MEZHEPLER VE DiNiMiZ

enfal,en`am,enbiya meali
esariler
mutezile
havaric
maturidiyye
sufiler
si`a (el isna asariye)
bahaiyye
ibadiyye
durziler
hristiyanlar
tansir cemaati
istisrak
baticilik
laiklik
masonluk
siyonistlik
yahudilik
islam tarihi
tevhidin manasi ve kisimlari
islam-iman ve rukunleri
kuran meali
bakara,beled,beyyine,buruc meali
casiye,cin,cuma meali
duha,duhan meali
enfal,en`am,enbiya meali
fatir,fatiha.fecr,felak
fetih,fil,furkan,fussilet
gasiye meali
hac,hadid,hakka,hasr,hicr
hucurat,hud,humeze meali
brahim ihlas ikra infitar insan
insikak insirah isra
kadir kaf kafirun kalem kamer
karia kasas kehf kevser
kiyamet kureys
leyl lokman
maide
maun mearic
muhammed
mutaffifin
mucadele muddesir
mulk mumin
muminin mumtehine
murselat muzzemmil
nahl nas nasr
naziat nebe necm
nisa nuh nur
rad rahman rum
sad saff saffat
sebe secde
sems suara sura
taha tahrim talak
tebbet tegabun tekasur
tekvir tevbe tin
tur
vakia
ameli mezheplerimiz

Enfal Suresi

Enfal sûresi, 75 âyettir. 30 ila 36. âyetler Mekke'de, diًerleri Medine'de inmi‏tir. Enfâl, ziyade manas‎na gelen "nefl" kelimesinin çoًuludur. فslam dininin savunmak içi,n yap‎lan sava‏larda elde edilen sevaba ek olarak al‎nan ganimet mal‎na da "nefl" denilmi‏tir. Sûrenin birinci âyetinde sava‏tan elde edilen ganimetlerin Allah ve Resdûlune ait olduًu ifade edildiًi i.in sûreye bu ad verilmi‏tir.
Eûzübillâhimine‏‏eytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Sana sava‏ ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aran‎z‎ düzeltin, Allah  ve Resûlüne itaat edin. 
2. Müminler ancak, Allah an‎ld‎ً‎ zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'‎n âyetleri okunduًunda imanlar‎n‎ art‎ran ve yaln‎z Rablerine dayan‎p güvenen kimselerdir. 
3. Onlar namazlar‎n‎ dosdoًru k‎lan ve kendilerine r‎z‎k olarak verdiًimizden (Allah  yolunda) harcayan kimselerdir.
4. ف‏te onlar gerçek müminlerdir. Onlar için Rableri kat‎nda nice dereceler, baً‎‏lanma ve tükenmez bir r‎z‎k vard‎r. 
5. (Onlar‎n bu hali,) müminlerden bir gurup kesinlikle istemediًi halde, Rabbinin seni evinden hak uًruna ç‎kard‎ً‎ (zamanki halleri) gibidir. 
6. Hak ortaya ç‎kt‎ktan sonra sanki gِzleri gِre gِre ِlüme sürükleniyorlarm‎‏ gibi (cihad hususunda) seninle tart‎‏‎yorlard‎. 
7. Hat‎rlay‎n ki, Allah size, iki taifeden (kervan veya Kurey‏ ordusundan) birinin  sizin olduًunu vadediyordu; siz de kuvvetsiz olan‎n (kervan‎n) sizin olmas‎n‎ istiyordunuz. Oysa Allah, sِzleriyle hakk‎ gerçekle‏tirmek ve (Kurey‏ ordusunu yok ederek) kâfirlerin ard‎n‎ kesmek istiyordu. 
8. (Bunlar,) günahkârlar istemese de hakk‎ gerçekle‏tirmek ve bât‎l‎ ortadan kald‎rmak içindi.
 9. Hat‎rlay‎n ki, siz Rabbinizden yard‎m istiyordunuz. O da, ben pe‏pe‏e gelen bin melek ile size yard‎m edeceًim, diyerek duan‎z‎ kabul buyurdu. 
10. Allah bunu (meleklerle yard‎m‎) sadece müjde olsun ve onunla kalbiniz yat‎‏s‎n diye yapm‎‏t‎. Zaten yard‎m yaln‎z Allah taraf‎ndand‎r. اünkü Allah mutlak galiptir, yegâne hükümve hikmet sahibidir. 
11. O zaman kat‎ndan bir güven olmak üzere sizi hafif bir uykuya dald‎r‎yordu; sizi temizlemek, ‏eytan‎n pisliًini (verdiًi vesveseyi) sizden  gidermek, kalplerinizi birbirine baًlamak ve sava‏ta sebat ettirmek için üzerinize gِkten bir su (yaًmur) indiriyordu.
12. Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenlere destek olun; Ben kâfirlerin yüreًine korku  salacaً‎m; vurun boyunlar‎na! Vurun onlar‎n bütün parmaklar‎na! diye vahyediyordu. 
l3. Bu sِylenenler, onlar‎n Allah'a ve Resûlüne kar‏‎ gelmelerinden ِtürüdür. Kim Allah ve Resûlüne kar‏‎ gelirse, bilsin ki Allah, azab‎ ‏iddetli oland‎r.
14. ف‏te bu yenilgi size Allah'‎n azab‎! قimdilik onu tad‎n! Kâfirlere bir de cehennem ate‏inin azab‎ vard‎r. 
15. Ey müminler! Toplu halde kâfirlerle kar‏‎la‏t‎ً‎n‎z zaman onlara arkan‎z‎ dِnmeyin. (Korkup kaçmay‎n). 
16. Tekrar sava‏mak için bir tarafa çekilme veya diًer bِlüًe ula‏‎p mevzi tutma durumu d‎‏‎nda, kim ِyle bir günde onlara arka çevirirse muhakkak ki o, Allah'‎n gazab‎n‎ hak etmi‏ olarak dِner. Onun yeri de cehennemdir. Oras‎, var‎lacak ne kِtü yerdir! 
17. (Sava‏ta) onlar‎ siz ِldürmediniz, fakat Allah ِldürdü onlar‎; att‎ً‎n zaman da sen atmad‎n, fakat Allah  att‎ (onu). Ve bunu, müminleri güzel bir imtihanla denemek için (yapt‎). قüphesiz Allah i‏itendir, bilendir. 
18. Bu bِyledir. قüphesiz Allah, kâfirlerin tuzaً‎n‎ bozar.
19. (Ey kâfirler!) Eًer siz fetih istiyorsan‎z, i‏te size fetih geldi! (Yenelim derken  yenildiniz.) Ve eًer (inkardan) vazgeçerseniz bu sizin için daha iyidir. Yine  (Peygamber'e dü‏manl‎ًa) dِnerseniz, biz de (ona) yard‎ma dِneriz.  Topluluًunuz çok bile olsa, sizden hiçbir ‏eyi savamaz. اünkü Allah müminlerle  beraberdir. 
20. Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlüne itaat edin, i‏ittiًiniz halde  O'ndan yüz çevirmeyin. 
21. ف‏itmedikleri halde i‏ittik diyenler gibi olmay‎n. 
22. قüphesiz Allah kat‎nda hayvanlar‎n en kِtüsü, dü‏ünmeyen saً‎rlar ve dilsizlerdir.
23. Allah onlarda bir hay‎r gِrseydi elbette onlara i‏ittirirdi. Fakat i‏ittirseydi bile  yine onlar yüz çevirerek dِnerlerdi. 
24. Ey inananlar! Hayat verecek ‏eylere sizi çaً‎rd‎ً‎ zaman, Allah ve Resûlüne uyun. Ve bilin ki, Allah ki‏i ile onun kalbi aras‎na girer ve siz mutlaka onun huzurunda toplanacaks‎n‎z. 
25. Bir de ِyle bir  fitneden sak‎n‎n ki o, içinizden sadece zulmedenlere eri‏mekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini peri‏an eder). Biliniz ki, Allah'‎n azab‎ ‏iddetlidir. 
26. Hat‎rlay‎n ki, bir zaman siz yeryüzünde âciz tan‎nan az (bir toplum) idiniz; insanlar‎n sizi kap‎p gِtürmesinden korkuyordunuz da ‏ükredesiniz diye Allah size yer yurt verdi; yard‎m‎yla sizi destekledi ve size temizinden r‎z‎klar verdi. 
27. Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber e hainlik etmeyin; (sonra) bile bile kendi emanetlerinize  hainlik etmi‏ olursunuz. 
28. Biliniz ki, mallar‎n‎z ve çocuklar‎n‎z birer imtihan   sebebidir ve büyük mükâfat Allah'‎n kat‎ndad‎r. 
29. Ey iman edenler! Eًer Allah'tan  korkarsan‎z O, size iyi ile kِtüyü ay‎rdedecek bir anlay‎‏ verir, suçlar‎n‎z‎ ِrter ve sizi baً‎‏lar. اünkü Allah büyük lütuf sahibidir. 
30. Hat‎rla ki, kâfirler seni tutup   baًlamalar‎ veya ِldürmeleri yahut seni (yurdundan) ç‎karmalar‎ için sana tuzak  kuruyorlard‎. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. اünkü Allah tuzak kuranlar‎n en iyisidir. 
31. Onlara âyetlerimiz okunduًu zaman dediler ki: "(Evet) i‏ittik, istesek biz de bunun benzerini elbette sِyleyebiliriz. Bu  ِncekilerin masallar‎ndan ba‏ka bir ‏ey deًildir." 
32. Hani (o kâfirler) bir zamanda: Ey Allah'‎m! Eًer bu Kitap senin kat‎ndan gelmi‏ bir gerçekse üzerimizegِkten ta‏ yaًd‎r, yahut bize elem verici bir azap getir! demi‏lerdi. 
33. Halbuki sen onlar‎n içinde iken Allah, onlara azap edecek deًildir. Ve onlar maًfiret dilerlerken de Allah onlara azap edici deًildir. 
34. Onlar Mescid-i Haram'‎n   mütevellîleri olmad‎klar‎ halde (müminleri) oradan geri çevirirlerken Allah onlara ne diye azap etmeyecek? Oran‎n mütevellîleri takvâ sahiplerinden ba‏kalar‎ deًildir. Fakat onlar‎n çoًu bunu bilmez. 
35. Onlar‎n Beytullah yan‎ndaki dualar‎ da ‎sl‎k çalmak ve el ç‎rpmaktan ba‏ka bir ‏ey deًildir. (Ey kâfirler!) فnkâr etmekte olduًunuz ‏eylerden ِtürü ‏imdi azab‎ tad‎n! 
36. قüphesiz ki inkâr edenler mallar‎n‎, (insanlar‎) Allah yolundan al‎koymak için harc‎yorlar. Daha da harcayacaklar. Ama sonunda bu, onlara yürek ac‎s‎ olacak ve en sonunda maًlûp  olacaklard‎r. Kâfirlikte ‎srar edenler ise cehenneme toplanacaklard‎r. 

