz su indirdik. 
49. Rüzgârlar‎ rahmetinin ِnünde müjdeci olarak gِnderen O'dur. Biz, ِlü topraًa can vermek,  yaratt‎ً‎m‎z nice hayvanlara ve nice insanlara su vermek için gِkten tertemiz su  indirdik. 
50. Andolsun bunu, insanlar‎n ًِüt almalar‎ için, aralar‎nda çe‏itli ‏ekillerde anlatm‎‏‎zd‎r; ama insanlar‎n çoًu ille nankِrlük edip diretmi‏tir. 
51. (Resûlüm!) قayet dileseydik, elbet her ülkeye bir uyar‎c‎ (peygamber) gِnderirdik.    
52. (Fakat evrensel uyar‎c‎l‎k gِrevini sana verdik..) O halde, kâfirlere boyun eًme  ve bununla (Kur'an ile) onlara kar‏‎ olanca gücünle büyük bir sava‏ ver! 
53. Birinin suyu tatl‎ ve susuzluًu giderici, diًerininki tuzlu ve ac‎ iki denizi sal‎veren ve aralar‎na bir engel, a‏‎lmaz bir s‎n‎r koyan O'dur. 
54. Sudan (meniden) bir insan  yarat‎p onu nesep ve s‎hriyet (kan ve evlilik baً‎ndan doًan) yak‎nl‎ًa dِnü‏türen O'dur. Rabbinin her ‏eye gücü yeter. 
55. (Bِyle iken inkârc‎lar) Allah'‎ b‎rak‎p  kendilerine ne fayda ne de zarar verebilen ‏eylere kulluk ediyorlar. فnkârc‎ da Rabbine kar‏‎ uًra‏‎p durmaktad‎r. 
56. (Resûlüm!) Biz seni ancak müjdeleyici ve  uyar‎c‎ olarak gِnderdik. 
57. De ki: Buna kar‏‎l‎k, sizden, Rabbine doًru bir yol tutmay‎ dileyen kimseler (olman‎z) d‎‏‎nda herhangi bir ücret istemiyorum. 
58. ضlümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullar‎n‎n günahlar‎n‎ O'nun bilmesi yeter. 
59. Gِkleri, yeri ve ikisinin aras‎ndakileri alt‎ günde yaratan, sonra Ar‏'a istivâ eden (ona hükmeden) Rahmân'd‎r. Bunu bir  bilene sor. 
60. Onlara: Rahmân'a secde edin! denildiًi zaman: "Rahmân da  neymi‏! Bize emrettiًin ‏eye secde eder miyiz hiç!" derler ve bu emir onlar‎n nefretini artt‎r‎r.
61. Gِkte burçlar‎ var eden, onlar‎n içinde bir çeraً (güne‏) ve nurlu bir ay bar‎nd‎ran Allah, yüceler yücesidir. 
62. فbret almak veya ‏ükretmekdileyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ard‎nca getiren de O'dur. 
63. Rahmân'‎n(has) kullar‎ onlard‎r ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez  kimseler onlara laf att‎ً‎nda (incitmeksizin) "Selam!" derler (geçerler); 
64.Gecelerini Rablerine secde ederek ve k‎yam durarak geçirirler. 
65. Ve ‏ِyle derler: Rabbimiz! Cehennem azab‎n‎ üzerimizden sav. Doًrusu onun azab‎ gelip geçici deًil, devaml‎d‎r. 
66. Oras‎ cidden ne kِtü bir yerle‏me ve ikamet yeridir!
67. (O kullar), harcad‎klar‎nda ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi aras‎nda orta bir yol tutarlar. 
68. Yine onlar ki, Allah ile beraber (tuttuklar‎) ba‏ka bir tanr‎ya yalvarmazlar, Allah'‎n haram k‎ld‎ً‎ cana haks‎z yere k‎ymazlar ve zina etmezler.  Bunlar‎ yapan, günah‎ (n‎n cezas‎n‎) bulur;
69. K‎yamet günü azab‎ kat kat artt‎r‎l‎r ve onda (azapta) alçalt‎lm‎‏ olarak devaml‎ kal‎r. 
70. Ancak tevbe ve iman edip iyi davran‎‏ta bulunanlar ba‏kad‎r; Allah‎ onlar‎n kِtülüklerini iyiliklere çevirir. Allah  çok baً‎‏lay‎c‎d‎r, engin merhamet sahibidir. 
71. Kim tevbe edip iyi davran‎‏ gِsterirse, ‏üphesiz o, tevbesi kabul edilmi‏ olarak Allah'a dِner. 
72. (O kullar),  yalan yere ‏ahitlik etmezler, bo‏ sِzlerle kar‏‎la‏t‎klar‎nda vakar ile (oradan) geçip giderler. 