37. (Bu toplama) Allah'‎n murdar‎ temizden ay‎klamas‎ (mümini kâfirden ay‎rmas‎) ve bütün  murdarlar‎n bir k‎sm‎n‎ diًer bir k‎sm‎n‎n üstüne koyup hepsini y‎ًarak cehenneme atmas‎ içindir. ف‏te onlar ziyana uًrayanlar‎n kendileridir. 
38. فnkâr edenlere, (sana dü‏manl‎ktan) vazgeçerlerse, geçmi‏ günahlar‎n‎n baً‎‏lanacaً‎n‎ sِyle. Yok geridِnerlerse kendilerinden ِncekilerin hali gِzlerinin ِnündedir! 
39. Fitne ortadan kalk‎ncaya ve din tamamen Allah'‎n oluncaya kadar onlarla sava‏‎n! (فnkâra) son verirlerse ‏üphesiz ki Allah onlar‎n yapt‎klar‎n‎ çok iyi gِrür. 
40. Eًer (imandan) yüz çevirirlerse, bilin ki Allah sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yard‎mc‎d‎r!.
4l. Eًer Allah'a ve hak ile bât‎l‎n ayr‎ld‎ً‎ gün, iki ordunun birbiri ile kar‏‎la‏t‎ً‎ gün (Bedir sava‏‎nda) kulumuza indirdiًimize inanm‎‏san‎z, bilin ki,   ganimet olarak ald‎ً‎n‎z herhangi bir ‏eyin be‏te biri Allah'a, Resulüne, onun akrabalar‎na yetimlere, yoksullara ve yolcuya aittir. Allah her ‏eye hakk‎yla  kadirdir. 
42. Hat‎rlay‎n ki, (Bedir sava‏‎nda) siz vâdinin yak‎n kenar‎nda (Medine taraf‎nda) idiniz, onlar da uzak kenar‎nda (Mekke taraf‎nda) idiler. Kervan da  sizden daha a‏aً‎da (deniz sahilinde) idi. Eًer (sava‏ için) sِzle‏mi‏ olsayd‎n‎z, sِzle‏tiًiniz vakit hususunda ihtilâfa dü‏erdiniz. Fakat Allah, gerekli olan emri  yerine getirmesi, helâk olan‎n aç‎k bir delille (gِzüyle gِrdükten sonra) helâk olmas‎, ya‏ayan‎n da aç‎k bir delille ya‏amas‎ için (bِyle yapt‎). اünkü Allah hakk‎yla i‏itendir, bilendir. 
43. Hat‎rla ki, Allah, uykunda sana onlar‎ az gِsterdi. Eًer onlar‎ sana çok gِsterseydi, elbette çekinecek ve bu i‏ hakk‎nda münaka‏aya giri‏ecektiniz. Fakat Allah (sizi bundan) kurtard‎. قüphesiz O,  kalplerin ِzünü bilir. 
44. Allah, olacak bir i‏i yerine getirmek için (sava‏ alan‎nda) kar‏‎la‏t‎ً‎n‎z zaman onlar‎ sizin gِzlerinizde az gِsteriyor, sizi de onlar‎n gِzlerinde azalt‎yordu. Bütün i‏ler Allah'a dِner. 
45. Ey iman edenler! Herhangi bir  topluluk ile kar‏‎la‏t‎ً‎n‎z zaman sebat edin ve Allah'‎ çok an‎n ki ba‏ar‎ya eri‏esiniz.
46. Allah ve Resûlüne itaat edin, birbirinizle çeki‏meyin; sonra korkuya kap‎l‎rs‎n‎z da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. اünkü Allah sabredenlerle beraberdir. 
47. اal‎m satmak, insanlara gِsteri‏ yapmak ve (insanlar‎) Allah yolundan al‎koymak için yurtlar‎ndan ç‎kanlar (kâfirler) gibi olmay‎n. Allah onlar‎n yapt‎klar‎n‎ çepeçevre ku‏atm‎‏t‎r. 
48. Hani ‏eytan onlara yapt‎klar‎n‎ güzel gِsterdide: Bugün insanlardan size galip gelecek kimse yoktur, ‏üphesiz ben de sizin yard‎mc‎n‎z‎m, dedi. Fakat iki ordu birbirini gِrünce ard‎na dِndü ve: Ben sizdenuzaً‎m, ben sizin gِremediklerinizi (melekleri) gِrüyorum, ben Allah'tan korkuyorum; Allah'‎n azab‎ ‏iddetlidir, dedi. 
49. O zaman münaf‎klarla kalplerinde  hastal‎k bulunanlar, (sizin için), "Bunlar‎, dinleri aldatm‎‏" diyorlard‎. Halbuki kim Allah'a dayan‎rsa, bilsin ki Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir. (Kendisine güveneni üstün ve galip k‎lacak O'dur. Yoksa ordular‎n say‎ ve techizat üstünlüًü deًildir). 
50. Melekler yüzlerine ve arkalar‎na vurarak ve "Tad‎n yak‎c‎ cehennem  azab‎n‎" (diyerek) o kâfirlerin canlar‎n‎ al‎rken onlar‎ bir gِrseydin! 
51. ف‏te bu,  ellerinizle yapt‎ً‎n‎z yüzündendir, yoksa Allah kullara zulmedici deًildir. 
52. (Bunlar‎n gidi‏at‎) t‎pk‎ Firavun ailesi ve onlardan ِncekilerin gidi‏at‎ gibidir. (Onlar da) Allah'‎n âyetlerini inkâr etmi‏lerdi de Allah onlar‎ günahlar‎ sebebiyle  yakalam‎‏t‎. Allah güçlüdür. O'nun cezas‎ ‏iddetlidir. 
53. Bu da, bir millet  kendilerinde bulunan‎ (güzel ahlâk ve meziyetleri) deًi‏tirinceye kadar Allah'‎n onlara verdiًi nimeti deًi‏tirmeyeceًinden dolay‎d‎r. Gerçekten Allah i‏itendir, bilendir. 
54. (Evet bunlar‎n durumu), Firavun ailesi ve onlardan ِncekilerin durumuna benzer. Onlar Rablerinin âyetlerini yalanlam‎‏lard‎; biz de onlar‎ günahlar‎ndan ِtürü helâk etmi‏tik ve Firavun ailesini (denizde) boًmu‏tuk. Hepsi de zalimler idiler. 
55. Allah kat‎nda, yürüyen canl‎lar‎n en kِtüsü kâfir olanlard‎r.اünkü onlar iman etmezler. 
56. Onlar, kendileriyle antla‏ma yapt‎ً‎n, sonra herdefas‎nda hiç çekinmeden ahidlerini bozan kimselerdir. 
57. Eًer sava‏ta onlar‎  yakalarsan, ibret almalar‎ için onlar ile (onlara vereceًin ceza ile) arkalar‎nda bulunan kimseleri de daً‎t. 
58. (Antla‏ma yapt‎ً‎n) bir kavmin hainlik yapmas‎ndan korkarsan, sen de (onlarla yapt‎ً‎n ahdi) ayn‎ ‏ekilde bozduًunu kendilerine bildir. اünkü Allah, hainleri sevmez. 
59. فnkâr edenler yakay‎ kurtard‎klar‎n‎ sanmas‎nlar. اünkü onlar (bizi) âciz b‎rakamazlar. 
60. Onlara  (dü‏manlara) kar‏‎ gücünüz yettiًi kadar kuvvet ve cihad için baًlan‎p beslenen atlar haz‎rlay‎n, onunla Allah'‎n dü‏man‎n‎, sizin dü‏man‎n‎z‎ ve onlardan ba‏ka sizin bilmediًiniz, Allah'‎n bildiًi (dü‏man) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsan‎z size eksiksiz ِdenir, siz asla haks‎zl‎ًa uًrat‎lmazs‎n‎z. 
61. Eًer onlar  bar‎‏a yana‏‎rlarsa sen de ona yana‏ ve Allah'a tevekkül et, çünkü O i‏itendir, bilendir. 
62. Eًer sana hile yapmak isterlerse, ‏unu bil ki, Allah sana kâfidir. O,  seni yard‎m‎yla ve müminlerle destekleyendir. 
63. Ve (Allah), onlar‎n kalplerini birle‏tirmi‏tir. Sen yeryüzünde bulunan her ‏eyi verseydin, yine onlar‎n gِnüllerini  birle‏tiremezdin, fakat Allah onlar‎n aralar‎n‎ bulup kayna‏t‎rd‎. اünkü O, mutlak galiptir, hikmet sahibidir. 
64. Ey Peygamber! Sana ve sana uyan müminlere Allah yeter. 
65. Ey Peygamber! Müminleri sava‏a te‏vik et. Eًer sizden sab‎rl‎ yirmi ki‏i bulunursa, iki yüze (kâfire) galip gelirler. Eًer sizden yüz ki‏i olursa, kâfir olanlardan bin ki‏iye galip gelirler. اünkü onlar anlamayan bir topluluktur. 
66. قimdi Allah, yükünüzü hafifletti; sizde zay‎fl‎k olduًunu bildi. O halde sizden sab‎rl‎  yüz ki‏i bulunursa, (onlardan) ikiyüz ki‏iye galip gelir. Ve eًer sizden bin ki‏i olursa, Allah'‎n izniyle (onlardan) ikibin ki‏iye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir. 
67. Yeryüzünde aً‎r bas‎ncaya (küfrün belini k‎r‎ncaya) kadar, hiçbir peygambere esirleri bulunmas‎ yara‏maz. Siz geçici dünya mal‎n‎ istiyorsunuz, halbuki Allah (sizin için) ahireti istiyor. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir. 
68. Allah taraf‎ndan ِnceden verilmi‏ bir hüküm olmasayd‎, ald‎ً‎n‎z fidyeden ِtürü size  mutlaka büyük bir azap dokunurdu. 
69. Art‎k elde ettiًiniz ganimetten helâl ve  temiz olarak yeyin. Ve Allah'tan korkun. قüphesiz ki Allah baً‎‏layan, merhamet  edendir. 
70. Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Eًer Allah kalplerinizde hay‎r olduًunu bilirse, sizden al‎nandan (fidyeden) daha hay‎rl‎s‎n‎ size verir ve sizi baً‎‏lar. اünkü Allah baً‎‏layand‎r, esirgeyendir. 
71. Eًer sana hainlik etmek isterlerse (üzülme, çünkü) daha ِnce Allah'a da hainlik etmi‏lerdi de Allah onlara  kar‏‎ sana imkân ve kudret vermi‏ti. Allah bilendir, hikmet sahibidir. 
72. فman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallar‎yla, canlar‎yla cihad edenler ve (muhacirleri) bar‎nd‎r‎p yard‎m edenler var ya, i‏te onlar‎n bir k‎sm‎ diًer bir k‎sm‎n‎n dostlar‎d‎r.  فman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onlar‎n miras‎ndan hiçbir pay yoktur. Eًer onlar din hususunda sizden yard‎m isterlerse, sizinle aralar‎nda sِzle‏me bulunan bir kavim aleyhine olmaks‎z‎n (o müslümanlara) yard‎m etmek üzerinize borçtur. Allah yapacaklar‎n‎z‎ hakk‎yla gِrmektedir. 
73. Kâfir olanlar da birbirlerinin yard‎mc‎lar‎d‎r. Eًer siz onu (Allah'‎n emirlerini) yerine getirmezseniz yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur. 
74.  فman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) bar‎nd‎ran ve  yard‎m edenler var ya, i‏te gerçek müminler onlard‎r. Onlar için maًfiret ve bol r‎z‎k  vard‎r. 
75. Sonradan iman eden ve hicret edip de sizinle beraber cihad edenler de sizdendir. Allah'‎n kitab‎na gِre yak‎n akrabalar birbirlerine (vâris olmaًa) daha uygundur. قüphesiz ki Allah her ‏eyi bilendir. 