73. Kendilerine Rablerinin âyetleri hat‎rlat‎ld‎ً‎nda ise, onlara kar‏‎ saً‎r ve kِr davranmazlar; 
74. (Ve o kullar): Rabbimiz! Bize gِzümüzü ayd‎nlatacak  e‏ler ve zürriyetler baً‎‏la ve bizi takvâ sahiplerine ِnder k‎l! derler. 
75. ف‏teonlara, sabretmelerine kar‏‎l‎k cennetin en yüksek makam‎ verilecek, orada hürmet ve selamla kar‏‎lanacaklard‎r. 
76. Orada ebedî kalacaklard‎r. Oras‎ ne güzel bir yerle‏me ve ikamet yeridir.
77. (Resûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarman‎z olmasa, Rabbim size ne diye deًer versin? (Ey inkârc‎lar! Size Resûl'ün bildirdiklerini) kesinkes yalan sayd‎n‎z; onun için azap yakan‎z‎ b‎rakmayacakt‎r!

Fussilet Suresi

Mekke'de nazil olmu‏tur. 54 âyettir.Ad‎n‎, 3. âyette geçen "fussilet" kelimesinden alm‎‏‎r.
Eûzübillâhimine‏‏eytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Hâ. Mîm. 
2. (Kur'an) rahmân ve rahîm olan Allah kat‎ndan indirilmi‏tir. 
3. (Bu,) bilen bir kavim için, âyetleri Arapça okunarak aç‎klanm‎‏ bir kitapt‎r. 
4. Bu kitap müjdeleyici ve uyar‎c‎d‎r. Fakat onlar‎n çoًu yüz çevirdi. Art‎k dinlemezler. 
5. Ve dediler ki: Bizi çaً‎rd‎ً‎n ‏eye kar‏‎ kalplerimiz kapal‎d‎r. Kulaklar‎m‎zda da bir aً‎rl‎k vard‎r. Bizimle senin aranda bir perde bulunmaktad‎r. Onun için sen (istediًini) yap, biz de yapmaktay‎z! 
6. De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insan‎m.  Bana ilâh‎n‎z‎n bir tek فlâh olduًu vahy olunuyor. Art‎k O'na yِnelin, O'ndan maًfiret dileyin. Ortak ko‏anlar‎n vay haline! 
7. Onlar zekât‎ vermezler; ahireti inkâr edenlerde onlard‎r. 
8. قüphesiz iman edip iyi i‏ yapanlar için tükenmeyen bir mükâfat  vard‎r. 
9. De ki: Gerçekten siz, yeri iki günde yaratan‎ inkâr edip O'na ortaklar m‎ ko‏uyorsunuz? O, âlemlerin Rabbidir. 
10. O, yeryüzüne sabit daًlar yerle‏tirdi.  Orada bereketler yaratt‎ ve orada tam dِrt günde isteyenler için fark gِzetmeden  g‎dalar takdir etti. 
11. Sonra duman halinde olan gًِe yِneldi, ona ve yerküreye:  فsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. فkisi de "فsteyerek geldik" dediler. 
12. Bِylece onlar‎, iki günde yedi gِk olarak yaratt‎ ve her gًِe gِrevini vahyetti. Ve  biz, yak‎n semây‎ kandillerle donatt‎k, bozulmaktan da koruduk. ف‏te bu, azîz, alîm Allah'‎n takdiridir. 
13 Eًer onlar yüz çevirirlerse de ki: ف‏te sizi Ad ve Semûd'un ba‏‎na gelen kas‎rgaya benzer bir kas‎rgaya kar‏‎ uyar‎yorum! 
14. Peygamberler onlara: ضnlerinden ve arkalar‎ndan gelerek Allah'tan ba‏kas‎na kulluk etmeyin, dedikleri zaman, "Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi. Onun için biz sizinle gِnderilen ‏eyleri inkâr ediyoruz" demi‏lerdi. 
15. Ad kavmine gelince, yeryüzünde haks‎z yere büyüklük taslad‎lar ve: Bizden daha kuvvetli kim var? dediler. Onlar kendilerini yaratan Allah'‎n, onlardan daha kuvvetli olduًunu gِrmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi (mucizelerimizi) inkâr ediyorlard‎. 
16. Bundan dolay‎ biz de onlara dünya hayat‎nda zillet azâb‎n‎ tatt‎rmak için o uًursuz  günlerde soًuk bir rüzgâr gِnderdik. Ahiret azab‎ elbette daha çok rüsvay edicidir. Onlara yard‎m da edilmez. 
17. Semûd'a gelince onlara doًru yolu  gِsterdik, ama onlar kِrlüًü doًru yola tercih ettiler. Bِylece yapmakta olduklar‎ kِtülükler yüzünden alçalt‎c‎ azab‎n y‎ld‎r‎m‎ onlar‎ çarpt‎. 
18. فnananlar‎ kurtard‎k.Onlar (Allah'tan) korkuyorlard‎. 
19. Allah'‎n dü‏manlar‎, ate‏e sürülmek üzere topland‎klar‎ gün, hepsi bir araya getirilirler. 
20. Nihayet oraya geldikleri zaman kulaklar‎, gِzleri ve derileri, i‏ledikleri ‏eye kar‏‎ onlar‎n aleyhine ‏ahitlik edecektir.
21. Derilerine: Niçin aleyhimize ‏ahitlik ettiniz? derler. Onlar da: Her ‏eyi konu‏turan Allah, bizi de konu‏turdu. فlk defa sizi o yaratm‎‏t‎r. Yine O'na dِndürülüyorsunuz, derler.
22. Siz ne kulaklar‎n‎z‎n, ne gِzlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize ‏ahitlik etmesinden sak‎nm‎yordunuz, yapt‎klar‎n‎zdan çoًunu Allah'‎n bilmeyeceًini san‎yordunuz. 
23. Rabbiniz hakk‎nda beslediًiniz zan var ya, i‏te sizi o mahvetti ve ziyana uًrayanlardan oldunuz. 
24. قimdi eًer dayanabilirlerse, onlar‎n yeri ate‏tir. Ve eًer (tekrar dünyaya dِnüp Allah'‎) ho‏nut etmek isterlerse, memnun edilecek deًillerdir. 
25. Biz onlara birtak‎m arkada‏lar musallat ettik de onlar ِnlerinde ve arkalar‎nda ne varsa hepsini bunlara süslü gِsterdiler. Kendilerinden ِnce gelip geçmi‏ olan cinler ve insanlar için  (uygulanan) azap onlara da gerekli olmu‏tur. Ku‏kusuz onlar hüsrana dü‏enlerdi.
26. فnkâr edenler: Bu Kur'an'‎ dinlemeyin, okunurken gürültü yap‎n. Umulur ki bast‎r‎rs‎n‎z, dediler. 
27. O inkâr edenlere ‏iddetli bir azab‎ tatt‎racaً‎z ve onlar‎  yapt‎klar‎n‎n en kِtüsüyle cezaland‎racaً‎z. 
28. ف‏te bu, Allah dü‏manlar‎n‎n cezas‎, ate‏tir. Ayetlerimizi inkâr etmelerinden dolay‎, orada onlara ceza olarak ebedî  kalacaklar‎ yurt (cehennem) vard‎r. 
29. Kâfirler cehennemde: Rabbimiz! Cinlerdenve insanlardan bizi sapt‎ranlar‎ bize gِster de a‏aً‎lanm‎‏lardan olsunlar diyeonlar‎ ayaklar‎m‎z‎n alt‎na alal‎m! diyecekler. 
30. قüphesiz, Rabbimiz Allah't‎r deyip, sonra dosdoًru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmay‎n, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler. 
31. Biz dünya hayat‎nda da, ahirette de sizin dostlar‎n‎z‎z.Orada sizin için canlar‎n‎z‎n çektiًi her ‏ey var ve istediًiniz her ‏ey orada sizin için haz‎rd‎r. 
32.Gafûr ve rahîm olan Allah'‎n ikram‎ olarak. 
33. (فnsanlar‎) Allah'a çaً‎ran, iyi i‏ yapan ve "Ben müslümanlardan‎m" diyenden kimin sِzü daha güzeldir? 
34. فyilikle kِtülük bir olmaz, Sen (kِtülüًü) en güzel bir ‏ekilde ِnle. O zaman seninle aras‎nda dü‏manl‎k bulunan kimse,  sanki candan bir dost olur. 
35. Buna (bu güzel davran‎‏a) ancak sabredenler kavu‏turulur; buna ancak (hay‎rdan) büyük nasibi olan kimse kavu‏turulur. 
36. Eًer ‏eytandan gelen kِtü bir dü‏ünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a s‎ً‎n. اünkü O, i‏iten, bilendir. 
37. Gece ve gündüz, güne‏ ve ay O'nun âyetlerindendir. Eًer Allah'a ibadet etmek istiyorsan‎z, güne‏e de aya da secde etmeyin. Onlar‎ yaratan Allah'a secde edin! 
38. Eًer insanlar büyüklük taslarlarsa (bilsinler ki) Rabbinin yan‎nda bulunan (melekler) hiç usanmadan, gece gündüz O'nu tesbih  ederler. 
39. Senin yeryüzünü kupkuru gِrmen de Allah'‎n âyetlerindendir. Biz onun  üzerine suyu indirdiًimiz zaman, harekete geçip kabar‎r. Ona can veren, elbette   ِlüleri de diriltir. O, her ‏eye kadirdir. 