En'am  Suresi

En'âm süresi 165 âyettir. 91, 92, 93 ve 151,152,153. âyetler Medine'de, diًerleri Mekke'de inmni‏tir. Sûrenin baz‎ âyetlerinde Araplar‎n kurban edilen hayvanlarla ilgili birtak‎m gelenekleri k‎nand‎ً‎ için sûreye En'am sûresi denmi‏tir. En'am; koyun, keçi, deve, s‎ً‎r ve manda cinslerini bir arada ifade eden bir kelimedir.
Eûzübillâhimine‏‏eytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1. Hamd, gِkleri ve yeri yaratan, karanl‎klar‎ ve ayd‎nl‎ً‎ var eden Allah'a mahsustur. (Bunca âyet ve delillerden) sonra kâfir olanlar (hâla putlar‎) Rab'leri iledenk tutuyorlar. 
2. Sizi bir çamurdan yaratan, sonra ِlüm zaman‎n‎ takdir eden ancak O'dur. Bir de O'nun kat‎nda muayyen bir ecel (k‎yamet günü) vard‎r. Siz hâla ‏üphe ediyorsunuz. 
3. O, gِklerde ve yerde tek Allah't‎r. Gizlinizi, aç‎ً‎n‎z‎ bilir. (Hay‎r ve ‏erden) ne kazanacaً‎n‎z‎ da bilir. 
4. Rablerinin âyetlerinden onlara (kâfirlere) bir âyet gelmeye dursun, o âyetlerden  ille de yüz çevirirler. 
5. Gerçekten onlar, kendilerine Hak geldiًinde onu yalanlam‎‏lard‎. Fakat yak‎nda onlara alay ettikleri ‏eyin haberleri gelecektir. 
6. Gِrmediler mi ki, onlardan ِnce yeryüzünde size vermediًimiz bütün imkânlar‎  kendilerine verdiًimiz, gِkten üzerlerine bol bol yaًmurlar indirip evlerinin alt‎ndan ‎rmaklar ak‎tt‎ً‎m‎z nice nesilleri helâk ettik. Biz onlar‎, günahlar‎ sebebiyle helâk ettik ve onlar‎n ard‎ndan ba‏ka nesiller yaratt‎k. 
7. Eًer sana kâً‎t üzerine yaz‎lm‎‏ bir kitap indirseydik de onlar elleriyle onu tutmu‏ olsalard‎, yine de inkâr ediciler: Bu, apaç‎k büyüden ba‏ka bir ‏ey deًildir,  derlerdi.
8. Muhammed'e (gِrebileceًimiz) bir melek indirilseydi ya! dediler. Eًer biz ِyle bir melek indirseydik elbette i‏ bitirilmi‏ olur, art‎k kendilerine gِz bile açt‎r‎lmazd‎.
9. Eًer peygamberi bir melek k‎lsayd‎k muhakkak ki onu insan sûretine sokar onlar‎ yine dü‏mekte olduklar‎ ku‏kuya dü‏ürürdük. 
10. Senden ِnceki peygamberlerle de alay edilmi‏, bu yüzden onlarla alay edenleri alay ettikleri ‏ey (azap) ku‏at‎vermi‏ti. 
11. De ki: Yeryüzünde dola‏‎n, sonra (peygamberleri) yalanlayanlar‎n sonunun nas‎l olduًuna bak‎n! 
12. (Onlara) Gِklerde ve yerde olanlar kimindir? diye sor. "Allah'‎nd‎r" de. O, merhamet etmeyi kendi zat‎na farz k‎ld‎. Sizi, varl‎ً‎nda ‏üphe olmayan k‎yamet gününde elbette toplayacakt‎r. Kendilerini ziyana sokanlar var ya i‏te onlar inanmazlar. 
13. Gecede ve gündüzde bar‎nan her ‏ey O'nundur. O her ‏eyi i‏itendir, bilendir.
14. De ki: Gِkleri ve yeri yoktan var eden, yedirdiًi halde yedirilmeyen Allah'tan ba‏kas‎n‎ m‎ dost edineceًim! De ki: Bana müslüman olanlar‎n ilki olmam emredildi ve sak‎n mü‏riklerden olma! (denildi). 
15. De ki: Ben, Rabbim'e isyan edersem  gerçekten büyük bir günün (k‎yametin) azab‎ndan korkar‎m. 
16. O gün kim azaptan kurtar‎l‎rsa, gerçekten Allah onu esirgemi‏tir. ف‏te apaç‎k kurtulu‏ budur. 
17. Eًer Allah seni bir zarara uًrat‎rsa, onu kendisinden ba‏ka giderecek yoktur. Ve eًer sana bir hay‎r verirse, (bunu da geri alacak yoktur). قüphesiz O her‏eye kadirdir. 
18. O, kullar‎n‎n üstünde her türlü tasarrufa sahiptir. O, hüküm ve hikmet sahibidir,  her‏eyden haberdard‎r. 
19. De ki: Hangi ‏ey ‏ahadetçe en büyüktür? De ki: (Hak peygamber olduًuma dair) benimle sizin aran‎zda Allah ‏ahittir. Bu Kur'an bana,   kendisiyle sizi ve ula‏t‎ً‎ herkesi uyarmam için vahyolundu. Yoksa siz, Allah ile beraber ba‏ka tanr‎lar olduًuna ‏ahitlik mi ediyorsunuz? De ki: "Ben buna ‏ahitlik etmem." "O ancak bir tek Allah't‎r, ben sizin ortak ko‏tuًunuz ‏eylerden kesinlikle uzaً‎m" de. 
20. Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Resûlullah'‎) kendi oًullar‎n‎ tan‎d‎klar‎ gibi tan‎rlar. Kendilerini ziyan edenler var ya, i‏te onlar inanmazlar. 
21.Yalan sِzlerle Allah'a iftira edenden veya O'nun âyetlerini yalanlayandan daha  zalim kimdir! قüphe yok ki, zalimler kurtulu‏a ermezler! 
22. Unutma o günü ki  onlar‎ hep birden toplayacaً‎z; sonra da, Allah'a ortak ko‏anlara: Nerede bo‏ yeredavas‎n‎ güttüًünüz ortaklar‎n‎z? diyeceًiz. 
23. Sonra onlar‎n mazeretleri, "Rabbimiz Allah hakk‎ için biz ortak ko‏anlar olmad‎k!" demekten ba‏ka bir ‏ey olmad‎. 
24. Gِr ki, kendi aleyhlerine nas‎l yalan sِylediler ve (tanr‎ diye) uydurduklar‎ ‏eyler kendilerinden nas‎l kaybolup gitti! 
25. Onlardan seni (okuduًun Kur'an'‎) dinleyenler de vard‎r. Fakat onu anlamalar‎na engel olmak için kalplerinin üstüne perdeler, kulaklar‎na da aً‎rl‎k verdik. Onlar her türlü mucizeyi gِrseler bile yine de ona inanmazlar. Hatta o kâfirler sana geldiklerinde: "Bu Kur'an eskilerin masallar‎ndan ba‏ka bir ‏ey deًildir" diyerek seninle tart‎‏‎rlar. 
26. Onlar, hem insanlar‎ Peygamber'e yakla‏maktan vazgeçirmeye çal‎‏‎rlar, hem de kendileri ondan uzakla‏‎rlar. Oysa onlar fark‎nda olmadan ancak kendilerini helak ederler.
27. Onlar‎n ate‏in kar‏‎s‎nda durdurulup "Ah, ke‏ke dünyaya geri gِnderilsek de bir daha Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak!" dediklerini  bir gِrsen!.. 
28. Hay‎r! Daha ِnce gizlemekte olduklar‎ ‏eyler (günahlar) kendilerine gِründü. Eًer (dünyaya) geri gِnderilseler yine kendilerine yasak  edilen ‏eylere dِneceklerdir. Zira onlar gerçekten yalanc‎d‎rlar. 
29. Onlar, hayat ancak bu dünyadaki hayat‎m‎zdan ibarettir; biz, bir daha da diriltilecek deًiliz,demi‏lerdi. 
30. Rablerinin huzuruna getirildikleri zaman sen onlar‎ bir gِrsen!  Allah: Bu (yeniden dirilme olay‎), hak deًil miymi‏? diyecek. Onlar da "Rabbimize  andolsun ki evet!" diyecekler. Allah da, ضyle ise inkâr ettiًinizden dolay‎ azab‎tad‎n! diyecek. 
3l. Allah'‎n huzuruna ç‎kmay‎ yalanlayanlar gerçekten ziyana uًram‎‏t‎r. Nihayet onlara K‎yamet vakti ans‎z‎n gelip çat‎nca, onlar, günahlar‎n‎ s‎rtlar‎na yüklenerek diyecekler ki: "Dünyada iyi amelleri terketmemizden dolay‎ vah bize!" Dikkat edin, yüklendikleri ‏ey ne kِtüdür! 
32. Dünya hayat‎ bir oyun ve eًlenceden ba‏ka bir ‏ey deًildir. Müttakî olanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hay‎rl‎d‎r. Hâla ak‎l erdiremiyor musunuz? 
33. Onlar‎n sِylediklerinin  hakikaten seni üzmekte olduًunu biliyoruz. Asl‎nda onlar seni yalanlam‎yorlar, fakat o zalimler aç‎kça Allah'‎n âyetlerini inkâr ediyorlar. 
34. Andolsun ki senden ِnceki peygamberler de yalanlanm‎‏t‎. Onlar, yalanlanmalar‎na ve eziyet edilmelerine raًmen sabrettiler, sonunda yard‎m‎m‎z onlara yeti‏ti. Allah'‎n kelimelerini (kanunlar‎n‎) deًi‏tirebilecek hiçbir kimse yoktur. Muhakkak ki peygamberlerin haberlerinden baz‎s‎ sana da geldi. 
35. Eًer onlar‎n yüz çevirmesi sana aً‎r geldi ise, yapabilirsen yerin içine inebileceًin bir tünel ya da gًِe ç‎kabileceًin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi,elbette onlar‎ hidayet üzerinde toplay‎p birle‏tirirdi, o halde sak‎n cahillerden olma!
36. Ancak (samimiyetle) dinleyenler daveti kabul eder. ضlülere gelince, Allah onlar‎ diriltecek, sonra da O'na dِndürülecekler. 
37. O'na Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! dediler. De ki: قüphesiz Allah mucize indirmeye kadirdir. Fakat onlar‎n çoًu bilmezler. 
38. Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve (gِkyüzünde) iki kanad‎yla uçan ku‏lardan ne varsa hepsi ancak sizin gibi topluluklard‎r. Biz o kitapta hiçbir ‏eyi eksik b‎rakmad‎k. Nihayet (hepsi) toplan‎p Rablerinin huzuruna getirilecekler. 
39. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanl‎klar içinde kalm‎‏ saً‎r vedilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu ‏a‏‎rt‎r, dilediًi kimseyi de doًru yola iletir. 
40. De ki: Ne dersiniz; size Allah'‎n azab‎ gelse veya o k‎yamet gelip çat‎verse size, Allah'tan ba‏kas‎na m‎ yalvar‎rs‎n‎z? Doًru sِzlü iseniz (sِyleyin bakal‎m)! 
41. Bilâkis yaln‎z Allah'a yalvar‎rs‎n‎z. O da (kald‎r‎lmas‎ için) kendisine yalvard‎ً‎n‎z belây‎ dilerse kald‎r‎r; ve siz ortak ko‏tuًunuz ‏eyleri unutursunuz. 
42. Andolsun ki, senden ِnceki ümmetlere de elçiler gِnderdik. Ard‎ndan boyun eًsinler diye onlar‎ darl‎k ve hastal‎klara uًratt‎k.
43. Hiç olmazsa, onlara bu ‏ekilde azab‎m‎z geldiًi zaman boyun eًselerdi! Fakat kalpleri iyice kat‎la‏t‎ ve ‏eytan da onlara yapt‎klar‎n‎ câzip gِsterdi. 
44. Kendilerine yap‎lan uyar‎lar‎ unuttuklar‎nda, (indirmi‏ olduًumuz s‎k‎nt‎ ve musibetleri kald‎r‎p) üzerlerine her ‏eyin kap‎lar‎n‎ açt‎k. Nihayet kendilerine verilenler yüzünden ‏‎mard‎klar‎ zaman onlar‎ ans‎z‎n yakalad‎k, birdenbire onlar bütün ümitlerini yitirdiler. 
45. Bِylece zulmeden toplumun kِkü kesildi. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. (Allah'‎n verdiًi nimete ‏ükredecekleri yerde nankِrlük ettiler, bِylece kendilerine zulmettiler. Yüce Allah  da yeryüzünü onlar‎n zulüm ve küfürlerinden temizlemek için onlar‎ helâk etti.) 
46. De ki: Ne dersiniz; eًer Allah kulaklar‎n‎z‎ saً‎r, gِzlerinizi kِr eder, kalplerinizi de  mühürlerse bunlar‎ size Allah'tan ba‏ka hangi tanr‎ geri verebilir! Bak, delilleri nas‎l aç‎kl‎yoruz. Onlar hâla yüz çeviriyorlar! 
47. De ki: Sِyler misiniz; size Allah'‎n azab‎ ans‎z‎n veya aç‎kça gelirse, zalim toplumdan ba‏kas‎ m‎ helâk olur? 
48. Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyar‎c‎lar olarak gِndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar üzüntü de çekmeyecekler.
49. آyetlerimizi yalanlayanlara gelince, yoldan ç‎kmalar‎ndan dolay‎ onlar azap çekeceklerdir.
50. De ki: Ben size, Allah'‎n hazineleri benim yan‎mdad‎r,demiyorum. Ben gayb‎ da bilmem. Size, ben bir meleًim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyar‎m. De ki: Kِr ile gِren hiç bir olur mu? Hiç dü‏ünmez misiniz? 
51. Rablerinin huzurunda toplanacaklar‎ndan korkanlar‎ onunla  (Kur'an ile) uyar. Onlar için Rablerinden ba‏ka ne bir dost, ne de bir arac‎ vard‎r;  belki sak‎n‎rlar. 
52. Rablerinin r‎zas‎n‎ isteyerek sabah ak‏am O'na yalvaranlar‎ kovma! Onlar‎n hesab‎ndan sana bir sorumluluk; senin hesab‎ndan da onlara  herhangi bir sorumluluk yoktur ki onlar‎ kovup ta zalimlerden olas‎n
53. "Aram‎zdan Allah'‎n kendilerine lütuf ve ihsanda bulunduًu kimseler de bunlar m‎!" demeleri için onlar‎n bir k‎sm‎n‎ diًerleri ile i‏te bِyle imtihan ettik. Allah ‏ükredenleri daha iyi bilmez mi? 
54. Ayetlerimize inananlar sana geldiًinde onlara de ki: Selâm size! Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazd‎. Gerçek ‏u ki: Sizden kim, bilmeyerek bir kِtülük yapar, sonra ard‎ndan tevbe edip de kendini ‎slah ederse, bilsin ki Allah çok baً‎‏layan, çok esirgeyendir. 
55. Bِylece suçlular‎n yolu belli olsun diye âyetleri iyice aç‎kl‎yoruz. 
56. De ki: Allah'‎n d‎‏‎nda tapt‎ً‎n‎z ‏eylere tapmak bana yasak edildi. De ki: Ben sizin arzular‎n‎za uymam, aksi halde sap‎t‎r‎m da hidayete erenlerden olmam. 

57. De ki: قüphesiz ben Rabbimden gelen apaç‎k bir delile dayan‎yorum. Siz ise onu yalanlad‎n‎z. اabucak gelmesini istediًiniz (azap) benim yan‎mda deًildir. Hüküm ancak Allah'‎nd‎r. O hakk‎ anlat‎r ve O, doًru hüküm verenlerin en hay‎rl‎s‎d‎r. 
58. De ki : Acele istediًiniz ‏ey benim elimde olsayd‎, elbette benimle sizin aran‎zda i‏ bitirilmi‏ti. Allah zalimleri daha iyi bilir. 
59. Gayb‎n anahtarlar‎ Allah'‎n yan‎ndad‎r;onlar‎ O'ndan ba‏kas‎ bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O'nun ilmi d‎‏‎nda bir yaprak bile dü‏mez. O yerin karanl‎klar‎ içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Ya‏ ve kuru ne varsa hepsi apaç‎k bir kitaptad‎r. 
60. Geceleyin sizi ِldüren (ِldürür gibi uyutan), gündüzün de ne i‏lediًinizi bilen; sonra belirlenmi‏ ecel tamamlans‎n diye gündüzün sizi dirilten (uyand‎ran) O'dur. Sonra dِnü‏ünüz yine O'nad‎r. Sonunda O, yapt‎klar‎n‎z‎ size haber verecektir.
61. O, kullar‎n‎n üstünde yegâne kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gِnderir. Nihayet birinize ِlüm geldi mi elçilerimiz (gِrevli melekler) onun can‎n‎ al‎rlar. Onlar vazifede kusur etmezler. 
62. Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah'a dِndürülürler. Bilesiniz ki hüküm yaln‎z O'nundur ve O hesap gِrenlerin en çabuًudur. 
63. De ki: Karan‎n ve denizin karanl‎klar‎ndan (tehlikelerinden) sizi kim kurtar‎r ki? (O zaman) O'na   gizli gizli yalvararak "Eًer bizi bundan kurtar‎rsan andolsun ‏ükredenlerden olacaً‎z" diye dua edersiniz. 
64. De ki: Ondan ve bütün s‎k‎nt‎lardan sizi Allah kurtar‎r. Sonra siz yine O'na ortak ko‏ars‎n‎z. 
65. De ki: "Allah'‎n size üstünüzden  (gِkten) veya ayaklar‎n‎z‎n alt‎ndan (yerden) bir azap gِndermeًe ya da birbirinize dü‏ürüp kiminize kiminizin h‎nc‎n‎ tatt‎rmaya gücü yeter." Bak, anlas‎nlar diye âyetlerimizi nas‎l aç‎kl‎yoruz! 
66. Kur'an hak olduًu halde kavmin onu yalanlad‎. De ki: Ben size vekil (kefil) deًilim.
67. Her haberin gerçekle‏eceًi bir zaman vard‎r. Yak‎nda siz de gerçeًi bileceksiniz. 
68. Ayetlerimiz hakk‎nda ileri geri konu‏maya dalanlar‎ gِrdüًünde, onlar ba‏ka bir sِze geçinceye kadar onlardan uzak dur. Eًer ‏eytan sana unutturursa, hat‎rlad‎ktan sonra art‎k o  zalimler topluluًu ile oturma. 
69. Takvâ sahiplerine, inanmayanlar‎n hesab‎ndan herhangi bir sorumluluk yoktur. Fakat belki korunurlar diye hat‎rlatmak gerekir. 
70. Dinlerini bir oyuncak ve bir eًlence edinen ve dünya hayat‎n‎n aldatt‎ً‎ kimseleri (bir tarafa) b‎rak! Kazand‎klar‎ sebebiyle hiçbir nefsin felâkete dûçar olmamas‎ için Kur'an ile nasihat et. O nefis için Allah'tan ba‏ka ne dost vard‎r, ne de ‏efaatç‎. O, bütün var‎n‎ fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazand‎klar‎ (günahlar) yüzünden helâke sürüklenmi‏ kimselerdir. فnkâr ettiklerinden dolay‎  onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vard‎r. 
71. De ki: Allah'‎ b‎rak‎p da bize fayda veya zarar veremeyecek olan ‏eylere mi tapal‎m? Allah bizi doًru yola ilettikten sonra ‏eytanlar‎n sapt‎r‎p ‏a‏k‎n olarak çِle  dü‏ürmek istedikleri, arkada‏lar‎n‎n ise: "Bize gel! " diye doًru yola çaً‎rd‎klar‎  ‏a‏k‎n kimse gibi gerisin geri (inkârc‎l‎ًa) m‎ dِndürüleceًiz? De ki: Allah'‎n hidayeti doًru yolun ta kendisidir. Bize âlemlerin Rabbine teslim olmam‎z  emredilmi‏tir. 
72. "Namaz‎ dosdoًru k‎l‎n ve Allah'tan korkun" (diye de emredildik). O, huzuruna var‎p toplanacaً‎n‎z Allah't‎r. 
73. O, gِkleri ve yeri hak (ve  hikmet) ile yaratand‎r. "Ol!" dediًi gün her‏ey oluverir. O'nun sِzü gerçektir. Sûr'a  üflendiًi gün de hükümranl‎k O'nundur. Gizliyi ve aç‎ً‎ bilendir ve O, hikmet  sahibidir, her ‏eyden haberdard‎r. 
74. فbrahim, babas‎ آzer'e: Birtak‎m putlar‎ tanr‎lar m‎ ediniyorsun? Doًrusu ben seni de kavmini de apaç‎k bir sap‎kl‎k içinde gِrüyorum, demi‏ti. 
75. Bِylece biz, kesin iman edenlerden olmas‎ için فbrahim'e gِklerin ve yerin melekûtunu gِsteriyorduk. 
76. Gecenin karanl‎ً‎ onu kaplay‎nca bir y‎ld‎z gِrdü, Rabbim budur, dedi. Y‎ld‎z bat‎nca, batanlar‎ sevmem, dedi. 
77. Ay'‎ doًarken gِrünce, Rabbim budur, dedi. O da bat‎nca, Rabbim bana doًru yolu gِstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum, dedi. 
78. Güne‏i doًarken gِrünce de, Rabbim budur, zira bu daha büyük, dedi. O da bat‎nca, dedi ki: Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak ko‏tuًunuz ‏eylerden uzaً‎m. 
79. Ben hanîf olarak, yüzümü gِkleri ve yeri yoktan yaratan Allah'a çevirdim ve ben mü‏riklerden deًilim. 
80. Kavmi onunla tart‎‏maya giri‏ti. Onlara dedi ki: Beni doًru yola iletmi‏ken, Allah hakk‎nda benimle tart‎‏‎yor musunuz? Ben sizin O'na ortak ko‏tuًunuz ‏eylerden korkmam. Ancak, Rabbim'in bir ‏ey dilemesi hariç. Rabbimin ilmi her‏eyi ku‏atm‎‏t‎r. Hâla ibret alm‎yor musunuz? 
81. Siz, Allah'‎n  size haklar‎nda hiçbir hüküm indirmediًi ‏eyleri O'na ortak ko‏maktan korkmazken, ben sizin ortak ko‏tuًunuz ‏eylerden nas‎l korkar‎m! قimdi biliyorsan‎z (sِyleyin), iki guruptan hangisi güvende olmaya daha lây‎kt‎r?" 
82. فnan‎p da imanlar‎na herhangi bir haks‎zl‎k bula‏t‎rmayanlar var ya, i‏te güven onlar‎nd‎r ve onlar doًru yolu bulanlard‎r. 
83. ف‏te bu, kavmine kar‏‎ فbrahim'e verdiًimiz delillerimizdir. Biz dilediًimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. قüphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir, hakk‎yle bilendir. 
84. Biz O'na فshak ve (فshak'‎n oًlu) Yakub'u da armaًan ettik; hepsini de doًru yola ilettik. Daha ِnce de Nuh'u ve O'nun soyundan Davud'u, Süleyman'‎, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'y‎ ve Harun'u doًru yola iletmi‏tik; Biz iyi davrananlar‎ i‏te bِyle mükâfatland‎r‎r‎z. 85.  Zekeriyya, Yahya, فsa ve فlyas'‎ da (doًru yola iletmi‏tik). Hepsi de iyilerden idi. 
86. فsmail, Elyesa', Yunus ve Lût'u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere  üstün k‎ld‎k.
87. Babalar‎ndan, soylar‎ndan, karde‏lerinden bir k‎sm‎n‎ seçtik ve doًru yola eri‏tirdik.
88. Bu, Alah'‎n kullar‎ndan dilediًini eri‏tirdiًi yoludur. Puta taparlarsa amelleri bo‏a ç‎kar.
89. Kendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiklerimiz iste bunlard‎r. Kafirler onlar‎ inkar ederlerse, inkar etmeyecek bir milleti onlara vekil k‎lar‎z.
90. Iste bunlar Allah'‎n doًru yola eri‏tirdikleridir, onlar‎n yoluna uy, "Sizden buna kar‏‎l‎k bir ücret istemem, bu sadece herkes için bir hat‎rlatmad‎r" de. 
91. "Allah hiçbir insana bir ‏ey indirmemi‏tir" demekle Allah'‎ gereًi gibi deًerlendiremediler. De ki: "Musa'n‎n insanlara nur ve yol gِsterici olarak getirdiًi Kitap'‎ kim indirdi? ki siz onu kaً‎tlara yaz‎p bir k‎sm‎n‎ gِsterip çoًunu gizlersiniz, atalar‎n‎z‎n ve sizin bilmediًiniz size onunla üretilmi‏tir." "Allah" de, sonra da onlar‎ dald‎klar‎ sap‎kl‎kta b‎rak, oynas‎nlar.
92. Bu indirdiًimiz, kendinden ِncekileri doًrulayan Mekkelileri ve etraf‎ndakileri uyaran mübarek Kitap'dir. Ahrete inananlar buna inan‎rlar, namazlar‎na da devam ederler.
93. Allah'a kar‏‎ yalan uydurandan veya kendisine bir ‏ey vahyedilmemi‏ken "Bana vahyolundu, Allah'‎n indirdiًi gibi ben de indireceًim" diyenden daha zalim kim
olabilir? Bu zalimleri can çeki‏irlerken melekler ellerini uzatm‎‏, "Canlar‎n‎z‎ verin, bugün Allah'a kar‏‎ haks‎z yere sِylediklerinizden, O'nun ayetlerine kibirlik taslaman‎zdan ِtürü cezaland‎r‎lacaks‎n‎z" derken bir gِrsen!
94. Onlara: "And olsun ki, sizi ilk defa yaratt‎ً‎m‎z gibi size verdiklerimizi ard‎n‎zda b‎rakarak bize birer birer geldiniz; içinizde Allah'‎n ortaklar‎ olduًunu sand‎ً‎n‎z ‏efaatç‎lar‎n‎z‎ beraber gِrmüyoruz. And olsun ki aran‎zdaki baًlar kopmu‏, ortak sand‎klar‎n‎z sizden ayr‎lm‎‏lard‎r" denecek.
95. Taneyi ve çekirdeًi yaran ‏üphesiz Allah't‎r; ِlüyü ç‎kar‎r. ف‏te Allah budur, nas‎l yüz çevirirsiniz?
96. Tanyerini aًartan, geceyi dinlenme zaman‎, güne‏ ve ay‎ vakit olcusu k‎land‎r. Bu, Güçlü olan'‎n, Bilen'in nizam‎d‎r.
97. O, y‎ld‎zlar‎ kara ve denizin karanl‎klar‎nda yol bulas‎n‎z diye sizin için var edendir. Bilen millet için ayetleri uzun uzad‎ya aç‎klad‎k. 
98. O, sizi bir tek nefisten, babalar‎n sulbünde kararla‏m‎‏ ve analar‎n rahminde ararla‏makta olarak yaratand‎r. Anlayan millet için ayetleri uzun uzad‎ya aç‎klad‎k.
99. O, gِkten su indirendir. Her bitkiyi onunla bitirdik, ondan bitirdiًimiz ye‏ilden, birbirine benzeyen ve benzemeyen y‎ً‎n y‎ً‎n taneler, hurmalar‎n tomurcuklar‎ndan sarkan salk‎mlar, uzum baًlar‎, zeytin ve nar ç‎kard‎k. Urun verdiklerinde ürünlerine, olgunla_malar‎na bir bak‎n. Bunlarda, inananlar için ‏üphesiz, deliller vard‎r.
100. Cinleri O yaratm‎‏ken kafirler Allah'a ortak ko‏tular. Kِrü kِrüne O'na oًullar ve k‎zlar uydurdular. Ha‏a, O onlar‎n vas‎fland‎rmalar‎ndan yücedir.
101. O, gِkleri ve yeri yoktan yaratand‎r. Zevcesi olmadan nas‎l çocuًu olabilir? Oysa her ‏eyi O yaratm‎‏t‎r, her seyi bilir.
102. Iste Rabbiniz, Allah budur. O'ndan ba‏ka tanr‎ yoktur, her ‏eyin yaratan‎d‎r. ضyleyse O'na kulluk edin; O her ‏eye de vekildir.
103. Gِzler O'nu gِrmez,O butun gِzleri gِrür. O Latif'tir, haberdard‎r.
104. Doًrusu size Rabbiniz'den aç‎k belgeler gelmi‏tir; kim gِrürse kendi lehine ve kim korluk ederse kendi aleyhinedir. Ben sizin bekçiniz deًilim.
105. Sana, "Sen okumu‏sun" derler; oysa Biz, ًِrenecek kimselere ayetleri bِylece türlü türlü aç‎klamaktay‎z.
106. Rabbin'den sana vahyolunana uy, O'ndan ba‏ka tanr‎ yoktur, puta tapanlardan yüz çevir.
107. Allah dileseydi puta tapmazlard‎. Seni onlara koruyucu yapmad‎k, onlar‎n vekili de deًilsin.
108. Allah'tan ba‏ka yalvard‎klar‎na sِvmesinler. Bِylece her ümmete isini güzel gِsterdik, sonra dِnü‏leri Rab'lerinedir. O, islediklerini haber verir.
109. Kendilerine bir mucize gِsterilirse, mutlaka ona inananacaklar‎na dair butun güçleriyle Allah'a yemin ederler. De ki: "Mucizeler, ancak Allah kat‎ndad‎r"; onlar‎n, mucize geldiًi zaman da inanmayacaklar‎n‎ anlam‎yor musunuz?
110. Onlar‎n kalblerini, gِzlerini, ona ilk defa inanmad‎klar‎ gibi çeviririz; onlar‎ ta‏k‎nl‎klar‎ içinde ‏a‏k‎n ‏a‏k‎n b‎rak‎r‎z.