40. إyetlerimiz hakk‎nda doًruluktan ayr‎l‎p eًriliًe sapanlar bize gizli kalmaz. O halde, ate‏in içine at‎lan m‎ daha iyidir, yoksa k‎yamet günü güvenle gelen mi? Dilediًinizi yap‎n! Ku‏kusuz O, yapt‎klar‎n‎z‎ gِrmektedir. 
41. Kendilerine Kitap geldiًinde onu inkâr edenler (‏üphesiz bunun sonucuna katlanacaklard‎r). Halbuki o, e‏siz bir kitapt‎r. 
42. Ona ِnünden de ard‎ndan da bât‎l gelemez. O, hikmet sahibi, çok ِvülen Allah'tan indirilmi‏tir. 
43. (Resûlüm!) Sana sِylenen, senden ِnceki peygamberlere sِylenmi‏ olandan ba‏ka bir ‏ey deًildir. Elbette ki senin Rabbin, hem maًfiret sahibi hem de ac‎ bir azap sahibidir. 
44. Eًer biz onu, yabanc‎ dilden bir Kur'an  k‎lsayd‎k, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatl‎ ‏ekilde aç‎klanmal‎ deًil miydi? Arab'a  yabanc‎ dilden olur mu? De ki: O, inananlar için doًru yolu gِsteren bir k‎lavuzdur ve ‏ifad‎r. فnanmayanlara gelince, onlar‎n kulaklar‎nda bir aً‎rl‎k vard‎r ve Kur'an onlara kapal‎d‎r. (Sanki) onlara uzak bir yerden baً‎r‎l‎yor (da Kur'an'da ne sِylendiًini anlam‎yorlar.) 
45. Andolsun biz Musa'ya Kitab'‎ verdik, onda da ayr‎l‎ًa dü‏üldü. Eًer Rabbinden bir sِz geçmi‏ olmasayd‎, aralar‎nda derhal hükmedilirdi (i‏leri bitirilirdi). Onlar Kur'an hakk‎nda derin bir ‏üphe içindedirler.
46. Kim iyi bir i‏ yaparsa, bu kendi lehinedir. Kim de kِtülük yaparsa aleyhinedir. Rabbin kullara zulmedici deًildir. 
47. K‎yamet gününün bilgisi, O'na havale edilir. O'nun bilgisi d‎‏‎nda hiçbir meyve (çekirdeًi) kabuًunu yar‎p ç‎kamaz, hiçbir di‏i gebe kalmaz ve doًurmaz. Allah onlara: Ortaklar‎m nerede! diye seslendiًi gün: Buna dair bizden hiçbir ‏ahit olmad‎ً‎n‎ sana arzederiz, derler. 
48. Bِyleceِnceden yalvar‎p durduklar‎ onlardan uzakla‏m‎‏t‎r. Kendilerinin kaçacak yerleri olmad‎ً‎n‎ anlam‎‏lard‎r. 
49. فnsan hay‎r istemekten usanmaz. Fakat kendisine bir  kِtülük dokunursa hemen ümitsizliًe dü‏er, üzülüverir. 
50. Andolsun ki, kendisine dokunan bir zarardan sonra biz ona bir rahmet tatt‎r‎rsak: Bu, benim hakk‎md‎r, k‎yametin kopacaً‎n‎ sanm‎yorum, Rabbime dِndürülmü‏ olsam bile muhakkak O'nun kat‎nda benim için daha güzel ‏eyler vard‎r, der. Biz, inkâr edenlere yapt‎klar‎n‎ mutlaka haber vereceًiz ve muhakkak onlara aً‎r azaptan tatt‎racaً‎z. 
51. فnsana bir nimet verdiًimiz zaman (bizden) yüz çevirir ve yan çizer. Fakat ona  bir ‏er dokunduًu zaman da yalvar‎p durur. 
52. De ki: Ne dersiniz, eًer o (Kur'an), Allah taraf‎ndan ise siz de onu inkâr etmi‏seniz o zaman (haktan) uzak bir aynl‎ًa dü‏enden daha sap‎k kim vard‎r? 
53. فnsanlara ufuklarda ve kendi nefislerinde âyetlerimizi gِstereceًiz ki onun (Kur'an'‎n) gerçek olduًu, onlara iyice belli olsun. Rabbinin her ‏eye ‏ahit olmas‎, yetmez mi? 
54. Dikkat edin; onlar, Rablerine kavu‏ma konusunda ‏üphe içindedirler. Bilesiniz ki O, her ‏eyi (ilmiyle)  ku‏atm‎‏t‎r.

hidayet akinci
00 20 12 472 14 93 akinci70@yahoo.com