.
111. Eًer biz onlara melekleri indirsek, ِlüler onlarla konu‏sa ve her seyi kar‏‎lar‎na toplasayd‎k, Allah dilemedikçe, yine de inanmazlard‎; fakat onlar‎n çoًu bunu bilmiyorlar.
112-13. Aldatmak için birbirlerine cazip sِzler f‎s‎ldayan cin ve insan ‏eytanlar‎n‎ her peygambere dü‏man yapt‎k. Bu ‏eytanlar ahrete inanmayanlar‎n kalblerinin o sِzlere yِnelmesi, ondan ho‏nut olmas‎ ve kendilerinin isledikleri suçlar‎ islemeleri için bِyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlard‎, sen onlar‎ iftiralar‎ ile ba‏ba‏a b‎rak.
114. Allah size Kitab'‎ aç‎k aç‎k indirmi‏ken O'ndan ba‏ka bir hakem mi isteyeyim? Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun gerçekten Rableri kat‎ndan indirilmi‏ olduًunu bilirler. ضyleyse, sen ‏üpheye dü‏enlerden olma! 
115. Rabbinin sِzü, doًruluk ve adaletle tamamland‎. O'nun sِzlerini deًi‏tirebilecek yoktur. O, i‏itir ve bilir.
116. Yeryüzündekilerin çoًunluًuna itaat edersen seni Allah yolundan sapt‎r‎rlar. Onlar ancak zanna uyarlar, sadece tahminde bulunurlar.
117. Doًrusu Rabbin, yolundan kimin sapt‎ً‎n‎ daha iyi bilir. Doًru yolda olanlar‎ da en iyi O bilir.
118. Allah'‎n ayetlerine inan‎yorsan‎z, üzerine Allah'‎n adi an‎lm‎‏ olan ‏eyden yiyin.
119. Size ne oluyor ki, Allah size darda kalman‎z‎n d‎‏‎nda, haram olanlar‎ geni‏çe anlatm‎‏ken ad‎n‎n üzerine an‎ld‎ً‎ ‏eyden yemiyorsunuz? Doًrusu çoًunluk, heva ve heveslerine uyarak, bilmeden sap‎t‎yorlar. A‏‎r‎ gidenleri en iyi bilen Rabbindir.
120. Gunah‎n acigini da gizlisini de b‎rak‎n. Günah kazananlar, kazand‎klar‎na kar‏‎l‎k ‏üphesiz ceza gِreceklerdir.
121. ـzerine Allah'‎n ad‎n‎n an‎lmad‎ً‎ kesilmi‏ hayvanlar‎ yemeyin, bunu yapmak Allah'‎n yolundan ç‎kmakt‎r. Doًrusu ‏eytanlar sizinle tart‎‏malar‎ için dostlar‎na f‎s‎ldarlar, eًer onlara itaat ederseniz ‏üphesiz siz mü‏rik olursunuz. 
122. ضlü iken kalbini diriltip, insanlar aras‎nda yürürken onunu ayd‎nlatacak bir nur verdiًimiz kimsenin durumu, karanl‎klarda kal‎p ç‎kamayan kimsenin durumu gibi midir? Kafirlere de, isledikleri güzel gِsterilmi‏tir.
123. Bunun gibi, her kasaban‎n bir tak‎m ileri gelenlerini orada hile yapan suçlular k‎ld‎k. Oysa yaln‎z kendilerine hile yaparlar da fark‎na varmazlar.
124. Onlara bir ayet geldiًi zaman, "Allah'‎n peygamberlerine verilen size de verilmedikçe inanmay‎z" derler. Allah, peygamberliًini vereceًi kimseyi daha iyi bilir. Suç isleyenlere Allah kat‎ndan bir a‏aً‎l‎k ve hilelerinden ِtürü de ‏iddetli bir azap eri‏ecektir.
125. Allah kimi doًru yola koymak isterse onun kalbini فslamiyet'e açar, kimi de sapt‎rmak isterse, gًِe yükseliyormu‏ gibi, kalbini dar ve s‎k‎nt‎l‎ k‎lar. Allah Bِylece, inanmayanlar‎ küfür batakl‎ً‎nda b‎rak‎r.
126. Rabbinin, dosdoًru yolu iste budur. فbret alan kimselere ayetleri uzun uzad‎ya aç‎klad‎k.
127. Rablerinin kat‎nda selamet yurdu onlar‎nd‎r. O, islediklerinden ِtürü onlar‎n dostudur
128. Allah hepsini toplayacaً‎ gün, "Ey cin topluluًu! فnsanlar‎n çoًunu yoldan ç‎kard‎nz" der, insanlardan onlara uymu‏ olanlar, "Rabbimiz! Bir k‎sm‎m‎z bir k‎sm‎m‎zdan faydaland‎k ve bize tayin ettiًin surenin sonuna ula‏t‎k" derler. "Cehennem, Allah'‎n dilemesine baًl‎ olarak, temelli kalacaً‎n‎z duraً‎n‎z" der. Doًrusu Rabbin hakimdir, bilendir.
129. Zalimlerin bir k‎sm‎n‎, kazand‎klar‎ndan ِtürü diًer bir k‎sm‎na bِylece musallat ederiz. 
130. "Ey cin ve insan topluluًu! Size ayetlerimi anlatan, bugünle kar‏‎la‏mam‎zdan sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" "Kendi hakk‎m‎zda ‏ahidiz" derler. Dunya hayati onlar‎ aldatt‎ da inkârc‎ olduklar‎na, kendi aleyhlerinde ‏ahidlik ettiler.
131. Bu, haberleri yokken kasabalar halk‎n‎ Allah'‎n haksiz yere yok etmeyeceًinden dolay‎d‎r.
132. ف‏lediklerine kar‏‎l‎k her birinin dereceleri vard‎r. Rabbin onlar‎n islediklerinden habersiz deًildir. 
133. Rabbin Mustaًni ve rahmet sahibidir. Dilerse, sizi ba‏ka bir milletin soyundan getirdiًi gibi, sizi yok eder, dilediًini yerinize getirir.
134. Size vadedilen, mutlaka yerine gelecektir; siz O'nu aciz k‎lamazs‎n‎z.
135. De ki, "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdiًini yap‎n, doًrusu ben de yapacaً‎m. Sonucun kimin için hay‎rl‎ olacaً‎n‎ bileceksiniz. Zulmedenler ‏üphesiz kurtulamazlar."
136. Kendi zanlar‎na gِre, "Bu Allah'‎nd‎r, bu da putlar‎m‎z‎nd‎r" diyerek, Allah'‎n yaratt‎ً‎ hayvanlar ve ekinlerden pay  ay‎rd‎lar. Putlar‎ için ay‎rd‎klar‎ Allah için verilmez, ama Allah için ay‎rd‎klar‎ putlar‎na verilirdi; ne kotu hüküm veriyorlard‎!
137. Bِylece, putlara hizmet edenler, puta tapanlar‎n çoًunu helake sürüklemek, dinlerini karma kar‎‏‎k etmek için çocuklar‎n‎ ِldürmelerini onlara iyi gِstermi‏lerdir. Allah dileseydi bunu yapamazlard‎. Sen onlar‎ ve iftiralar‎n‎ bir tarafa b‎rak.
138. "Bu hayvanlar ve ekinleri dilediًimizden ba‏kas‎n‎n yemesi yasakt‎r; bir k‎s‎m hayvanlar‎n s‎rtlar‎na yük vurmak da haramd‎r" iddias‎nda bulunarak ve bir k‎s‎m hayvanlar‎ keserken de Allah'‎n ad‎n‎ anmamak suretiyle O'na iftira ederler. Allah, yapt‎klar‎ iftiralara kar‏‎ onlar‎ cezaland‎racakt‎r.
139. "Bu hayvanlar‎n kar‎nlar‎nda olan yavrular yaln‎z erkeklerimize mahsus olup, eslerimize yasakt‎r. ضlü doًacak olursa hepsi ona ortak olurlar" dediler. Allah bu türlü sozlerin cezasini verecektir, çünkü O hakimdir, bilendir.
140. Beyinsizlikleri yüzünden, kِrü kِrüne çocuklar‎n‎ ِldürenler ve Allah'‎n kendilerine verdiًi nimetleri Allah'a iftira ederek haram sayanlar mahvolmu‏lard‎r; onlar sap‎tm‎‏lard‎r, zaten doًru yolda da deًillerdi. 
141. اardakl‎ ve çardaks‎z baًlar‎ in‏a eden Allah't‎r. Tadlar‎ çe‏itli ekin ve hurmalar‎, zeytin ve nar‎ birbirine benzer ve benzemez ‏ekilde yaratan O'dur. ـrün verdiًi zaman ürününden yiyin, dev‏irildiًi ve biçildiًi gün hakkini verin; israf etmeyin, çünkü Allah müsrifleri sevmez.
142. Hayvanlar‎ da yük ve kesim için yaratan Allah't‎r. Allah'‎n size verdiًi r‎z‎ktan yiyin, ‏eytana ayak uydurmay‎n, o size apaç‎k bir dü‏mand‎r. 
143. Allah sekiz cift hayvan yaratm‎‏t‎r: Koyundan iki ve keçiden iki; de ki: "Iki erkeًi mi, yoksa iki di‏iyi mi veya o iki di‏inin rahimlerinde bulunan yavrular‎ m‎ haram k‎lm‎‏t‎r? Doًru sِzlü iseniz bana bilgiye dayanarak cevap verin."
144. Deveden iki, s‎ً‎rdan iki yaratm‎‏t‎r; de ki: "فki erkeًi mi, yoksa iki di‏iyi mi veya o iki di‏inin rahimlerinde bulunan yavrular‎ mi haram k‎lm‎‏t‎r? Yoksa Allah size bunlar‎  buyururken orada mi idiniz?" فnsanlar‎,  bilmediklerinden sap‎tmak için Allah'a kar‏‎  yalan uyduranlardan daha zalim kimdir? Allah, zalim milleti doًru yola eri‏tirmez. 
145. De ki: "Bana vahyolunanda, le‏, ak‎t‎lm‎‏ kan, domuz eti ki pistir ve günah islenerek Allah'tan ba‏kas‎ ad‎na kesilen hayvandan ba‏kas‎n‎ yemenin haram olduًuna dair bir emir bulam‎yorum; fakat darda kalan, ba‏kas‎n‎n pay‎na el uzatmamak ve zaruret miktar‎n‎ a‏mamak üzere bunlardan da yiyebilir." Doًrusu Rabbin baً‎‏lar ve merhamet eder.
146. Yahudilere t‎rnakl‎ her hayvani haram k‎ld‎k. Onlara s‎ً‎r ve davar‎n s‎rt, baً‎rsak ve kemik yaًlar‎ hariç, iç yaًlar‎n‎ da haram k‎ld‎k. A‏‎r‎ gitmelerinden ِtürü onlar‎ bu ‏ekilde cezaland‎rd‎k. Biz ‏üphesiz doًru sِzlüyüzdür.
147. Seni yalanlarlarsa, "Rabbinizin rahmeti geni‏tir; O'nun azab‎ suçlu milletten geri çevrilemez" de.
148. Puta tapanlar, "Allah dileseydi babalar‎m‎z ve biz puta tapmaz ve hiçbir ‏eyi haram k‎lmazd‎k" diyecekler; onlardan ِncekiler de, Bizim ‏iddetli azab‎m‎z‎ tadana kadar bِyle demi‏lerdi. Onlara "Bize kar‏‎ ç‎karabileceًiniz bir bilginiz var mi? Siz ancak zanna uyuyorsunuz ve sadece tahminde bulunuyorsunuz" de.
149. "Ustun delil Allah'‎n delilidir. O dileseydi hepinizi doًru yola eri‏tirirdi" de.
150. De ki: "Allah'‎n bunu haram k‎ld‎ً‎na ‏ahitlik edecek ‏ahitlerinizi getirin". ‏ahitlik ederlerse, onlarla beraber olup sِzlerini kabullenme; ayetlerimizi yalanlayanlar‎n ve ahirete inanmayanlar‎n heveslerine uyma; onlar Rablerine ba‏kalar‎n‎ e‏it tutuyorlar. 
151. De ki: "Gelin size Rabbinizin haram k‎ld‎ً‎ ‏eyleri sِyleyeyim: O'na hiçbir ‏eyi ortak ko‏may‎n, anaya babaya iyilik yap‎n, yoksulluk korkusuyla çocuklar‎n‎z‎ ِldürmeyin sizin ve onlar‎n r‎zk‎n‎ veren Biziz, "Gizli ve aç‎k kِtülüklere yakla‏may‎n, Allah'‎n haram k‎ld‎ً‎ cana haks‎z yere k‎ymay‎n. Allah bunlar‎ size dü‏ünesiniz diye buyurmaktad‎r."
152. Yetim mal‎na, erginlik caً‎na eri‏ene kadar en iyi seklin d‎‏‎nda yakla‏may‎n; ِlçüyü ve tart‎y‎ doًru yap‎n. Biz ki‏iye ancak gücünün yeteceًi kadar yükleriz. Konu‏tuًunuz da, akraba bile olsa sِzünüzde adil olun. Allah'‎n ahdini yerine getirin. Allah size bunlar‎ ًِüt alman‎z‎ in buyurmaktad‎r.
153. Bu, dosdoًru olan yoluma uyun. Sizi Allah yolundan ayr‎ dü‏ürecek yollara uymay‎n. Allah size bunlar‎ sak‎nas‎n‎z diye buyurmaktad‎r.
154. Sonra, iyilik isleyenlere nimeti tamamlamak, her ‏eyi uzun uzad‎ya aç‎klamak, doًruyu gِstermek ve rahmet olmak üzere Musa'ya Kitab'‎ verdik. Rablerine kavu‏acaklar‎na belki art‎k inan‎rlar. 
155-57. Bu, indirdiًimiz kutsal Kitap'd‎r, ona uyun. "Bizden ِnce iki topluluًa kitap indirildi, bizim onlar‎n okuduklar‎ndan haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha doًru yolda olurduk" demekten sak‎n‎n ki merhamet olunas‎n‎z. ‏üphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gِsteren ve rahmet olarak gelmi‏tir. Allah'‎n ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz  çevirenleri, yüz çevirmelerinden ِtürü, azab‎n en kِtüsüyle cezaland‎racaً‎z.
158. Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin gelmesini mi, yahut Rablerinden bir tak‎m mucizelerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bir tak‎m mucizeleri geldiًi gün, bir kimse daha ِnce inanmam‎‏sa veya iman‎yla bir iyilik kazanmam‎‏sa, iman‎ ona fayda vermez. Onlara: "Bekleyin, doًrusu biz de bekliyoruz" de.
159. F‎rka f‎rka olup dinlerini parçalayanlarla senin hiçbir ili‏iًin olamaz. Onlar‎n isi Allah'a kalm‎‏t‎r, yapt‎klar‎n‎ onlara sonra bildirecektir.
160. Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on kat‎ verilir; ortaya bir kِtülük koyan ise ancak misliyle cezaland‎r‎l‎r; onlara haksizlik yap‎lmaz.
161. "قüphesiz Rabbim beni doًru yola, gerçek dine, doًruya yِnelen ve puta tapanlardan olmayan Ibrahim'in dinine iletmi‏tir" de.
162. De ki: "Namazim, ibadetlerim, hayat‎m ve ِlümüm, alemlerin Rabbi Allah içindir.
163. O'nun hiçbir ortaً‎ yoktur; bِyle emrolundum ve ben Müslümanlar‎n ilkiyim.
164. De ki: "Allah her ‏eyin Rabbi iken O'ndan ba‏ka bir rab mi arayay‎m? Herkesin kazand‎ً‎  kendisinedir, kimse ba‏kas‎n‎n yükünü ta‏‎imaz; sonunda dِnü‏ünüz  Rabbinizedir, ayr‎l‎ًa dü‏tüًünüz ‏eyleri size bildirecektir."
165. Verdikleriyle denemek için sizi yeryüzünün halifeleri k‎lan ve kiminizi kiminize derecelerle üstün yapan O'dur. Doًrusu Rabbinin cezaland‎rmas‎ süratlidir. قüphesiz O baً‎‏lar, merhamet eder.

Enbiya Suresi

Mekke'de nazil olmu‏tur. 112 âyettir.
Bilhassa baz‎ peygamberler ve onlar‎n kavimleriyle olan münasebetlerinden bahsettiًi için Enbiya (Peygamberler) sûresi ad‎n‎ alm‎‏t‎r.

Eûzübillâhimine‏‏eytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
1. فnsanlar‎n hesaba çekilecekleri yakla‏t‎. Hal bِyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler. 
2. Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya  alarak dinlerler. 
3.Kalpleri hep eًlencede, hem o zalimler ‏u gizli f‎s‎lt‎y‎ yapt‎lar: Bu (Muhammed), sizin gibi bir be‏er olmaktan ba‏ka nedir ki! Siz ‏imdi gِzünüz gِre gِre büyüye mi kap‎l‎yorsunuz? 
4. (Peygamber) dedi ki: Rabbim, yerde ve gِkte her sِzü bilir. O, hakk‎yla i‏iten ve bilendir. 
5. "Hay‎r, dediler, (bunlar) saçma sapan rüyalard‎r; bilakis onu kendisi uydurmu‏tur; belki de o, ‏airdir. (Eًer ِyle deًilse) bize hemen, ِncekilere  gِnderilenin benzeri bir âyet getirsin." 
6. Bunlardan ِnce helâk ettiًimiz hiçbir belde iman etmemi‏ti; ‏imdi bunlar m‎ iman edecekler? 
7. Biz, senden ِnce de, kendilerine vahiy verdiًimiz ki‏ilerden ba‏kas‎n‎ peygamber olarak gِndermedik. Eًer bilmiyorsan‎z bilenlerden sorunuz. 
8. Biz onlar‎ (peygamberleri), yemek yemez birer (cans‎z) ceset olarak yaratmad‎k. Onlar (bu dünyada) ebedî de deًillerdir. 
9. Sonra onlara (verdiًimiz) sِzü yerine getirdik; bِylece, hem onlar‎ hem de dilediًimiz (ba‏ka) kimseleri kurtulu‏a erdirdik; müsrifleri de helâk ettik. 
10. Andolsun, size içinde sizin için ًِüt  bulunan bir kitap indirdik. Hâla ak‎llanmaz m‎s‎n‎z? 
11. Zalim olan nice beldeyi k‎r‎p geçirdik; arkas‎ndan da nice ba‏ka topluluklar vücuda getirdik. 
12. Azab‎m‎z‎ hissettiklerinde bir de bakars‎n ki oralardan kaç‎yorlar!
13. "Kaçmay‎n! فçinde bulunduًunuz refaha ve yurtlar‎n‎za dِnün! اünkü size sorular sorulacak!" 

14. "Vay ba‏‎m‎za gelenlere! dediler; gerçekten biz zalim  insanlarm‎‏‎z." 
15. Biz kendilerini, kuruyup biçilmi‏ ekine, sِnmü‏ ate‏e çevirinceye kadar bu feryatlar‎ sürüp gider. 
16. Biz, gًِü, yeri ve bunlar aras‎ndakileri, oyuncular (i‏i, eًlencesi) olarak yaratmad‎k.
17. Eًer bir eًlence edinmek isteseydik, onu kendi taraf‎m‎zdan edinirdik. (Bu irademizin eseri olurdu. Ama) biz (bunu) yapanlardan deًiliz.
18. Bilakis biz, hakk‎ bât‎l‎n tepesine bindiririz de o, bât‎l‎n i‏ini bitirir. Bir de bakars‎n‎z ki, bât‎l yok olup gitmi‏tir.  (Allah'a) yak‎‏t‎rd‎ً‎n‎z s‎fatlardan dolay‎ yaz‎klar olsun size! 
19. Gِklerde ve yerde  kimler varsa O'na aittir. O'nun huzurunda bulunanlar, O'na ibadet hususunda  kibirlenmezler ve yorulmazlar. 
20. Onlar, b‎k‎p usanmaks‎z‎n gece gündüz tesbih ederler. 
21. Yoksa, yerden birtak‎m tanr‎lar edindiler de,  onlar m‎ diriltecekler? 
22. Eًer yerde ve gِkte Allah'tan ba‏ka tanr‎lar  bulunsayd‎, yer ve gِk, (bunlar‎n nizam‎) kesinlikle bozulup gitmi‏ti. Demek ki Ar‏'‎n Rabbi olan Allah, onlar‎n yak‎‏t‎rd‎klar‎ s‎fatlardan münezzehtir. 
23. Allah, yapt‎ً‎ndan sorumlu tutulamaz; onlar ise sorguya çekileceklerdir. 
24. Yoksa  O'ndan ba‏ka birtak‎m tanr‎lar m‎ edindiler? De ki: Haydi delillerinizi getirin! ف‏tebenimle beraber olanlar‎n Kitab'‎ ve benden ِncekilerin Kitab'‎. Hay‎r, onlar‎n çoًu hakk‎ bilmezler; bu yüzden de yüz çevirirler. 
25. Senden ِnce hiçbir resûl gِndermedik ki ona: "Benden ba‏ka فlâh yoktur; ‏u halde bana kulluk edin" diye vahyetmi‏ olmayal‎m. 
26. Rahmân (olan Allah, melekleri) evlât edindi, dediler. Hâ‏â! O, bundan münezzehtir. Bilakis (melekler), lütuf ve ihsana mazhar olmu‏ kullard‎r. 
27. O'ndan (emir almazdan) ِnce konu‏mazlar; onlar, sadece O'nun emri ile hareket ederler. 
28. Allah, onlar‎n ِnlerindekini de, arkalar‎ndakini de (yapt‎klar‎n‎ da, yapacaklar‎n‎ da) bilir. Allah r‎zas‎na ula‏m‎‏ olanlardan ba‏kas‎na ‏efaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler! 
29. Onlardan her kim: "Tanr‎ O deًil, benim!" derse, biz onu cehennemle cezaland‎r‎r‎z. ف‏te biz, zalimlere bِyle ceza veririz! 
30. فnkâr edenler, gِklerle yer biti‏ik bir halde iken bizim, onlar‎ birbirinden kopard‎ً‎m‎z‎ ve her canl‎ ‏eyi sudan yaratt‎ً‎m‎z‎ gِrüp dü‏ünmediler mi? Yine de inanmazlar m‎? 
31. Onlar‎ sarsmas‎n diye yeryüzünde bir tak‎m daًlar diktik. Orada geni‏ geni‏ yollar açt‎k; ta ki maksatlar‎na ula‏s‎nlar. 
32. Biz, gِkyüzünü korunmu‏ bir tavan gibi yapt‎k. Onlar ise, gِkyüzünün âyetlerinden yüz çevirirler. 
33. O, geceyi, gündüzü, güne‏i, ay‎... yaratand‎r. Her biri bir yِrüngede yüzmektedirler.
34. Biz, senden ِnce de hiçbir be‏ere ebedîlik vermedik. قimdisen ِlürsen, sanki onlar ebedî mi kalacaklar? 

35. Her canl‎, ِlümü tadar. Bir deneme olarak sizi hay‎rla da, ‏erle de imtihan ederiz. Ve siz, ancak bizedِndürüleceksiniz. 
36. (Resûlüm!) Kâfirler seni gِrdükleri zaman: "Sizin ilâhlar‎n‎z‎ diline dolayan bu mu?" diyerek seni hep alaya al‎rlar. Halbuki onlar, çok esirgeyici Allah'‎n Kitab‎n‎ inkâr edenlerin ta kendileridir. 
37. فnsan, aceleci (bir tabiatta) yarat‎lm‎‏t‎r. Size âyetlerimi gِstereceًim; benden acele istemeyin. 
38. "Eًer, diyorlar, doًru iseniz, ne zaman (gerçekle‏ecek) bu tehdit?" 
39. فnkâr edenler, yüzlerinden ve s‎rtlar‎ndan (saran) ate‏i savamayacaklar‎, kendilerine yard‎m dahi edilmeyeceًi zaman‎ bir bilselerdi! 
40. Bilâkis kendilerine o (k‎yamet) ِyle âni gelir ki, onlar‎ ‏a‏‎rt‎r. Art‎k, ne reddedebilirler onu, ne de kendilerine mühlet verilir.
41. Andolsun, senden ِnceki peygamberlerle de alay edildi; ama onlar‎ alaya alanlar‎, o alay konusu ettikleri ‏ey ku‏at‎verdi. 
42. De ki: Allah'a kar‏‎ sizi gece gündüz kim koruyacak? Buna raًmen onlar Rablerini anmaktan yüz çevirirler. 
43. Yoksa kendilerini bize kar‏‎ savunacak birtak‎m ilâhlar‎ m‎ var? (O ilâh dedikleri ‏eyler) kendilerine bile yard‎m edecek güçte deًildirler. Onlar bizden de alâka ve destek gِrmezler. 
44. Evet, onlar‎ da, atalar‎n‎ da bar‎nd‎rd‎k. Nihayet ِmür kendilerine (hiç bitmeyecek gibi) uzun geldi. Oysa onlar, bizim gelip (kâfirlere ait) araziyi çevresinden eksilteceًimizi gِrmezler mi? قu halde, üstün gelen onlar m‎?
45. De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum. Fakat, saً‎r olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çaًr‎y‎ duymazlar. 
46. Andolsun, onlara Rabbinin azab‎ndanufak bir esinti dokunsa, hiç ‏üphesiz, "Vah bize! Hakikaten biz zalim kimselermi‏iz!" derler. 
47. Biz, k‎yamet günü için adalet terazileri kurar‎z. Art‎k kimseye, hiçbir ‏ekilde haks‎zl‎k edilmez. (Yap‎lan i‏,) bir hardal tanesi kadar dahi olsa, onu (adalet terazisine) getiririz. Hesap gِren olarak biz (herkese) yeteriz. 
48. Andolsun biz, Musa ve Harun'a, takvâ sahipleri için bir ‎‏‎k, bir ًِüt ve Furkan'‎ verdik. 
49. (O takvâ sahipleri ki) onlar, gِrmedikleri halde Rablerine candan sayg‎ gِsterirler. Yine onlar, k‎yametten korkan kimselerdir. 
50. ف‏te bu (Kur'an) da, bizim indirdiًimiz hay‎rl‎ ve faydal‎ bir ًِüttür. قimdi onu inkâr m‎ ediyorsunuz?
51.Andolsun biz فbrahim'e daha ِnce rü‏dünü vermi‏tik. Biz onu iyi tan‎rd‎k.
52. O, babas‎na ve kavmine: قu kar‏‎s‎na geçip tapmakta olduًunuz heykeller de ne oluyor? demi‏ti. 
53. Dediler ki: Biz, babalar‎m‎z‎ bunlara tapar kimseler bulduk. 
54. Doًrusu, siz de, babalar‎n‎z da aç‎k bir sap‎kl‎k içindesiniz, dedi. 
55. Dediler ki: Bize gerçeًi mi getirdin, yoksa sen oyunbazlardan biri misin? 
56. Hay‎r, dedi, sizin Rabbiniz, yaratt‎ً‎ gِklerin ve yerin de Rabbidir ve ben buna ‏ahitlik edenlerdenim. 
57. Allah'a yemin ederim ki, siz ayr‎l‎p gittikten sonra putlar‎n‎za bir oyun oynayacaً‎m!
58. Sonunda فbrahim onlar‎ paramparça etti. Yaln‎z onlar‎n büyüًünü b‎rakt‎; belki ona müracaat ederler diye. 

59. Bunu tanr‎lar‎m‎za kim  yapt‎? Muhakkak o, zalimlerden biridir, dediler. 
60. (Bir k‎sm‎:) Bunlar‎ diline dolayan bir genç duyduk; kendisine فbrahim denilirmi‏, dediler.

.
61. O halde,dediler, onu hemen insanlar‎n gِzü ِnüne getirin. Belki ‏ahitlik ederler. 
62. Bunu ilâhlar‎m‎za sen mi yapt‎n ey فbrahim? dediler. 
63. Belki de bu i‏i ‏u büyükleri yapm‎‏t‎r. Hadi onlara sorun; eًer konu‏uyorlarsa! dedi.
64. Bunun üzerine, kendi  vicdanlar‎na dِnüp (kendi kendilerine) "Zalimler sizlersiniz, sizler!" dediler. 

65. Sonra tekrar eski inanç ve tart‎‏malar‎na dِndüler: Sen bunlar‎n konu‏mad‎ً‎n‎ pek âlâ biliyorsun, dediler. 
66. فbrahim: ضyleyse, dedi, Allah'‎ b‎rak‎p da, size hiçbir fayda ve zarar vermeyen bir ‏eye hâla tapacak m‎s‎n‎z? 
67. Size de, Allah'‎ b‎rak‎p tapmakta olduًunuz ‏eylere de yuh olsun! Siz ak‎llanmaz m‎s‎n‎z? 
68. (Bir k‎sm‎:) Eًer i‏ yapacaksan‎z, yak‎n onu da tanr‎lar‎n‎za yard‎m edin! dediler. 
69. "Ey ate‏! فbrahim için serinlik ve esenlik ol!" dedik. 
70. Bِylece ona bir tuzak kurmak istediler; fakat biz onlar‎, daha çok hüsrana uًrayanlar durumuna soktuk. 
71. Biz,onu ve Lût'u kurtararak, içinde cümle âleme bereketler verdiًimiz ülkeye ula‏t‎rd‎k.
72. Ona (فbrahim'e), فshak'‎ ve fazladan bir baً‎‏ olmak üzere Ya'kub'u lütfettik; herbirini sâlih insanlar yapt‎k. 
73. Onlar‎, emrimiz uyar‎nca doًru yolu gِsteren ِnderler yapt‎k ve kendilerine hay‎rl‎ i‏ler yapmay‎, namaz k‎lmay‎, zekât vermeyi vahyettik. Onlar, daima bize ibadet eden kimselerdi. 
74. Lût'a gelince, ona dahüküm (hakimlik, peygamberlik, hükümdarl‎k) ve ilim verdik; onu, çirkin i‏ler  yapmakta olan memleketten kurtard‎k. Zira onlar (o memleketin halk‎), gerçekten  fena i‏ler yapan kِtü bir kavimdi. 
75. Onu (Lût'u) rahmetimize kabul ettik; çünkü o, sâlihlerden idi. 
76. Daha ِnce Nuh da dua etmi‏, biz onun duas‎n‎ kabul etmi‏tik. Bِylece, kendisini ve (iman eden) yak‎nlar‎n‎ büyük s‎k‎nt‎dan kurtarm‎‏t‎k. 
77. Onu,âyetlerimizi inkâr eden kavimden koruduk. Gerçekten onlar, fena bir kavim idi; bu yüzden topunu birden (suya) gِmdük. 
78. Davud ve Süleyman'‎ da (an). Bir zaman, bir ekin konusunda hüküm veriyorlard‎: bir gurup insan‎n koyun sürüsü, geceleyin ba‏‎bo‏ bir vaziyette bu ekinin içine daً‎l‎p ziyan vermi‏ti. Biz onlar‎n  hükmünü gِrüp bilmekte idik. 
79. Bِylece bunu (bu fetvay‎) Süleyman'a biz  anlatm‎‏t‎k. Biz, onlar‎n her birine hüküm (hükümdarl‎k, peygamberlik) ve ilim verdik. Ku‏lar‎ ve tesbih eden daًlar‎ da Davud'a boyun eًdirdik. (Bunlar‎) biz yapmaktay‎z. 
80. Ona, sava‏ s‎k‎nt‎lar‎n‎zdan sizi korumas‎ için z‎rh yapmay‎ ًِrettik. Art‎k ‏ükredecek misiniz? 
81. Süleyman'‎n emrine de kas‎rga (gibi esen) rüzgâr‎ verdik; onun emriyle içinde bereketler yaratt‎ً‎m‎z yere doًru eserdi. Biz her‏eyi biliriz. 
82. قeytanlar aras‎ndan da, onun için dalg‎çl‎k eden (ve incilerç‎karan) ve bundan ba‏ka i‏ler gِrenler vard‎. Biz onlar‎ gِzetim alt‎nda tutuyorduk
83. Eyyub'u da (an). Hani Rabbine: "Ba‏‎ma bu dert geldi. Sen,  merhametlilerin en merhametlisisin" diye niyaz etmi‏ti. 
84. Bunun üzerine biz, taraf‎m‎zdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hat‎ra olmak üzere onun duas‎n‎ kabul ettik; kendisinde dert ve s‎k‎nt‎ olarak ne varsa giderdik ve ona aile efrad‎n‎, ayr‎ca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik. 
85. فsmail'i, فdris'i ve Zülkifi de (yâdet). Hepsi de sabreden kimselerdendi. 
86. Onlar‎ rahmetimize kabul ettik. Onlar hakikaten iyi kimselerdendi.
87. Zünnûn'u da (Yunus'u da zikret). O ِfkeli bir halde geçip gitmi‏ti; bizim kendisini asla s‎k‎‏t‎rmayacaً‎m‎z‎ zannetmi‏ti. Nihayet karanl‎klar içinde: "Senden ba‏ka hiçbir tanr‎ yoktur. Seni tenzih ederim.  Gerçekten ben zalimlerden oldum!" diye niyaz etti. 
88. Bunun üzerine onun duas‎n‎ kabul ettik ve onu kederden kurtard‎k. ف‏te biz müminleri bِyle kurtar‎r‎z. 
89.Zekeriyya'y‎ da (an). Hani o, Rabbine ‏ِyle niyaz etmi‏ti: Rabbim! Beni yaln‎z  b‎rakma! Sen, vârislerin en hay‎rl‎s‎s‎n, (her ‏ey sonunda senindir). 
90. Biz onun da duas‎n‎ kabul ettik ve ona Yahya'y‎ verdik; e‏ini de kendisi için (çocuk doًurmaya) elveri‏li k‎ld‎k. Onlar (bütün bu peygamberler), hay‎r i‏lerinde ko‏u‏urlar, umarak ve korkarak bize yalvar‎rlard‎; onlar, bize kar‏‎ derin sayg‎ içindeydiler. 
91. Irz‎n‎  iffetle korumu‏ olan‎ (Meryem'i de an.) Biz ona ruhumuzdan üfledik; onu ve oًlunu cümle âlem için bir ibret k‎ld‎k. 
92. Hakikaten bu (bütün peygamberler ve onlara  iman edenler) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir. Ben de sizin Rabbinizim. ضyle ise bana kulluk edin. 
93. (فnsanlar) kendi aralar‎nda (din ve devlet) i‏lerinin birliًini bozdular. Halbuki hepsi bize dِneceklerdir. 
94. Bu durumda her kim  mümin olarak iyi davran‎‏lar yaparsa onun çabas‎n‎ gِrmezlikten gelmek olmaz. Zira biz onu yazmaktay‎z. 
95. Helâk ettiًimiz bir belde için art‎k (yeniden mâmur olmak) imkâns‎zd‎r; çünkü onlar geri dِnemeyeceklerdir. 
96. Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc (sedleri) aç‎ld‎ً‎ ve onlar her tepeden ak‎n ettiًi zaman; 
97. Ve gerçek   vaad (ِlüm, k‎yamet) yakla‏‎nca, birden, inkâr edenlerin gِzleri donakal‎r!  "Yaz‎klar olsun bize! (derler), gerçekten biz, bu durumdan habersizmi‏iz; hatta biz  zalim kimselermi‏iz." 
98. Siz ve Allah'‎n d‎‏‎nda tapt‎ً‎n‎z ‏eyler cehennem yak‎t‎s‎n‎z. Siz oraya gireceksiniz.
99. Eًer onlar birer tanr‎ olsalard‎ oraya (cehenneme) girmezlerdi. Halbuki hepsi (tapanlar da tap‎lanlar da) orada ebedî  kalacaklard‎r. 
100. Orada onlara inim inim inlemek dü‏er. Yine onlar orada (hiçbir  iyi haber) duymazlar. 
101. Taraf‎m‎zdan kendilerine güzel âk‎bet takdir edilmi‏olanlara gelince, i‏te bunlar cehennemden uzak tutulurlar. 
102. Bunlar onun  uًultusunu duymazlar; gِnüllerinin dilediًi nimetler içinde ebedî kal‎rlar.
103. En büyük deh‏et dahi onlar‎ tasaland‎rmaz. Melekler kendilerini ‏ِyle kar‏‎lar: ف‏te bu size vâdedilmi‏ olan (mutlu) gününüzdür. 
104. (Dü‏ün o) günü ki, yaz‎l‎ kâً‎tlar‎n tomar‎n‎ dürer gibi gًِü toplay‎p düreriz. T‎pk‎ ilk yaratmaya ba‏lad‎ً‎m‎z gibi onu tekrar o hale getiririz. (Bu,) üzerimize ald‎ً‎m‎z bir vaad oldu. Biz, yapar‎z.
105. Andolsun Zikir'den sonra Zebur'da da: "Yeryüzüne iyi kullar‎m vâris olacakt‎r" diye yazm‎‏t‎k. 
106. ف‏te bunda, (bize) kulluk eden bir kavim için bir mesaj vard‎r. 
107. (Resûlüm!) Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gِnderdik.
108. De ki: Bana sadece, sizin ilâh‎n‎z‎n ancak bir tek Allah olduًu vahyedildi. Hâla müslüman olmayacak m‎s‎n‎z? 
109. Eًer yüz çevirirlerse de ki: (Bana emrolunan‎) hepinize aç‎klad‎m. Art‎k size vâdolunan ‏ey (mah‏erde toplanma zaman‎n‎z) yak‎n m‎ uzak m‎, bilmiyorum. 
110. قüphesiz Allah sِzün aç‎ً‎n‎ da bilir, gizli tuttuklar‎n‎z‎ da bilir. 
111. Bilmiyorum, belki de o (azab‎n ertelenmesi), sizi denemek ve bir zamana kadar sizi (imkânlardan) faydaland‎rmak içindir. 
112.(Muhammed:) Rabbim! (Onlar hakk‎nda) adaletinle hükmünü ver. Bizim Rabbimiz  Rahmân'd‎r. Sizin anlatt‎klar‎n‎za kar‏‎ yard‎m‎ umuland‎r, dedi.

hidayet akinci
00 20 12 472 14 93 akinci70@yahoo.com